Cevşenü`l-Kebir Üzerine

Fahriye Genç
Cevşen; Farsça kökenli bir kelime olup, “zırh, savaş elbisesi” manasına gelmektedir. Diğer bir manası Allah`ın isimleri ile yapılan uzun münacattır.
El-Hafız (Hıfzeden, her şeyi koruyan) Allah`ın adıyla…

Cevşen; Farsça kökenli bir kelime olup, “zırh, savaş elbisesi” manasına gelmektedir. Diğer bir manası Allah`ın isimleri ile yapılan uzun münacattır.

Cevşenü’l-Kebir, “Amelî hüküm” içeren bir metin değil; feyizli bir münacattır. Vahye dayanan eşsiz bir tefekkür ve zikir kaynağıdır. Allah (CC)’ın bin bir ism-i şerifiyle cehennemden, ateşten, azaptan, gazaptan, afetlerden ve musibetlerden Allah’a sığınma manasını ifade eden tevhid cümlelerinden oluşmaktadır.

Cevşen duasının kaynağı ile ilgili Ahmed Ziyauddin Gümüşhanevi ‘Mecmu`atu`l-Ahzab’ adlı eserinde şunları söyler:

“Cevşenü`l-Kebir ismindeki dua Peygamber Efendimiz (SAV)`e, Uhud Harbi esnasında Cebrail (AS) tarafından getirilmiştir. Cebrail Hz. Peygambere; ‘Üzerindeki zırhı çıkar ve bu duayı oku. Bu duayı üzerinde taşır ve okursan zırhtan daha büyük tesiri vardır.’ demiştir. Peygamber Efendimiz (SAV) duanın tesirinin sadece kendine mi mahsus, yoksa ümmete de şamil mi olduğunu sorunca, Cebrail (AS); ‘Ya Resulullah, bu dua Allah`ın sana ve ümmetine bir hediyesidir. Bunun sevabını Allah`tan başka kimse takdir edemez.’ şeklinde buyurmuştur.”

Yine Kenzü`l-Ummal`da Enes Bin Malik (RA) rivayetiyle Cevşen’in bir kısmı daha rivayet edilmiştir. Ahmed Ziyâeddin Gümüşhanevi’nin Mecmu`atü’l-Ahzab’ında ise Hz. Zeynel-Abidin’den Hz. Ali`ye dayanan sağlam bir senetle Cevşenü’l-Kebir’in tamamı rivayet edilmiştir.

Üstad Bediüzzaman Cevşen duasının faziletini şu ifadelerle açıklıyor:
 
“Nev-i insanın medâr-ı fahrı ve elhak en hakiki insan-ı kâmil olan Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü vesselâm, Cevşenü’l-Kebîr nâmındaki münâcâtında bin bir ismiyle dua ediyor, ateşten istiâze ediyor. Hem binler dua ve münâcâtlarından Cevşenü’l-Kebîr ile öyle bir marifet-i Rabbâniye ile öyle bir derecede Rabbini tavsif ediyor ki; o zamandan beri gelen ehl-i mârifet ve ehl-i velâyet, telâhuk-u efkârla beraber, ne o mertebe-i marifete ve ne de o derece-i tavsife yetişememeleri gösteriyor ki, duada dahi onun misli yoktur.”

Cevşen-i Kebir duası 100 bölümden (bab) oluşur. Her bapta Allah`ın Esma-ül Hüsna ve sıfatlarıyla tavsif edildiği 10 parça bulunur. Her babın sonunda Allah`ın aczden ve şerikten münezzeh olduğunu ifade eden ve cehennem ateşinden Allah`a sığınılan dua yer alır.

“Sen bütün kusurlardan, aczden ve şerikten mukaddessin. Senden başka ilah yok ki, bize meded etsin. Aman diliyoruz. Bizi azap ateşinden ve cehennemden halas et!”

Duanın geneline bakıldığında Allah`ın isim ve sıfatlarının sıkça tekrarlandığı ve Rabbe O’nun isimleriyle bir yöneliş görülür. İstiaze, yani ateşten ve azaptan Allah`a sığınma da Cevşen`de önemli yer tutar.

Duanın tamamı Allah’a ait 250 isim ile 750 sıfat ve münâcâtı kapsar. Bütün bu münâcâtların ana gayesi duanın muhtevasından ve her faslın sonunda tekrarlanan “hallisnâ/ecirna mine’n-nar” ifadesinden de anlaşılacağı gibi, dünya afetlerinden ve ahiret azabından kurtuluş için yalvarmaktır.

Cevşen duasının sıhhati konusunda çeşitli görüş ayrılıkları da mevcuttur. Bunlara fikir zenginliği olarak bakmak ve Cevşen duasının İslam`ın ruhuna aykırı bir durumunun bulunmadığını belirtmek görevimizdir.

Unutulmamalı ki; Cevşen-i Kebir, bir kısmı naslarda yer alan, mana ve muhteva bakımından Allah`a nisbetinde hiçbir sakınca bulunmayan münacat ve niyazlardan ibarettir. Cevşen duasını, ruhun açlığını gidermek ve manevi tatlar almak amacıyla müminlerin namaz sonralarında veya günlük olarak okumayı alışkanlık haline getirmeleri güzel bir haslet olacaktır.

Selam ve dua ile…

Fahriye Genç / Nisanur Dergisi - Ekim 2016 (59. Sayı)
 
28-10-2016 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.