Ben Sende Sensizliği Sevdim

Aynur Sülün
Ben sende sensizliği sevdim ey dünya! Hasretleri… Ayrılık acılarını… Bir de bekleyişleri sevdim. Sana dair olan tüm fani bağlardan kaçışları, Baki olana doğru koşmaları sevdim…
Ben sende sensizliği sevdim ey dünya! Hasretleri… Ayrılık acılarını… Bir de bekleyişleri sevdim.

Sana dair olan tüm fani bağlardan kaçışları, Baki olana doğru koşmaları sevdim…

Kavuştuğum her hazzın ortasında ruhuma bir mızrak olup saplanan, birden nereden geldiğini anlayamadığım acıyı sevdim…

Yüreğime saplandığında tüm hücrelerimi yakan… Yaktıkça, beni hazzın yalancı serinliğinden kopartıp elimi kolumu bağlayarak uzaklara kaçıran… Hiç direnmeden, mücadele etmeden hemencecik teslim olduğum, etkisi altında kaldığım… Ruhumu ve bedenimi kolayca kaptırdığım… Beni mazlumların, mustaz’afların, kimsesizlerin, Yusufların yanına götüren o acıyı!

Orada burada şaşkınca gezinen kalbimin ayaklarına, aşkın ve muhabbetin prangalarını takan… Beni sevinçlerden, eğlencelerden kaçırıp aşkın tutsağı yapan ve özüme, kendime ulaştıran acıyı sevdim!

Ben sende hasretleri sevdim ey dünya!

Muhacir ve Yusufların hasretlerini… Onlara duyulan nice bekleyişleri bağrımda taşımayı… O hasretlere bir ana olup yavrusunu basar gibi bağrıma basmayı… Besleyip büyütme uğuna mücadele vermeyi kutsal saydım!

O hasretleri ümmetin ve insanlığın kurtuluşu için atılan tohumlar bilip; bir çiftçi gibi dallanıp budaklanacağı, meyve vereceği günleri özlemle beklemeyi sevdim…

Karanlık geceler gibi ümmetin bağrına çöken fitne bulutlarını dağıtıp hak ve adalet meyvelerini, insanlığın avuçlarına uzatacak Yusufların hükümran olacağı günlerin hasretini çekmeyi sevdim…

Ben sende ayrılıkları sevdim ey dünya!

Her ayrılıkla yüreklere emanet edilen kardeşliği, davayı, muhabbeti ve sadakati sevdim. Ayrıldıklarımla hatıralarda buluşmayı, hayallerde kavuşmayı sevdim.

Ben sende kederden bir ev yaptım kendime ey dünya!

Benden başkasına kapılarını kapattığım, fani sevgilerin hiçbirinin uğrayamadığı bir ev!

Hüzün ve muhabbeti bir şerbet yapıp içtiğim… Ümit ve korku kanatlarını taktığım bir ev!

Bir köşesinde günahlarımı, pişmanlıklarımı itiraf ettiğim… Fıtrat göğümün en temiz bulutlarından tevbelerimi yağdırdığım… Diğer köşesinde aşk ve muhabbete erdiğim bir ev.

Gözümü hep o hüzün evimdeki kafese diktim!

İstedim ki; insan olmakla verilen kabiliyet, yetenek, hissiyat ve sezgilerimle yolunu bulmuş fikir coşkunluğum hapsedildiği o kafesten azad olsun…

İstedim ki; her defasında köşeye kıstırılmış, hapsedilmiş, hırpalanmaktan yorgun düşmüş… Engin ufuklarda uçmayı beklemekten tüm umutlarını yitirmiş… Uzatılan her anahtarla yüreğinde umut tohumları filizlenmeye durduğunda; oradan alınıp yeni bir kafese atıldığını görünce, boğazına kederden dikenler takılmış fikir kuşum özgür olsun!

Uzatılan her anahtar, yeni bir kafesin koynuna atmasın onu! Ve karanlıklarda bekleyişin sabahı olsun…

İstedim ki; yorulan gönlü dinlendiren, emniyet ve huzur veren güvenin anahtarı olsun…

Aynur Sülün / Nisanur Dergisi - Kasım 2016 (60. Sayı)
 
26-11-2016 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.