Bahar Ayı ve İnsan Psikolojisi

Emine Yılmaz
Rabbul-Âlemin insan ile kâinatı bu kadar muhteşem ve benzer yaratmıştır. Bediüz’zaman Said Nursi; "Kâinat küçük bir insan, insan büyük bir kâinattır" der. İşte kâinatı insan emrine amade eden Allah, kâinatı fehmedip kendimizi tanımamız için belki de bu kadar benzer yaratmıştır.
Bir zamanlar dört oğlu olan bir adam varmış. Çocuklarının çok erken karar vermemeleri ve peşin hükümlü olmamaları için onları eğitmek istemiş.
 
Bu sebeple her birinden uzak bir yerde bulunan bir ağacın yanına gidip, ona bakmalarını istemiş.
 
İlk oğlan kışın gitmiş, ikincisi ilkbaharda, üçüncüsü yazın, sonuncusu da sonbaharda gitmiş.
 
Geri döndüklerinde hepsini çağırmış ve bir araya toplayıp ne gördüklerini sormuş.
 
İlk oğlan, ağacın çok çirkin, yaşlı ve kupkuru olduğunu söylemiş.
 
İkinci oğlan "Hayır yeşillikle doluydu ve canlıydı" diye itiraz etmiş. 
 
Üçüncü oğlan başka fikirdeymiş ve düşüncelerini şöyle dile getirmiş: "Çiçekleri vardı ve kokusuyla, görüntüsüyle o kadar muhteşemdi ki, daha önce hiç böyle bir şey görmemiştim" demiş. 
 
Sonuncu oğlan da, hepsinin söylediklerinin noksan olduğunu, ağacın meyvelerle yüklü, canlı ve hayat dolu olduğunu belirtmiş.
 
Sıra yaşlı adamın oğullarına vereceği derse gelmiş. Oturduğu yerden şöyle bir doğrulup geriye yaslanmış ve ağır ağır, tane tane söze başlamış.
 
Öncelikle hepsinin haklı olduğunu, farklı mevsimlerde ağacı görmeye gittiklerini hatırlatmış. Sonra da onlara bir ağacı veya bir insanı, kısa bir süre veya bir mevsim tanıdıktan sonra hemen yargılayamayacaklarını ya da neye sahip olup olmadıklarını tam olarak bilemeyeceklerini anlatmaya çalışmış.
 
Rabbul-Âlemin insan ile kâinatı bu kadar muhteşem ve benzer yaratmıştır. Bediüz’zaman Said Nursi; "Kâinat küçük bir insan, insan büyük bir kâinattır" der. İşte kâinatı insan emrine amade eden Allah, kâinatı fehmedip kendimizi tanımamız için belki de bu kadar benzer yaratmıştır.
 
Sonuçta insan topraktan yaratıldı ve yeryüzünde olan bütün değişiklikler neredeyse toprak üzerinde gerçekleşiyor. Buna bağlı olarak da insan psikolojisi de kökeni toprak olduğunda her mevsim geçişlerinde buna orantılı bir şekilde değişiklik arz ediyor.
 
Aynı insan, her mevsim tabiatın kılık değiştirdiği gibi ruh hali de kılık değiştiriyor. İşte hikâyeden de anlayacağımız gibi aynı ağacın her mevsim görünümü farklı olduğu halde aslında farklı ağaç olmadığı, çevre şartlarının görünümüne etki ettiğini ve bir şeyi tanımak için bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini çok ibretlik bir şekilde anlatmaya çalışmış.
 
Bundandır ki; dinimiz tefekkür etmeyi, nerdeyse kâinatı düşünmeyle bütünleştirerek kendimizi tanımamızı istemiştir. Çünkü kendisini tanımayan Rabbini tanıyamaz.
 
Toprak diriliştir… Bahar ise yeniliktir. Prof. Dr. Yarkın Özcan, geçmişten beri hava sıcaklığının 4 ile 20 derecenin altına düştüğü yerlerde insanlarda fiziki ve psikolojik uyumsuzluklar başladığını belirtiyor. Soğuk havanın insan üzerinde üç şekilde baskı oluşturduğunu ve insan psikolojisinin buna üç şekilde tepki verdiğini belirten Özcan, bunların alarm, direnç ve tükenme olduğunu belirtiyor.
 
Alarmı şu şekilde açıklayabiliriz.
 
Bahar ayı; kış boyunca kapalı evlerden, pis kokulardan arınıp yenilenmektir. Tembelliğin ruhumuzda bıraktığı ağır yükten kurtulup, rahmet yağmurlarının bol bol tabiatı temizleyip canlandırdığı gibi bizim de arınmamızdır bir bakıma. İşte bahar temizliğine giren bayanlar, hormonların salgılanması ile arayışa giren insanlar, ruhun bedene verdiği yön yani alarm doğrultusunda hareket edip aslında doğal bir terapi/tedavi uyguluyorlar kendilerine…
 
Bahar ayında güneşin yeryüzüne çok miktarda temas etmesi ile birlikte endokrin sistemine ait beyindeki bazı hormonlar da (seretonin-meletonin) az veya çok salgılanması ile kişilerde duygu, durum değişikliğine yol açar. Seretonin hormonu yeterince salgılanan insanlarda bu ayda hareketlilik ve ekstra mutluluk gözlemlenebilmektedir.
 
Çağın getirdiği yaşam şartları mevsimin tadını çıkarmamıza izin vermemekte, bizleri televizyon, internet vs. gibi aletlerin boyunduruğu altına alarak enerjimizi emmektedir. Gün yoktur ki tıp dünyası yeni bir sendrom/hastalık tablosu ismi ile karşımıza çıkmasın.
 
İnsan doğadan ve doğallıktan uzaklaştıkça anormallikler yaşar, beyin alarm verir ve beden de direnç gösterir. Depresyon vücudun gösterdiği bir direnç ve feryattır aslında. İşte bu feryada kulak vermeyen insan en son "TÜKENMİŞLİK SENDROMU" ile yüz yüze kalmaktadır.
 
Bütün bunlarla yüzleşmemek için toprağın kış boyunca içindeki hazineleri saklayıp sonra da idraklerin bile alamadığı bir şekilde ortaya çıkardığı gibi biz insanoğlu da içimizde gizlediğimiz birimleri ortaya çıkarmak için bu ayı fırsat bilmeli ve enerjimizi bu yöne aktarmalıyız. “Ben bir şey yapamam” dememeliyiz. Herkesin muhakkak yapacağı bir şeyler vardır. İnsan ancak yaptıkça ve ürettikçe mutlu olur.
 
Mutluluk bir süreçtir, mutluluğu başka bir bahara ertelemeden yeşertmeye çalışalım. “NEREDE HAREKET, ORADA BEREKET” der büyüklerimiz.
 
Uzmanlar bahar ayında havadaki elektrik yükünün attığını söylerler. Bunlar negatif ve pozitif iyonlardır. Pozitif iyonlar insanı canlı hissettirirken, negatif iyonlar ise insanın kendini daha güçsüz ve adaptasyonsuz hissettirir. Yeterince güneş ışığı alamamış insanların daha çabuk depresyona girdikleri bilimce ispatlanmıştır.
 
Soğuk bölgelerde yaşayan insanların çoğu, yaşamları boyunca en az bir kez depresyon ilaçları kullanmıştır. Çünkü güneş ışınları mutluluk veren serotonin hormonunun salgılanmasında büyük rol oynamaktadır. Bunun için Yaradan’ın doğal depresyon ilacı olan güneş ışınlarından kendimizi mahrum etmemeliyiz.
 
Yeni ve güzel faaliyetlere kapılarımızı ve ruhumuzu açmalı, hiç bir ilacın bunun kadar etkili olamayacağını bilmeliyiz. Bol piknikler, çocuklar için ağaç diplerinde ilim öğrenmeler gibi faaliyet, bayanlar için ise helal dairesinde spor, gezi ve sıla-i rahimler düzenleyerek kendimizi yenileyebiliriz.
 
Mümin Sekmen söyle diyor bir kitabında; "Beyin sulanmaz, beyin kurur." Yani vücudun üçte ikisi sudur, bol su içerek beyne oksijen göndermeliyiz ki beyin sağlıklı çalışsın. Bu da çok hareket etmekle mümkündür.
 
Unutulmamalı ki; sabah erken uyanmak ve Kur’an okumak da beynimize ve ruhumuza yapacağımız en büyük iyiliklerden biridir. Bütün bu söylediklerimize bakarsak Sevgili Resul (SAV)’ün bize niçin sabah erken uyanmayı bu kadar şiddetle tavsiye ettiğini anlamış olur, "EN İYİ PSİKOLOG" önerilerini sunduğunu görürüz.
 
Şimdiye kadar genelde psikolojik yönde konuyu ele aldık. Birde fizyolojik ve biyolojik yönleri vardır bahar ayının. Bünyesinde vitamin eksikliği ve beslenme bozuklukları olan kişiler güneş ışınlarından yeteri derecede istifade edemedikleri için "bahar sendromu" dediğimiz durumla karşılaşırlar. Sürekli yorgunluk, uyku hali ve mutsuzluk hissi ile karşılaşan kişiler muhakkak bir uzmana başvurmalı ve beden için gerekli takviyeyi uygulamalıdırlar.
 
Bol güneşli ve neşeli günlerin hayırlara vesile olması dileği ile...
 
Emine Yılmaz | Nisanur Dergisi | Mart 2017 | 64. Sayı
 
25-03-2017 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.