Çocuğun Kalkanı Nedir Sizce?

Rana Çeçen
7-8 yaşlarında bir erkek çocuğu babasının kucağındaydı. Ayağı kırılmış ve alçıya alınmıştı, hastane kapısından çıkıyorlardı. Bu, birçoğumuzun başına gelebilecek bir durumdur aslında...
Bismillahirrahmanirrahim.

7-8 yaşlarında bir erkek çocuğu babasının kucağındaydı. Ayağı kırılmış ve alçıya alınmıştı, hastane kapısından çıkıyorlardı. Bu, birçoğumuzun başına gelebilecek bir durumdur aslında. Bunda normal olmayan herhangi bir şey yok. Normal olmayan, alçılı ayağıyla babasının kucağında hastane kapısından çıkan çocuğa, iç çamaşırı dâhil herhangi bir şeyin giydirilmemiş olmasıydı. Mahrem bölgesi açıkta, evlerine doğru gidiyorlardı. Bu çocuğun ailesi belki, çocuklarının durumundan dolayı o anda, işin o kısmını düşünemediler. Ya da hastane ortamında çocuğun üzerini örtecek herhangi bir örtü bulamamışlardır. Ancak, bu yaşlarda çok olmasa da, biraz daha küçük yaşlardaki birçok çocuğun, bu vaziyette ortalıklarda gezdiklerine birçoğumuz şahit olmuşuzdur.

Mahremiyet, kelime olarak haram ile aynı kökten gelmektedir. Ve yasak olan şeyler için kullanılır. Ancak bu kelime, özellikle insan vücudunda bakılması yasak olan bölgeler için kullanılır. Bu, kadın için, erkek için ve çocuk için kendi aralarında ve birbirlerine karşı, mahremleri olan ve olmayan kişilere göre farklılık gösterir.

Sağlıklı toplumların temelini, güzel ahlakla yetişmiş fertler tesis edebilir. Güzel ahlakın tesisi ise, doğumla başlayıp, çocuklukta, gençlikte, yetişkinlikte ve yaşlıkta devam edip ölüm anına kadar devam eden bir süreçtir. İlk basamak olan bebeklik ve çocukluk döneminde, kişilere güzel davranışlar kazandırılmaya çalışılmazsa, yetişkinlik dönemine doğru kazandırmak imkânsız olmasa da, çok daha güç ve zahmetli olur.

İşte bu güzel davranışlardan biridir, mahremiyet bilinci! Küçüklüğünde bazen sevgi ifadesi olarak, “yerim senin …” ya da şaka konusu yapılarak, “hadi yavrum bi … de bakalım duysunlar” ya da kızma ifadesi olarak “keserim senin … “ gibi sözlere alışan çocuk, büyüdüğünde bunları gayet normal sözler ve davranışlar olarak kabul eder. Bu insanlar için artık mahrem kelimesi herhangi bir anlam ifade etmemeye başlar.

Genellikle 3-4 yaşlarından itibaren çocuklar cinsellik ayırımı yapmaya başlarlar. Onun için de özellikle bu yaşlarda, ebeveynler çocuklarına bu bilinci kazandırmak için gereken hassasiyeti göstermeye çalışmalıdırlar. Çocuğun üzeri değiştirilirken ortamda başka kimseler varsa tamamen soymadan, ya da mümkünse başka bir yerde değiştirmeye çalışarak veya en azından çocuğa siper olup o vaziyette giydirmeye çalışmak, mahremiyet bilinci için ilk adım sayılır. Daha sonra banyo ve tuvalette de çocuğa kimseye görünmemeye çalışması gerektiği anlatılıp uygulatılmalı.

Peygamber Efendimiz (SAV)’in; “Yedi yaşına geldiklerinde kız ve erkek çocuklarının, kız ve erkek kardeşlerin yataklarını ayırın.” ve “On yaşına geldiklerinde çocuklarınızın yataklarını ayırın.” tavsiyelerine dikkat edilmelidir.

Yine mahremiyet bilincinin kazandırılmasının en güzel yolunu Rabbimiz (CC) kitabında bize göstermektedir. Hem de sadece sözle değil, bizzat örnek olunarak yapılması gerektiğini bize açıklamaktadır. Nur suresi 58. ayeti kerimede bu, şöyle ifade edilmektedir:

“Ey iman edenler! Ellerinizin altında bulunanlar ve sizden henüz buluğ çağına ermemiş olanlar, günde üç defa; sabah namazından önce, öğleyin elbiselerinizi çıkarttığınız vakit ve yatsı namazından sonra (yanınıza girecekleri zaman) sizden izin istesinler. Bu üç vakit sizin soyunup dökündüğünüz vakitlerdir. Bu vakitlerin dışında ne size ne de onlara bir günah vardır. Birbirinizin yanına girip çıkabilirsiniz. Allah, ayetlerini işte size böyle açıklar. Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.”

Yine hemen sonraki ayette; “Çocuklarınız ergenlik çağına geldiklerinde, kendilerinden öncekilerin izin istedikleri gibi izin istesinler. İşte Allah ayetlerini size böyle açıklar. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir” buyrularak bunun bir silsile halinde devam etmesi gerektiği belirtilir. Büyükler önce yapacak ki, arkadan gelenler de örnek alabilsin. Çocuğun odasına girerken izin istenecek ki, çocuk da yanınıza gireceği zaman bunu yapsın.

Bunların yanında yapılması gereken en önemli şeylerden bir tanesi de çocuklara giydirilen kıyafetlere dikkat edilmesidir. Neredeyse avret mahallerini gösterecek şekilde kısa, dar ve şeffaf giysilerden kız olsun erkek olsun çocuğa giydirilmemelidir. Bu şekildeki giyinmeye alışan çocukta, hayâ duygusu kolay kolay oluşmaz. Kendisinde olanı başkasında gördüğünde normal kabul etmeye başlayacaktır.

Edep ve hayâ, insanı birçok kötülükten koruyan birer kalkandır. Ancak bu duygular kişiyi lehinde ve aleyhinde olan şeyleri bilmekten de alıkoymamalıdır. Bizim toplumumuzda özellikle mahremiyetle ilgili konuları konuşmak edep dışı kabul edilir. Evet, uluorta her yerde ve herkesin yanında bunları dillendirmek elbette ki hoş değildir. Ancak, çocuklarımıza bu bilinci kazandırmaya çalışarak, böylece kendilerini dışarıdan gelebilecek, kötü niyetli kişilerin davranışlarına karşı koymayı öğrenmeleri gerekir.

Ne yazık ki medya üzerinden, çok küçük yaşlardaki çocuklara bile, neler yapıldığını duymadan geçirdiğimiz günümüz neredeyse yok. Onun için de, çocuklarımızın bu konuda kazanacakları doğru davranışlar ve bilinç onları, Allah’ın izniyle muhafaza edecektir.

Rana Çeçen | Nisanur Dergisi | Kasım 2017 | 72. Sayı

 


 
21-11-2017 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.