Bir Gelişim Özelliği: Korku

Pedagog Meliha Timur
Korku, insanın günlük yaşantısının önemli bir parçasıdır. İnsanın korkması, korkuyu hissetmesi hayatın doğal bir gereğidir. Korku, canlıyı uyaran ve kendini savunmasını sağlayan yararlı bir mekanizmadır.
Korku, insanın günlük yaşantısının önemli bir parçasıdır. İnsanın korkması, korkuyu hissetmesi hayatın doğal bir gereğidir. Korku, canlıyı uyaran ve kendini savunmasını sağlayan yararlı bir mekanizmadır. Tehlike karşısında enerjiyi artırdığı, kişiyi uyanık tuttuğu için korku şarttır. Kişi kaçarak, saklanarak, zorda kalınca mücadele ederek kendini korumayı başarır.

Dolayısıyla belli sınırlar içinde korku; insanın bedensel, ruhsal ve toplumsal durumunu denge ve düzen içinde sürdürebilmesi için gereklidir. Ancak korku gereğinden fazla olduğu taktirde bir sorun var demektir.

Çocuk büyüdükçe, ister istemez belli yaşlara göre değişen bazı korkuları olacaktır. Bu tür korkular normaldir ve hatta ruhsal gelişimleri için gereklidir de. Çünkü korku, gerçek veya muhtemel bir tehdidin idraki demektir. Hemen her çocuk, gelişiminin bir noktasında, belirgin bir nesne ya da duruma karşı tepki geliştirebilir ve korku duygusunu çok yoğun yaşayabilir. Bunun sebebi, dünyaya geldiği andan itibaren çevreyi tanımak adına yepyeni deneyimler yaşaması ve bazılarında kendini tehdit altında hissetmesiyle bir tepki göstermesidir. Çocuğun gelişimi devam ettikçe korktuğu durum ve nesnelerde, bulunduğu yaşa göre değişkenlik gösterir. Önemli olan bu korkunun süresi ve yaş dönemine uygun olup olmadığıdır.

Örneğin 1-2 yaş arasındaki çocukların başlıca korkusu banyo yapmaktır. Ayrıca anne ve babadan ayrılma korkusu da bu yaşlarda olağan sağlar. 2-3 yaş çocukları yüksek seslerden, tuvaletin çekilmesinden, elektrik süpürgesinden, gök gürültüsünden ürkerler. 3-4 yaşlarında bunlara karanlık, hırsız ve öcü korkuları eklenir. Bu yaşlarda anne-babadan ayrı kalmak tedirginliğe yol açar. 4 yaşında korkular daha somutlaşır. Köpekten, düşüp yaralanmaktan, bir yerinin sıyrılıp çizilmesinden, kesilip kanamasından korkarlar. 6 yaşında, korkularda yeni bir artma gözlenir; hayalet, cadı ve hortlak korkusu alevlenir. “Yatağın altında biri var” diye odalarında yatmaktan çekinirler. Filmlerin çok etkisinde kalırlar. 7-8 yaşlarında daha çok yabancılardan, geceleri fırtınalardan, ölümden, anne-babasını kaybedeceğinden, günlük hayatta karşılaşacağı tehlikelerden ve okulda başarısız olacağından korkarlar. Yaş ilerledikçe daha soyut durumlarda korku oluşur. Örneğin ergenlik döneminde; başkaları arasında alay konusu edilmek, dışlanmak veya beğenilmemek şeklinde korku görülebilir.

Bu ve benzeri korkular çocuklarda çok yaygındır. Bunlar tahmin edilenden çok fazla sürmediği ve aşırı kaçmadığı müddetçe endişelenmeye gerek yoktur. Anne-babalar çocuğun içini rahatlatmalı ve düzenini sürdürmelidir. Örneğin canavar korkusuyla çocuğun uyku saatinin aksatılmasına veya yerinin değiştirilmesine izin verilmemelidir. Bu kaçma, sadece korkunun güçlenmesine yol açacak ve çocuğu sakinleştirmek daha da zorlaşacaktır.

Anne ve babaların, çocuklarının yaşadığı korkuların daha ileriki yaşlara taşınmaması için dikkat edebilecekleri bazı noktalar vardır:

Çocuğunuz kaç yaşında olursa olsun hissettiği korkuya karşı saygı gösterin!

Çocuğun korkularına anlayış gösterin, “korkak” olmakla çocuğu asla suçlamayın! Küçümseme ve alay, çocuğun korkusunu gidermez; sadece onu gizli gizli korkmaya iter. Onu dinlemek ve anlamaya çalışmak gerekir.

Korkusunun ana kaynağını anlamaya çalışın! Ağlama veya kriz anları geçtikten sonra sakinleştiğinde bu konuyla ilgili sohbet edin ya da ondan duygularını anlayan bir resim yapmasını isteyin.

Çocuğu, korku duyduğu şeyleri yapmaya zorlamayın veya korktuğu şeylerle korkutmayın!
Eğer çocuk, korkulu bir dönem geçiriyor ise ona destek vermeli ve cesaretlendirmelisiniz. Onu kucaklamalı, öpmelisiniz. Karanlıktan korkuyorsa el ele tutuşup beraberce karanlıkta durabilir ve ona bir şey olmadığının garantisini verebilirsiniz. Odasına gece lambası koymak da faydalı olabilir. Korkularını yendikçe onu övgü ile karşılayarak moral vermelisiniz.

Çocuğun korkularının normal bir seviyede mi yoksa aşırı bir boyutta mı olduğu tespit edilmelidir. Korkuları onu rahatsız ediyorsa, onun için bir stres kaynağı oluyorsa veya onun önünü kesiyorsa tedavi gerektirir.

Korkularının içyüzü onlara izah edilmeli, yaşadığı endişelerin kaynağına inilmelidir. Korkularının sebebi ne olursa olsun çocuğa bilgi ve anlayışla yaklaşılmalıdır.

Duygularını dinlemeli; onu anlamaya çalışılmalısınız. Onları her zaman destekleyeceğinizi hissettirmeli ve daima onlara güven vermelisiniz.

Çocuğun korkuları ile yüzleşmesini sağlamalısınız. Çocuk korkularının aslında bir temele dayanmadığını anlayınca, bu korkular genellikle azalır ve kaybolur. Çabucak atlatılmaya çalışılırsa, çocuğun endişeleri artabilir.

Çocuk, anne ve babasının endişesini rahatlıkla anlar. Bu sebeple korktuğu olay veya nesneler hakkında konuşurken sakin bir şekilde dinleyin, onun korkusunu tetikleyecek aşırı tepkiler vermekten kaçının.

Son olarak, çocuklarınızı korkudan nasıl koruyabilirsiniz, kısaca bir de buna değinelim.

Çocukları nedeni ne olursa olsun asla korkutmayın ve korkuyu bir eğitim aracı olarak kullanmayın!

Aşırı koruyucu davranıp, çocuğa güçsüz olduğu izlenimini vermeyin! Anne ve baba olarak değişik ortamlara girmesine, kişilerle olmasına ve çevreyi tanımasına izin verebilir, çocuk bu yeni deneyimleri yaşayarak çok fazla koruyucu olmadan onun bireyselleşmesine yardımcı olabilirsiniz.

Korku yaratan olayların, hayvanların ve eşyaların gerçek durumunu anlatın ve koruma yollarını öğretin!

Onlara örnek olun, korku belirtileri göstermeyin. Korku yaratan olay ve durumları abartmayın.
Onlara korku hikâyeleri, masalları okumayın. Korku filmleri izlemelerine müsaade etmeyin.

Evet, anne-baba olarak en büyük sorumluluğumuz çocuğumuzun gelişimini takip etmek ve gelişim özellikleri hakkında bilgi edinmektir. Nitekim korkunun da bir gelişim özelliği olduğunu bilmeyen anne-babalar, çocuklarındaki bu durumu abartabilir, çocuğuna sorunlu gözüyle bakabilirler. Sorunlarla baş edemeyen anne-babalar asla bir uzman tarafından yardım almaktan çekinmemelidirler. Bunu bir kusur olarak değil gerekli destek olarak görmelidirler.

Evlatlarına iyi bir örnek olmayı, anne-babalık yükümlülüğünü layıkıyla omuzlamayı, salih nesiller yetiştirmeyi Hak Teâlâ cümle anne-babalara nasip etsin! Âmin.

Pedagog Meliha Timur / Nisanur Dergisi - Temmuz 2015 (44. Sayı)
 


 
18-07-2015 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.