Çocuk Eğitiminin Temel Taşları

Pedagog Meliha Timur
Yeryüzünde insanların hızla Allah’ın ipinden koptuğu, fitne ve fesadın kol gezdiği günümüzde çocuklarımızı hakkıyla eğitebilmek giderek güçleşmektedir. Her şeyde olduğu gibi eğitimde de temel kural net ve açık:
Yeryüzünde insanların hızla Allah’ın ipinden koptuğu, fitne ve fesadın kol gezdiği günümüzde çocuklarımızı hakkıyla eğitebilmek giderek güçleşmektedir. Her şeyde olduğu gibi eğitimde de temel kural net ve açık:

Allah’ın ipine sarılmak ve O (CC)’nun istediği gibi bir kul olmak; O (CC)’nun istediği gibi bir nesil yetiştirmek…

Fıtratlarını bizden daha ziyade koruyabilmeyi başarmış ninelerimiz-dedelerimiz, eğitim uzmanlarına, pedagoglara, psikologlara ihtiyaç duymadan çocuk eğitmenin gayet iyi üstesinden gelmişlerdir. Dar imkânlarına rağmen daha sağlam bir nesil yetiştirmeyi başarmışlardır.

Bugünün hayat şartları ve imkânları düne nazaran bir hayli gelişmiş olmasına rağmen sağlam bir nesil yetiştirmek epey bir zorlaşmıştır. Bugün sayısız uzmanlar, pedagoglar, eğitim koçları ve psikologlar iyi bir eğitimin nasıl olması gerektiği konusunda bin bir çeşit yollar önermektedirler. Teknolojinin hızla gelişmesiyle beyinleri yorulmuş ebeveynler ise, çocuk eğitmeyi omuzlarına yüklenmiş ağır bir yük olarak görmektedirler.

Hâlbuki anne-baba olmak; Yaradan’a en yakın olmak… Kendilerinden olan parçaya ömür boyu göz kulak olmak… Fedakârlıklara açık olmak… Çocuğunun hem fiziksel, hem de kişilik gelişimine en olumlu katkıları sağlamak için çabalamak… Çocuğuna hayatın kurallarını öğretirken onu ürkütüp korkutmamak, iç dünyasını zedelememek ve çocuğa isteklerine ulaşabilmesi için ihtiyacı olan güveni vermektir.

Yani zahmetli bir serüvenin ardından rahmete erişmektir. Nitekim Allah’ın rızasını gözeterek sabır ve sebatla yetiştirilmiş bir evlat, ahiret yolunda anne ve babasının kapanmayan amel defterlerinden bir sayfa olabilir.

Çocuk eğitimi hususunda pedagojik anlamda olmazsa olmazları teşkil eden temel taşlara da değinmekte fayda var tabi. Bunlar;

GÜVEN VE SEVGİ

Güven duygusunun kazanılmasında en önemli unsur, çocuk ve anne arasındaki ilişkinin niteliğine bağlıdır. Anne sütü, çocuğun besin ihtiyacını karşıladığı gibi aynı zamanda çocukla anne arasında meydana gelen sevgi ve güven transferidir. Çocuklar, sevmeyi sevilerek öğrenirler. Kendisine güven gösterilen çocuğun özgüveni gelişir.

HUZURLU BİR AİLE ORTAMI

Çocuğun sağlıklı yetişmesi, düzenli bir eğitim alması ve hayatında başarılı olması için, huzurlu bir aile ortamına ihtiyacı vardır. Anne-baba ve çocukların karşılıklı olarak sevgi ve saygı ortamı içinde olmaları gerekir. Anne-baba ve bütün aile fertlerinin tavır ve davranışları çocuk için ideal örneklerdir. Çocuk bu hareketleri benimsemeye çalışır. Anne-babanın, çocuğun kişilik ve karakter gelişimine etkileri çok fazladır. Ebeveynler çocuğun nasıl olmasını istiyorlarsa, önce kendileri öyle olmak zorundadırlar. Ayrıca anne-baba kavgaları, ağır hastalıklar, ayrılıklar ve benzeri durumlar öğrenmeyi zorlaştıran etkenlerdendir.

ÖĞRENME YETENEĞİNİN GELİŞİMİ

Yetenekler ve zekâ, ancak uygun ortamda ve sevgi ile beslenerek gelişir. Çocuğun öğrenme isteği anne-baba tutumları ile gelişir. Çocuklar oldukları gibi kabul edilmeli; kendilerine özgü yeteneklerini geliştirmelerine yardımcı olunmalı. Ebeveynler, öğrenmeyi çocuklar için önemli hale getirmeli ve kendileri için neyin önemli olduğunu öğrenmelerini sağlamalıdırlar. Çocuk taklit ederek öğrenir, örnek alınan ilk şahıslar ise anne-babadır.

SORUMLULUK DUYGUSUNUN GELİŞİMİ

Sorumluluk, yaşamın ilk yıllarından itibaren kazanılan ve küçük adımlarla geliştirilen bir beceridir. Küçük adımları takip ederken çocuğun gelişen becerileri ile orantılı olarak kendisi ile ilgili sorumlulukları alması için desteklenmesi önemlidir. Örneğin; çocuk çatal kaşık kullanmaya başladıktan sonra “becerebildiği kadarıyla” yemek onun sorumluluğudur. Küçük yaştan itibaren sorumluluk bilincini geliştirmek için fırsatlar oluşturmalı, çocuğun acemice denemelerini sabır ve sevgi ile desteklemeli.

İLETİŞİM

Çocukla iletişim kurmanın en etkili yolu onu dinlemektir. Çocuğun anlattığı, önemsediği şeyleri pasifçe dinleyip tepkide bulunmamak; çocukla iletişim kurma yollarını kapatır ve çocuğun kendisini değersiz hissetmesine yol açar. Ayrıca çocukla göz iletişimi kurmak, konuşurken veya oynarken, onunla aynı boy seviyesinde olmak, sözünü kesmemek, onu anlamaya çalışmak da iletişimi olumlu yönden etkileyecektir. Anne-babalar çocuğun kendisini ifade etmesine fırsat tanımalıdırlar. Yargılamadan dinlemeleri, “bunları yapman doğru değildir” demek yerine yanlışın tanımını yapmaları ve yaptığı davranışın neden doğru olmadığının gerekçelerini açık bir dille ifade etmeleri gerekir.

DİSİPLİN

Disiplin, çocuğun eğitimindeki sağlıklı tutum ve kuralları içerir. Disiplin, kişiler arası ilişkileri düzenleyen ve sorumlulukların paylaşıldığı bir ilkedir. Aile içinde disiplinin olmayışı, sınır ve kuralların önemsizleştiği anlamını gütmektedir. Sınır ve kuralların önemsizleştiği yerde, birlik ve beraberlik, yerini bencilliğe bırakır. Ebeveynlerin aile içinde daima otoriter sahibi olmaları ve otoriterliklerini çocuklarına hissettirmeleri gerekir. Otoriterlik, bir güç gösterisinden ziyade yönlendirme, yönetme ve idare etme yetkisidir. Kurallar ve sınırların, ebeveynler tarafından net ve uygulamalı bir şekilde öğretilmesi gerekmektedir. Bunun için anne-babanın, uygulanacak kurallar konusunda görüş birliğinde olması, davranışlarında tutarlılık ve süreklilik göstermesi gerekmektedir.

“Beşeriyet çocuk terbiyesinde İslam’ın açtığı doğru yolda yürüdüğü, milletler onun pınarından susuzluğunu giderdiği, devletler onun ilkelerini ve hükümlerini uygulamak için aldıkları zaman, işte o zaman İslam dünyada önder olur, faziletli toplumların belirtileri, bütün parlaklığıyla gözlere akseder. Böylece insanlar İslam’ın gölgesinde mesut ve güven içinde yaşarlar.” (Prof. Dr. Abdullah Nasıh Ulvan)

Salih nesiller yetiştirebilmek ümidi ve duasıyla Allah’a emanet olun!

Pedagog Meliha Timur / Nisanur Dergisi - Aralık 2015 (49. Sayı)
 
24-12-2015 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.