• Nisanur Dergisi - Ağustos 2017
  • Nisanur Dergisi - Temmuz 2017
  • Nisanur Dergisi - Haziran 2017
  • Nisanur Dergisi - Mayıs 2017
  • Nisanur Dergisi - Nisan 2017
  • Nisanur Dergisi - Mart 2017
  • Nisanur Dergisi - Şubat 2017
  • Nisanur Dergisi - Ocak 2017
  • Nisanur Dergisi - Aralık 2016
  • Nisanur Dergisi - Kasım 2016
  • Nisanur Dergisi - Ekim 2016
  • Nisanur Dergisi - Eylül 2016
  • Nisanur Dergisi - Ağustos 2016
  • Nisanur Dergisi - Temmuz 2016
  • Nisanur Dergisi - Haziran 2016
  • Nisanur Dergisi - Mayıs 2016
  • Nisanur Dergisi - Nisan 2016
  • Nisanur Dergisi - Mart 2016
  • Nisanur Dergisi - Şubat 2016
  • Nisanur Dergisi - Ocak 2016
  • Nisanur Dergisi - Aralık 2015
  • Nisanur Dergisi - Kasım 2015
  • Nisanur Dergisi - Ekim 2015
  • Nisanur Dergisi - Eylül 2015
  • Nisanur Dergisi - Ağustos 2015
  • Nisanur Dergisi - Temmuz 2015
  • Nisanur Dergisi - Haziran 2015
  • Nisanur Dergisi - Mayıs 2015
  • Nisanur Dergisi - Nisan 2015
  • Nisanur Dergisi - Mart 2015
  • Nisanur Dergisi - Şubat 2015
  • Nisanur Dergisi - Ocak 2015
  • Nisanur Dergisi - Aralık 2014
  • Nisanur Dergisi - Kasım 2014
  • Nisanur Dergisi - Ekim 2014
  • Nisanur Dergisi - Eylül 2014
  • Nisanur Dergisi - Ağustos 2014
  • Nisanur Dergisi - Temmuz 2014
  • Nisanur Dergisi - Haziran 2014
  • Nisanur Dergisi - Mayıs 2014
  • Nisanur Dergisi - Nisan 2014
  • Nisanur Dergisi - Mart 2014
  • Nisanur Dergisi - Şubat 2014
  • Nisanur Dergisi - Ocak 2014
  • Nisanur Dergisi - Aralık 2013
  • Nisanur Dergisi - Kasım 2013
  • Nisanur Dergisi - Ekim 2013
  • Nisanur Dergisi - Eylül 2013
  • Nisanur Dergisi - Ağustos 2013
  • Nisanur Dergisi - Temmuz 2013
  • Nisanur Dergisi - Haziran 2013
  • Nisanur Dergisi - Mayıs 2013
  • Nisanur Dergisi - Nisan 2013
  • Nisanur Dergisi - Mart 2013
  • Nisanur Dergisi - Şubat 2013
  • Nisanur Dergisi - Ocak 2013
  • Nisanur Dergisi - Aralık 2012
  • Nisanur Dergisi - Kasım 2012
  • Nisanur Dergisi - Ekim 2012
  • Nisanur Dergisi - Eylül 2012
  • Nisanur Dergisi - Ağustos 2012
  • Nisanur Dergisi - Temmuz 2012
  • Nisanur Dergisi - Haziran 2012
  • Nisanur Dergisi - Mayıs 2012
  • Nisanur Dergisi - Nisan 2012
  • Nisanur Dergisi - Mart 2012
  • Nisanur Dergisi - Şubat 2012
  • Nisanur Dergisi - Ocak 2012
  • Nisanur Dergisi - Aralık 2011

Sütten Kesme Süreci Nasıl Olmalı?

27-12-2016 0 Yorum Yazarlarımızdan

Bazen emzirme döneminin bitimi otuzuncu aya kadar sarkabilir. Kimi bebekler 1-2 haftada kimileri de 3-4 haftada anne sütünü bırakır. Sütten kesme süreci ise en fazla 6 aya kadar sürebilir. Sütten kesme sürecinde annenin çocuğuyla yeteri kadar ilgilenmesi, sevgisini göstermesi çok önemlidir.

“Anneler, çocuklarını iki tam yıl boyunca emzirirler; bu hüküm emzirmeyi tamamlamak isteyenler içindir.” (Bakara / 233)

Yukarıdaki ayette sabit olduğu gibi, çocuk ve anne arasındaki bağın köklerinin atıldığı iki yılın sonunda sütten kesme süreci yaşanır. Bebeklerini sütten kesme süreci çoğu anneler için oldukça zorlu bir süreçtir. Bebek için de aynı durum söz konusudur. Nitekim sütten kesme olayına kadar çocuk, besin ihtiyacının önemli kısmını anne sütüyle gidermektedir. Emzirmekle oluşan anne ile bebek arasındaki bağ, çocuğun sadece midesini değil aynı zamanda sevgiye olan ihtiyacını da bir nevi doyurmaktadır. O nedenle çocuğunu sütten kesmek için annenin doğru ve sağlıklı yöntemi kullanması büyük önem arz etmektedir.

Örneğin; çocuk bağlandığı anne göğsünden tiksindirerek koparılmamalı. Aksi halde çocukta öfke, huzursuzluk, güvensizlik oluşur; anneyle kurulmuş güven bağı zarar görür.

İki yılın sonuna doğru çocuğun anneyi sık sık emmek istediği görülür. Bunun sebebi çocuğun emme refleksinde bir azalma eğilimi gerçekleşiyor olmasıdır. Bu durumda çocuk tedirgindir. Huzursuzluk hissettiği için anneye yoğun bir şekilde yönelir. Çocuğun sık sık, kısa aralıklarla emmek istiyor olması annelere artık emzirme döneminin sonlandırılması gerektiğinin bir sinyalidir.

Bazen emzirme döneminin bitimi otuzuncu aya kadar sarkabilir. Kimi bebekler 1-2 haftada kimileri de 3-4 haftada anne sütünü bırakır. Sütten kesme süreci ise en fazla 6 aya kadar sürebilir. Sütten kesme sürecinde annenin çocuğuyla yeteri kadar ilgilenmesi, sevgisini göstermesi çok önemlidir. Çünkü sütten kesilen çocuk, kendisini tedirgin ve emniyetsiz hisseder. Dolayısıyla bu sürecin kolay ve çabuk atlatılabilmesi için annenin çocuğuna dikkatle yönelmesi çok önemlidir. Ayrıca unutulmamalıdır ki; otuz ayı doldurduğu halde anne sütü içmeye devam eden çocuk, besin ihtiyacını karşılamak veya annesinden güven almak için değil sadece alıştığı için anne sütü içiyordur.

Çocuğu sütten kesmek için çoğu annelerin bilinçsizce kullandığı soğutma yöntemleri (salça, boya, siyah koyunyünü sürmek gibi), çocuğun dünyasında büyük tahribatlara neden olabilir. Böyle yanlış uygulamalar, çocuğu bir çelişkinin içine sürükler. Bu zamana kadar güzel geçen emzirme dönemi, anne-bebek arasındaki sevgi ve güven dolu o güçlü bağ ve çocuğun kendisini en güvende hissettiği yer, bir anda yerini çocuğu annesinden tiksindirme noktasına kadar dahi getirecek bir durum halini alır. Bu, çocuk için anlaşılmazdır.

Daha önce iyi olan bir şeyin kötü hale getirilmesi veya aksi, kötü bir şeyin iyi hale getirilmesi, her daim tereddütlere yol açar ve neyin doğru neyin yanlış olduğu ayırt edilemez hale gelir. Dolayısıyla göğse bir şey sürerek çocuğu ayırmak etkili gibi gözükse de ileride çocuğun güven problemi yaşamasına yol açar.

Sütten kesme yönteminde genelde birden kesme yöntemi ve aşama aşama kesme yöntemi kullanılıyor.

Bir anda kesme yöntemi, hem anne hem çocuk için oldukça zor uygulanan bir yöntemdir. Annenin birden kesmesi anne için acılı ve sancılı, psikolojik açıdan da kaygılı bir süreç iken çocuk bu süreci en güvendiği limandan koparılma olarak algılamaktadır. Bu da çocuğun dünyasında ciddi tahribatlara ve güven kaybına neden olur.

Bu yöntemde ya iğrendirerek ya da çocuğu bir süre anneden uzaklaştırarak, çocuğun anne sütünden soğuması amaçlanıyor. Bu yöntem, özellikle Anadolu’da, sık tercih edilir; etkili gibi gözükse de tahribatı yüksek olan bir yöntemdir. Özellikle çocuğun bu süreçte anneden uzaklaştırılması çocukta ağır travmalara neden olabilir. Çocuk için önemli bir dönemecin bu yolla bıraktırılması, hem anne hem çocuk için oldukça zorlayıcı ve sakıncalıdır.

Diğer yöntem ise aşama aşama, çocuğu kademeli bir şekilde sütten uzaklaştırmayı amaçlıyor. Bu yöntem, sürecin hem anne hem çocuk için daha kolay ve daha az sıkıntılarla atlatılmasına katkı sağlar. Her şey aşamalı olduğu için anne ve çocuk daha mutlu, daha huzurludur; çocuğa yeni duruma alışabilme imkânı sunulur. Bu süreçte çocuğun hiç bırakmayacakmış gibi gözükmesi anneleri kaygılandırır, ümitsiz eder. Annelerin bu durumda müsterih olması ve kararlı bir şekilde azaltma sürecini sürdürmeleri gerekir. Er ya da geç çocuğun sütten kesilmesi gerçekleşecektir inşallah.

Peki, yavaş yavaş azaltma nasıl olmalı?

İlk önce çocuğun gündüz vaktinde sütü bırakması hedeflenir. Bunun için gündüzleri çocuğun ne kadar, hangi aralıklarla süt isteği olduğu tespit edilir. Tespit edilen bu zaman aralıkları azar azar genişletilmelidir. Elenecek olan aralıkta çocuğun emme isteğini unutturmak için eline sevdiği bir yiyecek verilebilir ya da anne onunla oyun oynayarak veya parka giderek isteğini geçiştirebilir. Annelerin çocuğa bir sonraki süt saati geldiğinde süt vereceğini söylemesi ve saati geldiğinde ‘süt saatimiz geldi’ demesi çocukta oluşabilecek kaygıyı bertaraf etmesinde etkili olur. Çocuk buna alıştıktan sonra bir başka saat dilimini eleyerek aynı işlem tekrarlanır.

Sevgi, ilgi, mutlu ve huzurlu bir ortam sağlama, bu sürecin olmazsa olmazlarındandır. Gündüz vakitleri sütten kesme durumu tamamen ortadan kalktıktan sonra anne kendini gece vakitleri sütten kesme durumuna hazırlayabilir. Çocuklar geceleri emmeyi, genellikle uykuya dalmak için kullanırlar. Çocuk uykudan uyandığında biraz süt verip tekrar uykuya dalmadan evvel annenin göğsünü uzaklaştırması ve çocuğunu örneğin pışpışlayarak veya sıvazlayarak uyutmaya çalışması gerekir. Bundan sonrası için çocuk her uyandığında annesini emerek değil yavaş yavaş kendiliğinden uyumaya alıştırılmalıdır. Ayrıca gece oluşabilecek süt ihtiyacını gidermek için anne çocuğuna uyumadan önce günlük süt ısıtıp verebilir.

Sonuç itibariyle şartlar ve yöntemler ne olursa olsun çocuğun bir geçiş döneminde olduğu ve takriben iki yıl boyunca sığındığı güven kucağından bir anda ayrılmanın, çocuk için öyle kolay olmadığı gerçeği unutulmamalıdır.

Pedagog Meliha Timur / Nisanur Dergisi - Aralık 2016 (61. Sayı)
 

Yazarlarımızdan
Yazdır Arkadaşına gönder

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.