Aile Hekimi Kadın

Hacer Sara Arslan
Huzur... `O olsun da malımız -mülkümüz olmasın` dediğimiz, hayati bir kavram... Eşimizle dargın olduğumuzda yani huzur evden ve kalpten kaçtığında, evimizdeki bütün değerli ve pahalı eşyaların koca bir hiçe dönüştüğü herkesçe yaşanmış olsa gerek.
"Allah, sizi bir tek nefisten yaratan ve kendisi ile huzur bulsun diye eşini de ondan var edendir. " (A`raf / 189)

Huzur... `O olsun da malımız -mülkümüz olmasın` dediğimiz, hayati bir kavram... Eşimizle dargın olduğumuzda yani huzur evden ve kalpten kaçtığında, evimizdeki bütün değerli ve pahalı eşyaların koca bir hiçe dönüştüğü herkesçe yaşanmış olsa gerek. Aslında herkes onu elde etmek için uğraşır fakat bazen seçilen yollar yanlıştır. Kimisi huzuru zengin olmakta ararken, kimisi de sadece bakış açısını veya onu huzursuzluğa sevk eden huylarını değiştirmekte bulur... Velhasıl, aslında insanlığın peşinde koştuğu en önemli şeydir huzur...

Huzur, ayette de temas edildiği gibi en çok evlilikte aranır. Kime "Nasıl bir evlilik yapmak istersiniz?" diye sorsanız alacağınız cevap ortalama aynıdır: “Huzurlu bir evlilik!”

Boşanmaların tavan yaptığı günümüzde çiftlerin huzuru elde edememesinin çeşitli sebepleri vardır. Fakat biz bir tanesine değineceğiz.

Bir kadın eşinin ve evinin "huzuru" olmak istiyorsa, öncelikle ailesinin "hekimi" olmalıdır. ‘Hekimi’ dedik, çünkü ‘hekim’ maddi hastalıklara çare olduğu gibi manevi hastalıkların da reçetesini sunar. Kadının sadece evin somut, maddi, bedeni ihtiyaçları için çırpınması yetmez. Çünkü bunlar çoğu zaman ruhun gıdası ve ihtiyacı olan sükûnu, huzuru sağlamazlar. Bunu birçok ev hanımı tecrübe edinerek anlamıştır.

Öncelikle hekim olan kadının, karşı cinsini ve özelde kendi eşini çok iyi tanıması gerekir. Bunun için de sabırla beklemeli ve eşini tanımaya çalışmalıdır. Bu bazen yılları alabilir. Eşinin zayıf olduğu yönleri, nelere kızıp nelerden hoşlandığı, hangi durumlarda anlayışlı olduğunu tespit etmesi çok önemlidir. Bir bakıyorsunuz uzun yıllar süren bir evlilik ama birbirini tanımayan iki eş. Daha doğrusu birbirini tanıdığı halde kendi doğrularını yaşamak ve dayatmak isteyen bencil taraflar. Böyle bir yuvada ne eşler birbirinin hekimi ne de yoldaşıdır. Huzur ise zaten çok uzaklardadır.

Eşini tanıyan kadın özverili davranmalıdır. Her tartışmada veya her olayda "ben"ini ortaya çıkarmadan, çözüm odaklı davranmalıdır. Bazen biz sonuna kadar haklı olabiliriz ama unutmayalım ki; aile hekimi olan kadın için bu yeterli bir sebep değildir. Çünkü haklı olmak çoğu zaman çözüm sunmaz. Kadın sevdiği, mutlu olduğu şeylerden veya sevmediği, mutlu olmadığı şeylerden ödün vermedikçe ailesinin yaralarını saramaz. Gerçekten de uzun süren evliliklerin altında yatan sebeplerin özveri ve fedakârlık olduğunu görürüz.

Bir kadının eşinin ibadi konuda eksikliklerini gidermeye çalışması da hekimliğinin gereğidir. Eşinin durumuna göre; bazen direk anlatarak -hatırlatarak, bazen çocuklarıyla grup halinde ibadi aktiviteler yaparak, bazen kendi haliyle örnek olarak, bazen acele etmeyip, zamana yayıp farklı yöntemler izleyerek... Zira en büyük huzur kaynağı yüce dinimizin gereklerini yaşamaktır. Bunun azıcık eksik olması bile ciddi yaralar açabiliyor.

Yine eşi İslami çalışmalarda bulunan kadınlara da bu noktada önemli görevler düşüyor. Allah rızası için yorulan eşlerinin sığınacağı bir liman olmalıdır evleri... Sabırla karşılamalı, geri adım bile atsa buna asla müsaade etmemeli, sürekli teşvik etmelidir. Teşvik sadece sözle de olmaz. Eşi asık suratla karşılamak, eve geç geldiğinde manalı bakışlarla anlatmaya çalışmak, basit yemeklerle geçiştirmek.... Bunlar olduğu sürece istediği kadar "ben sana destek olurum" desin, faydası olmaz.

Eşinde kötü huy olan bir kadın da bu durumda yine hekim gibi davranmalıdır. Bu huyunu gidermenin yollarına bakmalıdır. Uygun reçeteye karar verip başlamalıdır. Mesela eşi normalden fazla kıskanç olabilir. Evet, bu bazen çekilmez bir hal alabiliyor. Ama bunun çözümü eşine inat etmek, ‘giyme’ dediklerini giymek, ‘gitme’ dediği yerlere gitmek değildir. Bir müddet dediklerine harfiyen riayet etmek, aşırı kıskançlığının sebebini irdelemek, gerekirse bu konuyu güzel bir üslupla konuşmak, her konuda eşine güven ve sadakat hissi vermek, belki bir müddet gereğinden fazla ilgi göstermek bu soruna çare olabilir. En azından bütünüyle çare olmasa bile kavga/gürültünün önüne geçer.

Veya eşi ilgisiz olabilir. Bunun çözümü yapılan hataya aynısıyla karşılık vermek değildir. Eğer kadın bu yanlışı gidermek istiyorsa ona olan ilgisini daha da fazlalaştırmalıdır. Rutin hayatı terk etmeli, her gün eşini farklı şekillerde karşılamalı, ilgisini kendisine yöneltmek için uğraşmalıdır. Çünkü bu boşanmalara kadar götüren ciddi bir olaydır ve kadın inatlaşmak yerine bu hastalığa ilaç bulmalıdır.

Tabi kadın kendine sormalıdır. “Gerçekten çözüm odaklı mı bakıyorum? Dargın olduğumuzda ilk o adım atsın, ben ne istiyorsam yerine getirsin, evine saatinde gelsin, her hafta gezmelere götürsün...” Evet, bir kadın bunları isteyebilir. Ama gerçekleşmediğinde bunu olay haline getirmek sorunları girift hale getirir. Gün boyu evinde olan, evinin düzeni, dizaynı ve çocuklarının bakımı kendisine ait olan kadının bunları haksız bir yük olarak görüp, hepsinin stresini eşinden çıkarması aile hekimliğine yakışır bir tutum değildir. Onlar öyle ya da böyle halledilir fakat manevi yaralar derinleşince iyileşmesi zordur.

Öyleyse haydi, huzur için hekimliğe!

Hacer Sara Arslan | Nisanur Dergisi | Şubat 2017 | 63. Sayı
 
28-02-2017 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.