• Nisanur Dergisi - Ekim 2017
  • Nisanur Dergisi - Eylül 2017
  • Nisanur Dergisi - Ağustos 2017
  • Nisanur Dergisi - Temmuz 2017
  • Nisanur Dergisi - Haziran 2017
  • Nisanur Dergisi - Mayıs 2017
  • Nisanur Dergisi - Nisan 2017
  • Nisanur Dergisi - Mart 2017
  • Nisanur Dergisi - Şubat 2017
  • Nisanur Dergisi - Ocak 2017
  • Nisanur Dergisi - Aralık 2016
  • Nisanur Dergisi - Kasım 2016
  • Nisanur Dergisi - Ekim 2016
  • Nisanur Dergisi - Eylül 2016
  • Nisanur Dergisi - Ağustos 2016
  • Nisanur Dergisi - Temmuz 2016
  • Nisanur Dergisi - Haziran 2016
  • Nisanur Dergisi - Mayıs 2016
  • Nisanur Dergisi - Nisan 2016
  • Nisanur Dergisi - Mart 2016
  • Nisanur Dergisi - Şubat 2016
  • Nisanur Dergisi - Ocak 2016
  • Nisanur Dergisi - Aralık 2015
  • Nisanur Dergisi - Kasım 2015
  • Nisanur Dergisi - Ekim 2015
  • Nisanur Dergisi - Eylül 2015
  • Nisanur Dergisi - Ağustos 2015
  • Nisanur Dergisi - Temmuz 2015
  • Nisanur Dergisi - Haziran 2015
  • Nisanur Dergisi - Mayıs 2015
  • Nisanur Dergisi - Nisan 2015
  • Nisanur Dergisi - Mart 2015
  • Nisanur Dergisi - Şubat 2015
  • Nisanur Dergisi - Ocak 2015
  • Nisanur Dergisi - Aralık 2014
  • Nisanur Dergisi - Kasım 2014
  • Nisanur Dergisi - Ekim 2014
  • Nisanur Dergisi - Eylül 2014
  • Nisanur Dergisi - Ağustos 2014
  • Nisanur Dergisi - Temmuz 2014
  • Nisanur Dergisi - Haziran 2014
  • Nisanur Dergisi - Mayıs 2014
  • Nisanur Dergisi - Nisan 2014
  • Nisanur Dergisi - Mart 2014
  • Nisanur Dergisi - Şubat 2014
  • Nisanur Dergisi - Ocak 2014
  • Nisanur Dergisi - Aralık 2013
  • Nisanur Dergisi - Kasım 2013
  • Nisanur Dergisi - Ekim 2013
  • Nisanur Dergisi - Eylül 2013
  • Nisanur Dergisi - Ağustos 2013
  • Nisanur Dergisi - Temmuz 2013
  • Nisanur Dergisi - Haziran 2013
  • Nisanur Dergisi - Mayıs 2013
  • Nisanur Dergisi - Nisan 2013
  • Nisanur Dergisi - Mart 2013
  • Nisanur Dergisi - Şubat 2013
  • Nisanur Dergisi - Ocak 2013
  • Nisanur Dergisi - Aralık 2012
  • Nisanur Dergisi - Kasım 2012
  • Nisanur Dergisi - Ekim 2012
  • Nisanur Dergisi - Eylül 2012
  • Nisanur Dergisi - Ağustos 2012
  • Nisanur Dergisi - Temmuz 2012
  • Nisanur Dergisi - Haziran 2012
  • Nisanur Dergisi - Mayıs 2012
  • Nisanur Dergisi - Nisan 2012
  • Nisanur Dergisi - Mart 2012
  • Nisanur Dergisi - Şubat 2012
  • Nisanur Dergisi - Ocak 2012
  • Nisanur Dergisi - Aralık 2011

İslam’da Aile Hukuku İslam Hukukunun Hayattaki Yeri

11-10-2017 0 Yorum Aile

İslam’da hukuk meselesine başlı başına bakıldığında aslında tüm yönetim en ince ayrıntısına kadar düşünülmüş ve sonucunda çıkacaklarına dahi hüküm belirlenmiştir. Kendilerini hükümlere karşı körleştiren zihinlerin karalama propagandaları olsa dahi, yasalarda eksik veyahut bir haksızlık bulamadıklarından iftiraya başvurmuş birçok iftirayla Allah’ın kanunlarını karalama propagandası yapmışlardır.

 İslam hukukunda “aile” kanunlarını birkaç yazıda ele aldık.

Bu vesileyle ilgilisi bu konu hakkında araştırma yaparak geniş bir bilgiye sahip olacaktır.

İslam’da hukuk meselesine başlı başına bakıldığında aslında tüm yönetim en ince ayrıntısına kadar düşünülmüş ve sonucunda çıkacaklarına dahi hüküm belirlenmiştir. Kendilerini hükümlere karşı körleştiren zihinlerin karalama propagandaları olsa dahi, yasalarda eksik veyahut bir haksızlık bulamadıklarından iftiraya başvurmuş birçok iftirayla Allah’ın kanunlarını karalama propagandası yapmışlardır.

Ne yazık ki araştırmadan uzak ve kulaktan dolma bilgiyle bazı insanlar da bilmeden istemeden bu tayfaya katılmış, hüküm eleştirme ve yasaları inkar etme yoluna gitmişlerdir. Ne yazık ki artık günahların çoğu bilmediği bir konu hakkında atıp tutmaktan kaynaklı.

Her evlenen ve evlenecek olan Müslüman erkek/kadın fark etmez, kendisine düşen ve yapması gerekenleri araştırmalı ve peşine düşmelidir.

İslam hukuku fertleri düşünürken aynı zamanda tolumu da bu kanunlarla idame etmektedir. Bir yuvanın kurulması veya bozulmasıyla tüm topluma sirayet edecek alışkanlıkları da düşünmektedir. Bizler ne kadar İslam’dan ve hükümlerini uygulamaktan kaçarsak hayatımız bir o kadar karmaşık ve içinden çıkılmaz bir hal alacağını unutmayalım.

Gelgelelim ki İslam’ın getirdiği yasalardan kaçan mahkemeler kendilerini koca bir karanlık delikte bulmuşlar ve içinden çıkamayacakları, çözüm üretemeyecekleri bir mahkemeyle karşı karşıya kalmaktadırlar. Aileler verilen kararlar sonucu dağılmış, bu hem ailenin bilmemesinden ve asıl kanundan kaçışından kaynaklıdır.

Her Müslüman birey kendisi ve çevresine aslında İslam hukukunda yasalar nasıl işler ve nasıl olmalıdır, aile içinde düzenin nasıl olması gerektiği üzerine bilgi vermeli, bu bilgiye araştırarak bütünüyle hakim olmalı ki batılılaşan yuvalar ve bize uygulanan batı kanunları en azından biz Müslümanlarda normal karşılanmasın. Zamanla normalleşen kanunlar biz farkında olmadan İslam hukukundan ne kadar uzaklaştırıyor bizi asıl mesele bu.

Yine huzursuzluğu ve aile dağılmalarını engelleyecek en önemli faktör bilgi sahibi olmaktır. Çok okuyan ve iyi bir gözlemleyici olan birey, oluşan sorunlara karşı nasıl bir tavır takınması gerektiğini de bilecektir. Vesselam

Rumeysa Sülün Demir | Doğruhaber

 

Aile
Yazdır Arkadaşına gönder

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.