Bakış Açısı!

Zehra Işık

Hani eşler çoğu zaman birbirlerine hitap ederken ‘canım` derler. İşte ancak birbirlerini can kulağıyla dinleyen eşler birbirine can olur. Can olma hali, birbirini can kulağıyla dinlemekten geçer…
Küçük kız, kendini bildiği günden beri annesinden büyük bir şefkat görmüş ve ondan duyduğu sözlerle, pamuk prensesten daha güzel olduğuna inanmıştı! Ona göre, nur yüzlü ve badem gözlüydü. Bir tanecik yavrusuydu her zaman… Ama küçük kız okula başlayınca her şey değişti… Arkadaşları, onun hiç de güzel olmadığını, hatta çirkin bile sayıldığını söylemekteydi. Küçük kız, ilk önceleri onlara inanmadı. Çünkü herkes birbirini kıskanıyordu. Ama birkaç yıl içinde gerçeklerle yüzleşti. Annesinin pamuğa benzettiği yüzü, çiçek bozuğu bir cilde sahipti. ‘Badem’ dediği gözleri ise şaşıydı. Vücudu da bir selviyi andırmıyordu. Demek ki annesi onu aldatmış ve yıllar yılı çekinmeden yalan söylemişti.

Genç kızın anne sevgisi, kısa bir süre sonra nefrete dönüştü. Evlenme çağına gelmiş olmasına rağmen, yüzüne bakan yoktu. Üstelik de gözleri, bütün tedavilere rağmen düzelmiyordu. Genç kız, doktorların gizlice yaptığı konuşmalardan kör olacağını anladığında çılgına döndü ve kendisini hala çocuk yıllarındaki ifadelerle seven annesinin bu yalanlarına dayanamayıp evi terk etmeye karar verdi. Fakat annesi, uzak bir yerde iş bulduğunu söyleyerek ondan önce davrandı ve kazandığı paraları bir akrabasına gönderip, kızına bakmasını rica etti. Genç kız bir süre sonra görmez oldu. Karanlık dünyasıyla baş başaydı. Bu arada annesini hiç merak etmiyordu. Çünkü artık onun nezdinde annesi bir yalancıydı, ölse bile bir kayıp sayılmazdı. Bir gün doktorlar, uygun bir çift göz bulduklarını söyleyerek kızı ameliyat ettiler. Ancak o gözünü açtığında yine aynı yüzü görmekten korkuyordu. Fakat kör olmak zordu. En azından kimseye yük olmazdı. Genç kız, ameliyat sonunda aynaya baktığında, müthiş bir çığlık attı. Karşısında bir dünya güzeli vardı. Gerçektende harika bir kızdı gördüğü. Yüzündeki bütün bozukluklar tamamen kaybolmuştu. Çok kemerli olan burnu düzelmiş, kepçe kulakları normale dönmüş ve yaban otlarını andıran saçları, dalga dalga olmuştu.

Genç kız, yanındaki yaşlı doktora sevinçle sarılarak; “Sanki dünyaya yeniden gelmiş gibiyim” dedi... “Estetik ameliyatı mı yaptınız siz?” Yaşlı Doktor; “Hayır kızım, böyle bir ameliyat yapmadık!” diye gülümsedi. “Sana annenin bağışladığı gözleri nakil yaptık. Sen, artık her şeyi annenin gözleriyle görmektesin!”

Değerli kardeşlerim! İnsanoğlu hayata bakış açısı ile mutlu olacağı gibi mutsuz da olabilir. Mutlu olmak için ise bardağın sadece boş tarafını değil hem boş hem dolu tarafını görmek gerekir. Dolu tarafını görmek bizleri mutlu ederken, boş tarafını görmek hatalarımızı düzeltmemize yarar.

Çevremizdeki insanların hatalı davranışları bizleri huzursuz ve mutsuz kılar. Fakat her insanın hatası olduğu gibi güzel yönleri vardır. Bu yönleri bulmak ise insanın bakışının güzel olmasıyladır. Eğer çevrenizdeki insanlara değer verirseniz, onların güzelliklerine şahit olursunuz. İnsanlara olduğu gibi, yaşanan hadiselere de bakış açısı böyle olmalıdır. Her acının içinde muhakkak bir tat, bir haz vardır. Eksikliklerin, kusurların, hataların, acıların, üzüntülerin, sıkıntıların içinde; iyi ve güzel yönleri bulmak, bizi mutlu edeceği gibi sahip olduklarımızın da kıymetini bilmemize yardımcı olur.

Allah (c.c)’ın lütfettiği nimetler; annemiz, babamız, eşimiz, çocuklarımız, akrabalarımız, arkadaşlarımız, komşularımız vs.. aslında bizi mutlu edecek kadar güzelliklere sahiptirler! Yeter ki biz bu güzellikleri görebilelim... Sahip olduklarımızla yetinelim…

“Güzel bakan, güzel görür. Güzel gören, güzel düşünür. Güzel düşünen hayatından lezzet alır!” ( Bediüzzaman Said-i Nursi)

Hayata güzel bakabilmek ümidiyle…

Zehra Işık / Nisanur Dergisi – Mayıs 2012
 
27-05-2012 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.