Bu İşte Bir Aşk Var!

Amine Baran
Varsın onlar kazandık sansınlar! Varsın sevinç çığlıkları atsınlar. Zılgıtları yeri göğü inletsin. Bizim yitire yitire kazandığımız değerlerimizin ardından Yasince, Aytaçca adanmış teslimiyetimiz var. Unutmayacak yürekler. Hiç bir şey söndürmeyecek bu ateşi. Zaman alıştırsa da unutturmayacak.
Zaman geçe dursun...  Seneler seneleri, mevsimler mevsimleri, aylar ayları kovalasın. Akrep ile yelkovan yarışa tutuşsunlar. Saniyeler isyankâr, zamana karşı hiç durmadan akar.

Ne yazlar devirdik biz, ne baharlar! Ne kışlar yaktı bağrımızı, ne hüzün dolu bayramlar. Ne ramazanlar bıraktık geride, ne hazanlar. Soğuk soğuk esen rüzgârlarımız var. Bırakın zaman geçedursun. Yüreğimizden, içimizden söküp atamadıklarımız var. Gözümüz değil, gönlümüzün arkada kalmışlığı var. Geride, başkalarında...

Zaman geçe dursun, amenna. Ama alışmaya yarıyor o da, unutmaya asla…

Birikti içimize. Neler verdik biz acı bir şekilde. Vahşice yitirdiklerimiz var. Adına kayıp denemeyecek, aksine kazanç nazarıyla bakılan cengâverlerimiz... Zikredilince gözlere yağmur damlalarının hücum ettiği, boğazların düğüm düğüm olduğu, kelimelerin cümlelerin anlatmakta kifayetsiz kaldığı yiğitlerimiz.

Ah zaman, sen geçe dur! Bilmez kimse, bilemez bizi. Bizler yitire yitire kazandık kendimizi, değerlerimizi. Ekimlerimiz, Mayıslarımız, Haziranlarımız soğuk geçti bizim. Üşüdük, yüreğimiz taş bağladı. Yanan tek yanımız bağrımızdı.

Yıllar geçe dursun, unutamadıklarımız var bizim. Yasin’imiz, Hasan’ımız, Hüseyin’imiz, Turan’ımız, Cumali’miz, Fethi’miz, Riyad ve Cengiz’imiz var... Ekimi kışa çeviren, ölüme susayanlar... Şehadeti arzulayanlar, son bayramı yasa çevirip içimizi yakanlar... Babasız kalmış yavrular, eşsiz kalmış bacılar, Yasin’siz kalmış analar. Siz bize bayram geliyor mu diyorsunuz?

Bırakın bayramlar geçedursun. Acı bayramın ardından bayramı matem bellemiş, imtihan diye yutkunup Rabbine iltica edip sığınan analarımız var. Ses çıkmadan atılan çığlıklar bizden sorulur. Susarak ağlamanın adına tevekkül demişliğimiz var. Bir buket acı sunulmuş bedenler, yutkunamayan boğazlar, haykıramayan dile gelmeyen sızılarımız var... Hangi yaz unutturur Haziran’da üzerimize tana tane yağmış karın soğukluğunu. Şehadetiyle baharımızı kışa çevirmiş Aytaç Baranımızı hangi yüreğe, hangi vicdana unutturabiliriz.

İslam’a adanmış bir ömür, Allah`a satılmış bir beden, Allah ile kurulmuş manevi irtibatın yegâne muhatabı yeryüzünün yaşayan şehidini kim kime unutturabilir? Yüreğimize her biri için ayrı ayrı mezar kazmışlığımız var... Gönlümüze ukde düşüren şehitlerimiz...  Biz biliriz, onlar kayıp değil kazançtır, bizler için. Çorak toprakları yeşertenler, yolunuz yolumuzdur bizim. Bir Yasin, bin Yasin eder. Bir Aytaç binler Aytaç yeşertir. Bir Muhammed Şerif, bir Abdulcelil ardından nice nice tohumlar çatlar, filizler boy verir. Biz biliriz, “Bazı ölülerin sesi yaşayanlardan çok daha fazla çıkar!”*

Yüreğimizi ferahlatan “Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyiniz, bilakis onlar diridirler fakat siz bilemezsiniz” ayeti kerimesi var. Yansa da yüreğimiz, gelecek bayramlar acımızı tazeleyecek olsa da Allah`a teslimiyet yolunda gayretimiz var. Bizler biliriz mitinglerde ellerde afişler ve pankartlarla vicdanı rahatlatmak yetmedi, hiç bir zaman yetmez. Gülümseyerek gittiğiniz canınızı Allah`a sattığınız o dava uğruna bunlar yeterli gelmez. Ardınıza atılmış, vahşi bir edayla ve acımasızca dile gelen zılgıtlar var… Kuru kuru atılan sloganlar bunları susturmaya yetmez. Bu kirli eller, kirlenmiş gönüller pasif kalmakla temizlenemez. Adınızın değil, yüreğinizin içimize nakş olması icab eder.

Ne güzeldi yaptığınız anlaşma! Ne kutlu bir alışverişti sizinki. “Allah karşılık olarak cenneti verip, müminlerden canlarını ve mallarını satın almıştır” ayetinin en güzel muhataplarıydınız siz... Tıpkı sizden öncekiler gibi…

Zaman geçe dursun... Bayramlar bayramları kovalasın. Her bayram bize Yasin’i ve arkadaşlarını hatırlatacak. Her Mayıs Ubeydullah’ı, Muhammed Şerif’i, Abdulcelil’i ve bu güzel insanların masumiyetini bahar havasında yüreğimize nakşedecek. Her Haziran, Aytaç Baran için soğuk rüzgârlar estirecek. Vicdanlı olan hiç bir Müslüman bunu unutmayacak. Sadece vicdanlara hapsedilmeyecek. Onlar ne için öldüyse, onun yolundan gidenler onun için yaşamaya devam edecek. Yasin gibi çocuklar Yasin’in ne için kurban olduğunu, Hocası Aytaç Baran’ın ona nakşettiğini hiç unutmayacak…

Varsın onlar “kazandık” sansınlar! Varsın sevinç çığlıkları atsınlar. Zılgıtları yeri göğü inletsin. Bizim yitire yitire kazandığımız değerlerimizin ardından Yasince, Aytaçca adanmış teslimiyetimiz var. Unutmayacak yürekler. Hiç bir şey söndürmeyecek bu ateşi. Zaman alıştırsa da unutturmayacak…

Biz biliriz; doğacak güneş... Aydınlanacak dünya İslam nuruyla. Sözü var güneşin bir gün bizler için de doğacak. Vaadi var rabbimizin muhakkak nurunu tamamlayacak. Şehitlerin bereketiyle, Allah için mücadelede saf tutanların eliyle bir gün güneş doğacak. Çantada sabırsızlıkla bekleyen umutlar yeşerecek. Yasinler, Aytaçlar çoğaldıkça çoğalacak. Bu bayramlar buruk geçse de yarınlar için kendini feda edenlerin kanı, bir gün gelecek yanan yüreklere su olacak…

Bırakın zaman geçe dursun... Bize yarınlar dünleri hiç unutturmayacak. Mücadeleye mücadele katacak. İmanlı gönüllere takva ekecek. Nice gönüllere iman tohumu dikecek. Bizler biliriz yarınlar, yorgun olanların değil rahatından vazgeçenlerin olacaktır.

Zaman geçe dursun! İçimiz yansın. Biraz da buruk kalalım. Aklımız yüreğimiz arkada kalsın. Tebessüm eden yüz çehremizin altında hıçkırıklarımız olsun. Hepsine amenna. “İmtihanımızdır” der susarız.

Biz biliriz. Ayetimiz var. Yasin’imiz var… Hasan, Hüseyin, Riyad, Cengiz, Aytacımız var. Davamız var. Mücadelemiz var. İman etmişliğimiz var. Feda ettiklerimiz, feda edenlerimiz var. Ne çok acı var.

Ama biz biliriz ki; bu işte bir aşk var…

Amine Baran / Nisanur Dergisi - Temmuz 2015 (44. Sayı)
 
*Malcom X


 
18-07-2015 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.