Akrabalık İlişkilerinde İnsan Psikolojisi

Esra Gülşahin
Akrabalık ilişkisi, Allah (CC)’ın insana rahmetinin bir nişanesidir. Yalnız kalmaya alışık olmayan insana etrafındaki insanlarla iletişim kurulması istenerek yakınlık sağlamıştır.
Akrabalık ilişkisi, Allah (CC)’ın insana rahmetinin bir nişanesidir. Yalnız kalmaya alışık olmayan insana etrafındaki insanlarla iletişim kurulması istenerek yakınlık sağlamıştır. Bu yakınlığı ‘akraba’ diye nitelendirerek buna sıkı sıkıya sarılmamız istenmiştir. Çünkü akrabalık ilişkilerinden uzaklık, insan fıtratını dolayısıyla psikolojisini etkileyecek bir hale sürükleyecektir. Nitekim mutsuz insanların birçoğunun özellikle etrafındaki yakın akrabalarla ilişkilerinde sıkıntı olduğu görülecektir. Yakın akrabayla olan anlaşamama durumu, insanı içe kapanık bir tavra sürüklerken, aklını da bu tür olaylarla meşgul edecektir.

Şunu unutmayalım ki; insan ‘akraba yakınlığı’ dediğimiz kavramdan her ne kadar uzaklaşsa da hayatın bir noktasında muhakkak onların yokluk sıkıntısını yaşayacaktır. Her ne kadar akrabadan uzaklaştığını varsaysa da o yakınlığı hep hissedecektir içten içe. Çünkü fıtrata kodlanan insanın sosyal yapısı ve bu sosyal alandaki kendisine en yakın hissettiği/hissedeceği akrabaları olacaktır. Yani reelde var olan bir realite, geçersiz kabul edilip yok sayılamaz.

O halde akraba ilişkisi noktasında İslam’ın öğretilerine kulak verip uygulamaya geçmeliyiz. Ne yazık ki küreselleşen topluma rağmen akrabalık bağları zayıflamaya ve hatta bitmeye kadar gidebiliyor. Özellikle gençler, o sosyallik ihtiyacını sanal ortamda karşılayıp akrabadan uzak hayat yaşayabiliyorlar. Amca, dayı, teyze, hala gibi en yakınlarını bayramdan bayrama ziyaret eder gibi yakınlarına yabancı muamelesi yapabiliyorlar. Bunun nesilden nesle aktarımı, İslam’ın değerine sahip çıkmama gibi bir duruma götürecektir Allah muhafaza. Çünkü akrabalık ilişkisi bizim için aynı zamanda değerdir. İnancımızda ve kültürümüzde var olan önemli bir değerdir.

Hayat serüveni içinde her insanın sevinçli ve üzüntülü anları olur. Bu durumda sevincini de üzüntüsünü de paylaşacağı birilerini görmek isteyecektir. Bu yine en başta akrabaları olacaktır. Her ne kadar arkadaş, komşu çok iyi olmuş olsa da yine de insan psikolojisinin o ‘yakınlığı’ bildiğinden akrabayla paylaşacağı daha özel hususlar olabilir. Bir yakının ölmesi yine diğer yakınları aratacağından, yine düğün gibi sevinçli bir anda yine insan yakınlarını isteyecektir karşısında. Onun için insan psikolojisi, kan ve o farklı bir bağ ile yakın akrabaya meyilli olduğundan akraba ilişkisine zarar vermek en baştan insanın kendisine zarar vermesidir.

Peki, bu kadar yakınken insan niçin birbirine uzak kalabiliyor?

Çevremize bir göz attığımızda şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki; insanlardaki güzel ahlakın yerini kötü ahlaka bırakması, ilk nedendir. Yakınlık demek aynı zamanda imtihandır insan için. O yakın bildiğin belki de her zaman gördüğün insanlarla güzel geçinmek en büyük erdemdir. Fakat güzel geçinirken insanın yaptığı bir hata ya da muhatabında gördüğü küçük bir hata yüzünden aralara duvarlar örülerek yıllarca küslük olabiliyor.

Artık hata kabul etmeyen, affedemeyen, hoş göremeyen, önyargıyla davranan, niyet okuyan, sözlerine hâkim olamayan bir toplum haline gelmişiz. Dolayısıyla tüm bu afetler ilk etapta akrabaya yansıyor. Karşı taraftan da daha büyük bir hamle gelince işte tam burada sıkı sıkıya bağlanan ilişki bir anda kopuveriyor. Ve gerçekten baktığımızda o küslüğün altında yatan sebebin çok küçük olduğunu da görebiliyoruz. Ya da sadece yanlış anlamayla içten içe niyet okuyan fakat yine bir iletişimsizlik sonucu dahi araya duvarlar örülebiliyor. Bundan dolayı affetme, yeri geldiğinde özür dileme, yapılan bir kötülük varsa dahi şahsa değil de yapılan eyleme kin duyup da kişiyi daha iyiye götürebilme erdemliliğini gösterebilmek gerekiyor.

Hz. Yusuf (AS) bu noktada büyük misaldir. Kendisini kuyuya atıp ölüme terk eden kardeşlerini dahi affedebilme üstünlüğünü göstermiştir.

Bir diğer husus, bilhassa kadın olarak düşündüğümüzde akrabalık ilişkisi, eşinin ailesiyle de kurulmuş oluyor. Fakat ne yazık ki, zamanımızca kayınvalide, görümce, elti, gelin gibi isimler öyle kalıplara sokuluyor ve öylesine trajikomik hikâyelere konu oluyor ki; en başta kurulacak ‘yakınlığa’ daha ilk etapta öylesine bir ‘uzaklık’ giriyor. Zaten akraba ilişkisindeki sıkıntı en çok bu durumda oluyor. Birbirlerini o çoğunluğun soktuğu kalıplardan çıkarıp kabullenememe durumu, onları bu ilişkiden uzaklaştırıyor. Sonrasında herkes kendi kabuğunda birbirlerinin günahlarıyla uğraşıp duruyor.

Pencereyi, kapıyı kapatmakla kurtulduğunuzu sanmayın. Asıl sıkıntı işte orada başlıyor. İnsan o gün otobüste karşılaştığı ama hiç tanımadığı bir insanla tartışma yaşasa o insan psikolojisi üzerinde bazen öylesine bir etki bırakıyor; belki günlerce o olayı unutamıyor insan. Bir de bunu yakınlarımızla yaşadığımızı düşünelim hem de kapı komşumuz olan akrabalarımızla… Onlarla yaşanılan huzursuzluk araya mesafe koymayla bitmez aksine o insan psikolojisindeki huzursuzluğun ilk aşaması olacaktır.

Onun için insan birbirleriyle güzel geçinmek zorundadır. Elbette ki kimlerle arasına mesafe koyacağı ya da fitneyi çağrıştıran bir ortamda o yakınlığı nasıl sağlanmalı gibi durumlarda fıkha müracaat edilir. Ancak genel olarak baktığımızda gerek eşin ailesi gerekse de insanın kendi ailesiyle olan sıkıntılar, çok ufak sebepler içermektedir. Ve bu ufak sebeplerde güzel ahlak devrede olmadığından akrabalık ilişkileri de devre dışı edilebiliyor. Hâlbuki İslam’ın akraba ilişkisine verdiği değer çok büyük, ilişkiyi kesince de yapmış olduğu tehdit daha büyüktür. Müslüman’ın sorumluluğu bunu da en güzel şekilde yerine getirmek olmalıdır.

‘En yakın akrabanı uyar.’ ayetince davetin en başta akrabalara; ‘Sadakanın en değerlisi akrabaya verilendir.’ hadisince de yardımın en başta akrabaya yapılması bile İslam’ın değer vermesi bakımından kâfidir.

Akrabalık ilişkisine riayet edecek nesillerce hayırlı gelecekler dilerim. Baki muhabbetle…

Esra Gülşahin | Nisanur Dergisi | Aralık 2017 – 73. Sayı

 


 
12-12-2017 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.