Çocuk Eğitiminde Önceliklerimiz

Hacer Sara Arslan
Çocuğunun derslerindeki başarısıyla sevinen annenin, Kur’an’a geçerken ki sevincini kıyaslayın! İnsaflı olalım ve kendimizi bu noktada hesaba çekelim. Allah’ın, kendimizi ve ailemizi yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten korumamızı emrettiğini hatırdan çıkarmayalım.
Çocuk eğitiminin önemli bir bölümü okul döneminde şekillenir. Bu; çocuğun karakterinin oluşmaya başladığı, akıl baliğ olduğu, büyüdüğü bir dönemdir. Ayrıca bu dönemde arkadaş edinir, sosyalleşir ve farkındalığı artar. Dolayısıyla ebeveynlerin hassasiyetinin doruk noktada olması gerekir.

Şu bir gerçektir ki eskiye nazaran anne ve babaların çocuk eğitimine verdikleri önem fazlalaşmıştır. Bakış açıları değişmiş, sorumluluk sahibi olduklarının farkına varmışlardır. Bu olumlu bir gelişmedir, daha da artmalıdır. Çünkü bir nesil yetiştirmekteyiz. Çağa ışık tutacak, dahası ışığın kendisi olacak bir nesil...  Bunun için ilk adım çocuk terbiyesini üstlenmenin ve karanlığa doğru ilerleyen gidişatın yönünü değiştirmenin derdini taşımak olmalıdır.

Peki, okula giden çocuklarımızın eğitimi ile neyi kastediyoruz? Okuldaki başarısı için ve ilerde edineceği kariyer, meslek, ünvanlı vs. için verdiğimiz emek tek başına yeterli midir? Allah’ın bizden istediği sadece bu mudur? Çocuğumuzun okul hayatındaki başarısı kadar kulluk okulundaki başarısı bizi ne derece ilgilendiriyor/ilgilendirmeli? İkisi arasındaki dengeyi nasıl sağlayabiliriz?

Bu sorular ışığında gelin bu problemi ve yanılgılarımızı hep birlikte inceleyelim...

Yeni bir eğitim-öğretim yılına daha girmekteyiz. Elimizden geldiği kadar çocuklarımızın okul ve araç gereçlerini tamamlamaya, gideceği okulu kararlaştırmaya ve onu okul hayatına hazırlamaya çalışıyoruz. Bu konudaki heyecan ve uğraşımız takdire şayan olsa da aslında bazı acı gerçekleri de önümüze seriyor.

Şu özeleştiriyi kendimize yapalım... Belki de çocuğumuzun dünyasını güzelleştirecek, rahat bir yaşam sürmesini sağlayacak, şöhret sahibi yapacak okul hayatına verdiğimiz önemi; ebedi saadeti için ve nar-ı cehennemden kurtuluşu için, dahası Allah’ın rızasını kazanacak ameller yapması için vermiyoruz!

Çocuğu eve gelen anne, hemen ödevinin ne olduğunu soruyor ve belki saatlerce çocuğuna ödevi konusunda yardımcı oluyor. Başarısı biraz düşse anne-baba tarafından azarlanıyor. Karnesine kırık not gelse, istenilen okul kazanılmasa sanki dünya başlarına yıkılıyor... Fakat iş uhrevi saadetini sağlamaya gelince onu çok rahat geri plana itebiliyoruz.

Evet, önceliğimiz çocuğumuzun İslami eğitimi değil. Aslında bu birçok annenin umurunda değil. Çokça şahit oluyoruz; anneler yaz tatillerinde çocuklarını Kur’an kursuna gönderirler. Ama okullar açıldığında elif ba’lar rafa kaldırılır, Kur’an-ı Kerim’in sayfaları bir sonraki seneye kadar açılmaz. Hatta Kur’an okumak isteyen çocuklarını “kapat onu, dersine çalış!” diye azarlarlar. Kursta iken böyle bir baskı yapmadıkları da acı bir gerçek.

Ya da bazen şöyle bir durumla da karşılaşıyoruz. Okul yönetiminin istemiş olduğu her kurala eksiksiz uyulur, her türlü fedakârlıktan kaçınılmaz. Maddi olsun, manevi olsun... Fakat iş İslami eğitime gelince hiçbir fedakârlık gösterilmediği gibi baştan savma yapılır.

Özellikle yarıyıl tatilleri kış mevsimine denk geldiği için anneler çocuklarını Kur’an kurslarına göndermiyorlar. En büyük sebebi; “soğuktur, hasta olmasın”... Ama okula kar-kış demeden gönderiyor hatta kendi elleriyle götürüyorlar.

İslami bir program ya da dernek sohbetlerine davet edildikleri zaman yahut çocuk bu tür ortamda bulunmak isterse, yine ebeveynin olumsuz tavırlarıyla karşılaşıyor. Çocuğun salih bir çevrede büyümesinden korkan veya bunu gereksiz gören anne, okul ortamındaki tehlikeli çevrede bulunmasından rahatsız olmuyor.

Çünkü anne böyle bir dertle dertlenmiyor. Çocuğun kulluk kalitesini arttırmak; onun için ikinci, üçüncü planda kalan bir görev! 

Çocuğunun derslerindeki başarısıyla sevinen annenin, Kur’an’a geçerken ki sevincini kıyaslayın! İnsaflı olalım ve kendimizi bu noktada hesaba çekelim. Allah (CC)’ın, kendimizi ve ailemizi yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten korumamızı emrettiğini hatırdan çıkarmayalım...
Salih, salih bir arkadaş ortamında yetişen, ibadetlerini ve kulluk sorumluluğunu yerine getiren çocuğun hem kendine hem bize hem de topluma sunacağı katkıları düşünelim...

Tenine bir diken batmasına razı olmadığımız evlatlarımızın, ahirette azap çekmesine vesile olmayalım. Şüphesiz ki çocuğumuza verdiklerimizden ya da vermediklerimizden hesaba çekileceğiz.

Çocuklarımızın okulda da başarılı olmasını sağlamak elbette her ebeveynin görevidir. Bunu bir tarafa atalım; çocuğumuz tembel olsun, demiyoruz. Anlatmaya çalıştığımız nokta; çocuğumuzun Allah’ın istediği şekilde büyümesini, eğitilmesini asla küçük görmeyelim ve bunu ilk plana alalım. Çocuklarımızın İslami eğitimi onun ahlakını da olgunlaştıracaktır şüphesiz. Bunu öncelemek, çocuğun diğer konularda da başarılı olmasını sağlayacaktır zaten. Dolayısıyla ne yapıp edip, çocuğumuza öncelikle geçici olan dünyaya bağlanmaması gerektiğini öğretmeli, onu ahirete hazırlamalıyız.

Bunun için ebeveynlere ve özelde annelere büyük görevler düştüğünü bir kez daha hatırlatarak, sizleri Rabbime emanet ediyorum. Vesselam, veddua...

Hacer Sâra Arslan / Nisanur Dergisi / Eylül 2015 (46. Sayı)
 
20-09-2015 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.