Ağaç Kurdu Misali; Başarısızlık Duygusu

Rümeysa Sülün
Davetçinin tek amacı davettir! Sonucu ister güzelliklerle ister yıkılmayla olsun… Zaten sonuç onun elinde de değildir.
Bismillahirrahmanirrahim.

Davetçinin önündeki engellerden birisi de başarısızlık duygusudur. Bu duyguya kapılmak aslında insanın bakış açısıyla alakalıdır. Başarısızlık duygusu insanı olumsuzluğa iletir, karamsarlığa iter ve çalışma azmini kırar. Kişiye “Bir daha yapamayacağım” duygusu verir. Bunun için insanın hayatının tüm yönlerini etkileyen bir duygudur.

Başarısızlık duygusunu def etmek hayli önemli bir mevzudur. Bu konuda Amerikalı kurtarma ekiplerinin uygulaması ilgi çekici olmakla beraber önemlidir. Öyle ki; polis köpekleri enkazdan yaralı bulamadıklarında, kurtarma ekibinden biri bilerek enkazın altına giriyor ve köpeklerde oluşmak üzere olan başarısızlık duygusunun önüne geçiyor. Böylelikle köpeklerdeki ‘başarısızlık duygusunun’ işteki verim oranını düşürmesinin de önüne geçilmiş oluyor. Bir köpeğin bile tabiri caiz ise psikolojisinin bu denli hesaba katılması böyle ciddi sonuçlar doğuruyorsa; en değerli varlık olan insanın duygularının, psikolojisinin her hâlükârda hesaba katılması durumunda ortaya çıkacak sonuçlar mükemmel olacaktır…

Aslında bir işi başaramamak insana her şeyin bittiğinin değil de esasen başlangıcı olduğunun habercisidir. İşte davetçi de hedefe ulaşamamanın ardından gelen başarısızlık duygusuna kapılmak yerine “Acaba bu sonuç bana bir şeyler mi anlatıyor” diye düşünmeli; ondan yeni dersler çıkarılacak noktalara kafa yormalıdır.

“Yenilgiye uğrayınca umutsuzluğa kapılma; her başarısızlıkta bir zafer duygusu yatar.”
(Germain martin)

Aynı zamanda başaramadığını ve bir daha asla olmayacağını düşünmek yerine kalbindeki bu kirli duyguları temizleme yoluna gitmelidir. Evet, davetçinin kalbini temiz tutması gerekir. Kalbini temizleme yolunda ilerlemeli, çaba göstermelidir. Bu duyguların şeytanın bir vesvesesi olduğunu aklından çıkarmamalıdır. Bizim amacımız sadece Allah rızası olduğundan sonuçlarla ilgilenmek bize düşmez. Bize düşen çalışmada ve amelde Allah (CC)’ın rızasını gözetmektir…

Sonuca takılıp umutsuzluğa, yes’e düşmenin bize hiçbir yararının olmadığı muhakkak… Bizi düşündüren ve bize dert olması gereken tek şey, sonuç değil de o ameli yaparken ki niyet ve düşünce olmalıdır!

Evet, davetçinin tek amacı davettir! Sonucu ister güzelliklerle ister yıkılmayla olsun… Zaten sonuç onun elinde de değildir. İsterse dörtte dörtlük bir çalışma yapsın Allah takdir etmedikçe o başarıya ulaşamaz…

Davetçi, davet görevi için Allah tarafından halife seçilmiştir. Peki, halife kimdir?

“…Allah ‘Yeryüzünde bir halife yaratacağım’ dedi…” (Bakara / 30)

“…Adem’e esmayı öğretti…” (Bakara / 31)

Her şeye gücü yeten Allah, dileseydi Hz. Âdem’i istediği şekilde programlayabilirdi. Ama istedi ki seçtiği halife kendi iradesiyle kulluk görevini yerine getirsin... Davetçi de görevli olduğu şeyleri yapmalı ve sonucu Allah’a bırakmalı! Aynı şekilde davet ve hizmet yolunda kendisine verilen görevle uğraşmalı; kendisine verilmeyenle uğraşmamalıdır. Bu da sonuçtur. Onun için sonuçları da ‘verimli’ veya ‘verimsiz’ diye nitelendirmesi yanlıştır. Çünkü sonucu yaratan Allah’tır…

Davetçi, yaptığı işi Allah rızası için yapıp yapmadığı konusunda hesaba çekilecek. Onun için sonuca takılıp kalması bir anlam ifade taşımıyor.

Davetçi, sadece insanların iyiliği için çalışmayla görevli değildir. Bütün kâinatın canlı ve cansız varlıklarının selameti için çalışmalıdır. Islah olmamış bir insan, hem insanlık hem de canlı/cansız tüm varlıkların hakkını korumayacaktır. Onun için bütün kâinatın ve insanlığın davetçiye ve İslam’a ihtiyacı vardır. Zira İslam, merhametli bir toplum oluşmasını hedefler. Merhametli toplumda da huzur, barış ve adalet hâkim olur.

Şimdi bir davetçi düşünelim ki; sürekli aklını kurcalayan başarısızlık duygusu ve onu yaptığı çalışmada verimsiz hale getirecek düşünceler taşısın. Bu davetçi ne yaparsa yapsın, hangi işe elini atarsa atsın sonu hüsran olur. Ne kadar çabalasa da, güzel işler yapmak için imkânı olsa da elindeki fırsatı değerlendiremez. Ne yaptığı çalışmadan istediği verimi alabilir ne de hedef kitlesini memnun edebilir. Yani davetçi Allah rızası için yaptığı çalışmadan verim almak istiyorsa önce düşüncelerini kontrol altına alması gerekiyor.

Demek ki davetçi sonuca takılmadan, çıkan engellerde yenilgiye düşmeden, kendisine verilen bütün gücüyle, zekâsı ile zamanıyla çalışmalı, çalışmalı, çalışmalı… Ve asla sonuca takılıp kalmamalıdır.

Rümeysa Sülün / Nisanur Dergisi - Haziran 2015 (43. Sayı)
 
20-06-2015 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.