24 Saat Yetmiyor mu Size?

Rana Çeçen
Bulaşığı, çamaşırı makineler yıkar, mutfakta birçok şey elektrikli aletlerle daha kısa sürede yapılır, halıları bile artık fabrikalar yıkar, fakat kadınlarımız yine de Kur’an okuyacak, namazı doğru dürüst kılacak, kitap okuyacak vakti bulamazlar.
Bismillahirrahmanirrahim.

Kur’an-ı Kerim’de “Dehr”, “Asr”, “Duha”, “Leyl” ve “Nehar” gibi kelimelerle ifade edilen zaman kavramı, dinimizin önem verdiği, anlaşılıp değerinin bilinmesini istediği konulardandır.

Zamanın zihnimizde var olan şekli bu dünya ile alakalıdır. Çünkü yerkürenin dışında bildiğimiz manada bir zaman yoktur. Bizler dünyanın kendi etrafında dönmesi ile meydana gelen gece ve gündüzle, dünyanın güneşin etrafında dönmesi ile meydana gelen mevsimler ve aylarla değerlendiririz zamanı. Rabbimiz de Kur’an-ı Kerim’in pek çok ayet-i kerimesinde bu duruma işaret etmektedir.

“Gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde selim akıl sahipleri için elbette ibretler vardır.”
(Al-i İmran / 190)

“O, güneşi bir ışık (kaynağı), ayı da (geceleyin) bir aydınlık (kaynağı) kılan, yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için ona menziller takdir edendir.” (Yunus / 5)

Dünya kendisi için takdir edilen zamana kadar dönecektir. O dönüşüyle günler, aylar ve yıllar da akıp gidecektir. Her yaşayan can ölecek ve yerlerine başka canlar gelecektir. Ve maalesef dünya hayatını yaşama şansı herkese tek bir defa verilmiştir.

“Suçlular, Rablerinin huzurunda boyunlarını büküp, ‘Rabbimiz! (Gerçeği) gördük ve işittik. Artık şimdi bizi (dünyaya) döndür ki, salih amel işleyelim. Biz artık kesin olarak inanmaktayız’ dedikleri vakit, (onları) bir görsen!” (Secde / 12)

“Onlar cehennemde, ‘Ey Rabbimiz! Bizi buradan çıkar ki dünyada iken işlemekte olduğumuzdan başka ameller, salih ameller işleyelim’ diye bağrışırlar. (Onlara şöyle denilir) Sizi, düşünüp öğüt alacak kimsenin düşünüp öğüt alabileceği kadar yaşatmadık mı? Size uyarıcı da gelmişti. Öyle ise tadın azabı. Çünkü zalimler için hiçbir yardımcı yoktur.” (Fatır / 37)

İnsan hayatının hiçbir alanını çözümsüz bırakmayan dinimiz, bize verilen en büyük sermayelerden biri olan zamanı da nasıl kullanmamız gerektiği konusunda rehber olmuştur. 
 
“İki nimet vardır ki insanların çoğu bunda aldanmıştır: sıhhat ve boş vakit” (Buhari) uyarısını yapan Resulü Ekrem (SAV)’in şu tavsiyesini, her âdemoğlunun kulağına küpe yapması gerekir:

“Beş şeyden evvel beş şeyin kıymetini bil: İhtiyarlık gelmeden önce gençliğin, hasta olmadan önce sıhhatin, fakirlik gelmeden önce zenginliğin, meşguliyetten önce boş vaktin ve ölmeden önce hayatın.”
(Buhari, Müslim) 

Ne yazık ki günümüzde en çok israf edilen nimetlerin başında zaman nimeti gelmektedir. Ahir zaman oluşundan mıdır bilinmez ama saatler, günler, aylar, yıllar yetmez oldu insanlara. Oysaki yaşı otuz beşin üzerinde olanlar, teknolojik aletlerin çok da yaygın olmadığı zamanı çok iyi bilirler. Çamaşırın, bulaşığın elde yıkandığı, birçok işin el gücüyle yapıldığı zamanlarda, ‘zaman bize yetmiyor’ denilmezdi. Hatta çamaşır makinelerinin yaygınlaştığı zamanlarda özellikle Müslüman hanımlar arasında; ‘artık daha çok boş vaktimiz olacak, ibadetlere, ilme daha çok zaman ayırabileceğiz’ deniliyordu. Ancak realite böyle olmadı. Bulaşığı, çamaşırı makineler yıkar, mutfakta birçok şey elektrikli aletlerle daha kısa sürede yapılır, halıları bile artık fabrikalar yıkar, fakat kadınlarımız yine de Kur’an okuyacak, namazı doğru dürüst kılacak, kitap okuyacak vakti bulamazlar. ‘Günler nasıl geçiyor, anlayamıyoruz’ demeyen kaç kişi vardır acaba? Bereketsiz zamanlar geçiriyoruz. Fahri Kâinat Efendimiz buyuruyor: 

“Zaman yaklaşır. Öyle ki yıl bir ay gibi, ay bir hafta gibi, hafta bir gün gibi, gün bir saat gibi, saat ise, bir anda yanıp kül olan hurma ağacının dalı gibi süratle gelip geçer. Ayrıca o zamanda bulunan insanların seviyesi –genellikle- birbirine yaklaşmış olur. Hayırlı işler yapmamakta, kötülük yapmakta insanlar aynı düzeyi paylaşmış olur.” (İbn Hacer)

İbadetlere gereken önemi vermemekten kaynaklanır, zamanın bereketsizliği. Allah’a itaatle geçen zamanlar kıymetlidir. Bir gün için verilen 24 saat aslında hiç de az bir süre değildir. Yeter ki öncelikleri belirleyip ona göre yapmasını bilelim. Yapılması gerekenleri kendi zamanlarında yapalım. Ertelenen her iş başka işlerin ertelenmesine sebep olacaktır. Vakti boş ve faydasız şeylerle geçirmeyelim. Zaten faydasız ve boş şeylerden yüz çevirmek mü’minlerin özelliği değil midir? Rabbimiz “Öyleyse, bir işi bitirince diğerine koyul” (İnşirah / 7) buyurarak da, her hayırlı işten sonra başka şeylerle meşgul olun, demektedir.

Hasan-ı Basrî, sahabe-i kiramın halini şöyle anlatır:

“Ben öyle insanlara ulaştım ki; sizin elinizdeki altın ve gümüşü koruduğunuzdan daha fazla vakitlerini koruyor ve boşa harcamaktan sakınıyorlardı. Sizden biriniz nasıl iyi bir kazanç getirmeyen yerlere altın ve gümüşünü harcamıyorsa; onlar da zamanlarını öyle titizlikte koruyor, bir tek nefesi dahi zayi etmiyorlar, vakitlerini Allah`a itaatin dışında asla kullanmıyorlardı.”

Hz. Ali’nin Hz. Fatıma’ya şöyle dediği rivayet edilir: "Fâtıma! Yemek yaptığın vakit sulu ve hafif yemekler yap ki fazla çiğneme derdi olmasın. Çünkü sulu yemek tez yenir, kuru yemeği çok çiğnemek gerekir. İkisi arasında elli defa tesbih ve zikir farkı vardır. Yemek başında çok bekleyip hayırlı işlerden geri kalmayalım.”

Yüce kitabımızda Rabbimiz bazı surelere yemin lafızlarıyla başlamıştır. Bunun hikmetlerinden birinin kasem edilen şeyin ehemmiyetli oluşu olduğunu belirtmekte âlimler. “Vel-Asr”, “Ved-Duha”, “Vel-Leyli” ayetleri bunlardandır. Bunların her biri kendi alanında değerli vakitlerdir.

Duha; kuşluk vakti, Asr; ikindi vakti, yüzyıl, Leyl; gece… Bunlar bir bakıma doğumu, yaşamı ve ölümü mü ifade eder bilinmez ancak, gerçek olan şudur ki; doğar, yaşar ve ölürüz. Doğum ve ölüm irademiz dışındadır, fakat yaşam irademizden bağımsız değildir. Alınan nefesin verilebileceği, verilen nefesin tekrar alınabileceği meçhuldür. Rabbimiz 24 saati beş vakit namaz ile bize taksim etmiştir. Aradaki zamanları en iyi şekilde doldurmak ise bizim görevimizdir…

Rana Çeçen / Nisanur Dergisi - Nisan 2016 (53. Sayı)
 
20-04-2016 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.