Ailemizi Örnek Aile Haline Getirelim

Başyazı
Müslüman kadın, iffetini ve namusunu korumak için çabalamalı, eşine karşı sorumluluklarını yerine getirmeli, itaatte kusur etmemelidir. Çocuklarını İslami ahlak ve adaba göre büyütmeli, ibadetlerinde hassas davranmalı, evini örnek bir İslami yuva haline getirmek için çalışmalıdır.
Bismillahirrahmanirrahim.

“Eğer bir kadın, kocasının geçimsizliğinden veya ondan yüz çevirip uzaklaşmasından korkarsa, barış ile aralarını bulup düzeltmekte ikisi için sakınca yoktur. Barış daha hayırlıdır. Nefisler ise ‘kıskançlığa ve bencil tutkulara’ hazır (elverişli) kılınmıştır. Eğer iyilik yapar ve sakınırsanız; şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberi olandır.” (Nisa / 128)

“Hayırlı kadın, baktığın zaman seni mesrur eder, bir işi yapıp yapmama hususunda kadın üzerine yemin etsen, o bunu yaparak seni yeminden kurtarır, emredersen itaat eder. Sen olmadığın zaman da seni, malını, namusunu korur.” (İbn–i Mâce, Nikâh 5)

Evlilik; neslin devamı, kadın ve erkeğin birbirlerini tamamlayarak olgunlaşmaları, iffetlerini korumaları, sağlıklı bir cemiyet hayatının teşekkülü gibi hikmetlere binaen Allah Teâlâ’nın kullarına bahşettiği bir hayır müessesesidir. Müslüman kadın ve erkekler, huzurlu bir yuva kurarak hayırlı bir nesil yetiştirmek amacıyla nikâh akdi yaparlar.

İslami bir yuva kuran mü’min bir erkek ve mü’mine bir bayan; iki yardımcı, iki arkadaş, iki sırdaş, iki merhametli dost gibi hareket edip aileyi, her türlü sıkıntılardan koruyarak örnek bir aile haline getirmek için çabalamalıdırlar.

İslam’da eşler, birbirleriyle çekişip duran değil; birbirlerini tamamlayan, birbirlerine yardım eden, destek sunan, huzur ve moral kaynağı olan bütünün parçalarıdır.

Toplum içerisinde İslami yaşantının zayıflaması, kötülüklerin yaygınlaşması, aşırı tüketimin insanların hayatlarını etki altına alması, başkalarına özenme ya da başkaları tarafından eleştiri ve tenkit, aileleri sıkıntılarla karşı karşıya bırakmakta ve huzursuzluklara yol açmaktadır. Oysa hem kadın hem de erkek, aile binasını korumak ve devamını sağlamak için fedakârlık yapmakla mükelleftir.

Sosyal hayatta eşler arasındaki muhabbetin zedelendiğine ve huzursuzlukların arttığına tanık olmaktayız.
Teknolojinin gelişmesine paralel olarak aile kurumunda ciddi çözülmeler yaşanmaktadır. Batıda uzunca yıllar önce başlayan sarsılma ve çözülmelerden zamanla toplumumuz da etkilenmiş, ailelerde ciddi sıkıntılar yaşanmaya başlanmıştı. Ancak çözülme her ne kadar yoğunlaştıysa da İslami bilinç sahibi aileler, uzun süre bunun dışında kalmayı başardılar.

Son zamanlarda bu hastalığın, Müslüman ailelere de yansıyarak huzursuzlukların baş göstermesi felaketin kapıya dayandığını göstermektedir.
Oysa kadın ile erkekler, İslami prensipler çerçevesinde yaşadıklarında ve sorumluluklarını yerine getirdiklerinde bu türden sorunlarla karşılaşılmayacaktı.

İslam, aile için gerekli ölçüyü koymuş, kadın ve erkeğin uyacağı sınırları tayin etmiştir. Müslüman kadın ve erkekler bu sınırlara riayet ettiklerinde ciddi sorunlarla karşılaşmayacakları gibi aile, problemsiz bir şekilde varlığını sürdürür. Ancak, Kur’an ve sünnet ölçüsünün dışına çıkıldığında sorunlarla karşılaşılır, geçimsizlikler baş gösterir ve huzur yuvası olan ailenin dengesinde bozulmalar başlar.

Müslüman eşler, aileyi muhafaza etmek ve evliliği sürdürmekle mükelleftirler. Eşlerden birinin hata ya da yanlışından dolayı ailenin temellerini sarsıcı tavır ve davranışlarda bulunmaktan kaçınılmalıdır. Eşlerden biri hata yapınca diğerinin hikmetle davranması, nasihatlerde bulunması, yumuşak sözle ve şefkatle yaklaşarak sorunu çözmesi gerekir.

Eşler, zulüm denebilecek her türlü davranıştan uzak durmalıdır. Zulmetmek, sadece fiziki eziyet değildir. Öfkeli bir bakış, çirkin bir söz, kötü ahlak, sövme, aşağılama, itaat etmeme gibi davranışlar, zulmün çeşitleri olup aile düzenini bozan tutumlardır.

İslam’ın sınırlarına dikkat eden, haramdan kaçınan ve helal dairesinde yaşamak için çabalayan eşlerin oluşturduğu aile, her türlü fırtınaya karşı ayakta durabilir.

Müslüman kadın, iffetini ve namusunu korumak için çabalamalı, eşine karşı sorumluluklarını yerine getirmeli,
itaatte kusur etmemelidir. Çocuklarını İslami ahlak ve adaba göre büyütmeli, ibadetlerinde hassas davranmalı, evini örnek bir İslami yuva haline getirmek için çalışmalıdır.

Müslüman kadın, İslam’ın koyduğu ilkeler gereği eşine itaat eder, onun haklı isteklerine olumlu cevap verir, sinirden, öfkeden ve her türlü kibirli davranıştan uzak durur. Aza kanaat eder, haramdan şiddetle kaçınır. Evin ihtiyaçlarını karşılamada helal dairesinde kalınması gerektiğini sık sık eşine hatırlatır.

Müslüman kadın, gösterişten uzak durur. Toplumda müptela olunan lüks hayatı yaşamak için eşini zor durumda bırakmaz.
   
Kadın, eşinin malını, aile sırlarını, iffetini, namusunu ve çocuklarını korumakla yükümlüdür. Eşini memnun etmeli, çocuklarını İslami ahlak çerçevesinde büyütmek için çabalamalıdır.

Müslüman bir kadın, eşi yanında olduğu zaman ona itaat etmeli, yanında olmadığı zaman hukukunu korumalıdır. Eşi Allah Teâlâ’ya itaat ettikçe ve kendisini harama davet etmedikçe kendisine itaatte kusur etmemelidir. Ancak günahta ve haramda itaatin olmayacağını bilmeli, böyle bir durumla karşılaştığında yumuşak bir dille ve nasihat ederek eşini uyarmalı, onu haramdan uzak tutmaya çalışmalıdır.

Kadın, eşiyle arasındaki sırları kimseyle paylaşmamalı, eşinin onurunu her yerde muhafaza etmelidir. Eşinin ihtiyaçlarını karşılamada hassas olmalı, eşinin akrabalarına saygıda kusur etmemelidir.

Müslüman kadınlar ve erkekler, İslami sorumluluklarını ve birbirlerine karşı vazifelerini yerine getirdikleri zaman, ciddi sorunlarla karşılaşmadan huzur içerisinde hayatlarını sürdürür ve aile ortamını sükûnete çevirebilirler.

Rabbim, tüm kardeşlerimize takva üzerine bina edilmiş ve salih evlatların yetiştiği örnek beraberlikler nasip etsin. (Âmin)

Başyazı / Nisanur Dergisi - Eylül 2016 (58. Sayı)
 
17-09-2016 1 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.