Bu Çocuk Neden Böyle?

Pedagog Meliha Timur
Çocuk eğitmenin bu zamanda zor olduğu görüşünü savunan çok sayıda anne-babalara rastlamaktayız. Laftan anlamaz, dediğim dedik, şımarık, doyumsuz, her istediğini elde etmek için çekilmez ve baş edilmez yollara başvuran, sabırları taşıran, kural tanımaz, yaramaz çocuklardan şikayetçi olan ebeveynlerin sayısı oldukça fazladır.
Çocuk eğitmenin bu zamanda zor olduğu görüşünü savunan çok sayıda anne-babalara rastlamaktayız. Laftan anlamaz, dediğim dedik, şımarık, doyumsuz, her istediğini elde etmek için çekilmez ve baş edilmez yollara başvuran, sabırları taşıran, kural tanımaz, yaramaz çocuklardan şikâyetçi olan ebeveynlerin sayısı oldukça fazladır. 
 
Peki, bu çocuk neden böyle?
 
Çocuk ile ebeveyn arasında sürekli bir çatışma hâkimdir. Her iki tarafta çatışmanın galibi olmak ister. Ve işte sorun burada başlar. Ne ebeveyn çocuğun dünyasını, ne de çocuk ebeveyninin dünyasını anlamaz. Ebeveynlerin burada en çok yaptığı hatalardan birisi çocuğa bir yetişkinmiş gibi muamelede bulunması ve çocuktan yaşından büyük davranışlar sergilemesini beklemesidir. Karşısında duranın bir çocuk olduğu ve onun da kendisine göre bir dünyasının olduğu çabucak göz ardı edilmektedir. 
 
Ebeveyn ile çocuk arasında oluşan en büyük çatışma “kuşak çatışması” olarak da adlandırılan nesil çatışmasıdır. Hızla geçen zamanla birlikte değerler, alışkanlıklar, meşguliyetler de hızla değişmektedir. Bu durum ebeveynler ile çocukları arasında önemli bir anlayış farklılığı yaşanmasına neden olmaktadır. Bu anlayış farklılığı nedeniyle yaşanan görüş farklılıkları çoğu zaman çatışmaya sebebiyet vermektedir. “Bizim zamanımızda böyle miydi?”, “Zamane çocukları işte, çokbilmiş, çok kurnaz”, “Biz annelerimizin-babalarımızın sözlerini dinler, onlardan çok korkardık, sizinse ana-babaya saygınız yok!”, “Biz zor şartlara rağmen hevesle okurken, siz geniş imkânlara rağmen okumaktan kaçıyorsunuz…” gibi söylemlerle ebeveynler kendi çocukluklarını çocuklarının davranışlarıyla kıyas ederler. Hal böyle olunca ebeveynler çocuklarını anlamakta ve eğitmekte güçlük çekerler. Burada takip edilmesi uygun yol çocuğa empati ile yaklaşmaktır. Bizim saklambaç, körebe, seksek gibi oyunlardan duyduğumuz hazzı çocuklarımızın teknolojinin ürettiği son model oyun araçlarından duyuyor olması bizi şaşırtmamalı. Nitekim bu değişimin müsebbibi bizim çocuklarımız değil, kapitalist zihniyetin ta kendisidir. 
 
Teknolojinin insanoğluna kazandırdığı ve kaybettirdiği birçok şeyi vardır. Kaybettiklerimizin karşısında kazandıklarımızın bir değeri kalmıyor. Çünkü kaybolan bizi biz yapan değerlerimizdi, hiçe sayılan inancımızdı, koparılan koparılması yasaklanan bağlardı, yıpranan mahremiyetti, enkaza çevrilen ahlakımızdı, ayaklar altına alınan namustu… Bu denli bir yıpranışın sonucudur bugün çocuklarımızı eğitmekte güçlük çekişimiz. Evet, çocuklarımız bizim zamanımızdaki gibi değil…
 
Neden?
 
Çünkü onların gelişimini etkileyen birçok olumlu faktörler var, tehlikelere bizim zamanınkine nazaran daha ziyade maruzlar; televizyon, internet, telefon, tablet, çevre vs. Ebeveynler olarak bu pencereden bakmalı, çocuklarımızı bu gibi tehlikelerden korumak için elimizden gelebilecek tüm gayreti göstermeliyiz. 
 
Bunun dışında çocukta tespit edilen herhangi bir davranış bozukluğu durumunda ebeveynlerin yapması gereken en öncelikli işi, hamilelik sürecinden başlayıp çocuğun yaşına kadar ki zaman dilimini incelemeye almak ve tahlillerde bulunmaktır. Çünkü davranış bozuklukları doğuştan gelen bir özellik değildir. Sonradan belirli sebepler neticesinde çocukta kendini gösteren bir bozukluktur.  Çocuk, gelişim sürecinde birtakım doğal zorluklarla karşılaşır. Bu zorlukların anne-baba desteğiyle aşılması gerekirken; çocuk, bu desteği eksik ya da hiç bulamazsa veyahut anne-baba tutumu yanlış olursa, bunlara tepki olarak çocukta duygusal düzeyde bozukluklar görülebilir ve mevcut sorunlar katlanır. Dolayısıyla sorunun kaynağı bilinirse tedavisi de daha kolay ve daha başarılı olur. 
 
Bir başka husus, ebeveynler her daim çocuklarından bir adım önde olmaları gerekir.
 
Bu ne demektir?
 
Yani anne-babalar, çocuğun psikolojik ve fizyolojik gelişimlerinden haberdar olmalı, döneme özgü çocukta oluşabilecek olası davranış değişiklikleri ve özellikleri hakkında bilgi sahibi olmalıdırlar. Kendilerini bir sonraki döneme hazırlamalı ve gerektiğinde uzmanlardan detaylı bilgi ve yardım almalıdırlar. 
 
Çocuğun gelişim basamakları inişler ve çıkışlar gösterebilir. Her çocuğun ruhsal gelişim süreci aynı değildir. Ancak yapılan gözlemler sonucu, belli yaş gruplarında ortak eğilim ve davranışların bulunduğu saptanmış ve bu gelişim basamakları böylece belirlenmiştir. Bu basamakların sağlıklı ve doğru anne-baba tutumlarıyla geçilmesi, erişkin hayatta sağlıklı kişilik yapısı için oldukça önemli ve kolaylaştırıcı bir faktördür.
 
Bu bağlamda “bu çocuk neden böyle” sorusunu şu şekilde cevaplayabiliriz? Bu çocuk böyle, çünkü:
 
- Onun eğitimini ve gelişimini etkileyen olumlu-olumsuz birçok faktörler vardır.
 
- Kitle iletişim araçlarının faydalarıyla birlikte birçok zararlarına da maruz kalmaktadır.
 
- Davranış bozukluğu geçmişinde yaşadığı olumsuz olaylar, döneme özgü yaşadığı doğal zorluklarda destek bulamama veya yanlış anne-baba tutumlarından ötürü oluşmuştur.
 
- Ebeveyni tarafından anlaşılamadığını düşündüğü için böyle davranmaktadır. 
 
- Olumsuz davranışlarıyla esasında içten içe anne-babasına ve çevresine mesaj vermekte, dikkatleri üzerine toplama gayretinde olmasıdır. 
 
- Yanlış veya ihmalkâr bir eğitimin kurbanı olmuştur. 
 
- Değerli olmak değer görmek ister. Kendisinin olduğu gibi kabul edilmesini ister, başkasıyla kıyas edilmesine tahammül edemez.
 
- İyi bir şahsiyet meziyetlerine sahip olmak için kendisine örnek olabilecek kimseyi bulamamıştır. 
 
- Çünkü kurallarla yaşama ve sorun çözme kabiliyetini geliştirememiştir…
 
Evet, “bu çocuk neden böyle?” sorusunun cevabı elbette ki bu maddelerle sınırlı değil. Bu sorunun daha çok “çünkü”sü var. Kısa ama net özetleyecek olursak; çocuk esasında anne-babalarının veya onu eğitenin aynasıdır. Öyle bir ayna ki olumlu davranışlar eğiticinin sağlıklı eğitimini, olumsuz davranışlar ise eğiticinin bir yerlerde hata yaptığını yansıtır.
 
Unutmayalım; biz ebeveynlere düşen görev, teknolojinin ilerlemesinden kaynaklı hızlı bir değişime maruz kalan ve bu değişime ayak uydurmak zorunda kalan yavrularımıza hayat yolculuklarında hayra çağıran bir kılavuzluk etmektir.   
 
Pedagog Meliha Timur | Nisanur Dergisi | Nisan 2017 | 65. Sayı
 
24-04-2017 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.