Çocuklarda Utangaçlık

Pedagog Meliha Timur
Utangaçlık, 6 ay ile 1 yaş arasında bebeğin yabancı birini gördüğünde yüzünü annesinin göğsüne gömüp saklanmasıyla başlar. Bebekler doğdukları andan itibaren çevrelerindeki her şeye yabancıdırlar.
Utangaçlık duygusu çocuklarda sık görülen bir durumdur. Ta bebeklik döneminde belirtileri başlayan utangaçlık duygusu; ebeveynler tarafından görmezlikten gelindiği, önemsiz görüldüğü ve çocuklara bu hususta destek verilmediği, yol gösterilmediği taktirde ciddi boyutlara ulaşabilmekte; özgüveni zedelenmiş, pısırık, kendini toplumda ifade etmekten aciz nesiller yetişebilmektedir.

Utangaçlık, 6 ay ile 1 yaş arasında bebeğin yabancı birini gördüğünde yüzünü annesinin göğsüne gömüp saklanmasıyla başlar. Bebekler doğdukları andan itibaren çevrelerindeki her şeye yabancıdırlar. Bebeklerdeki bu çekingenlik, kendini koruma ve güvensizlik duygusundan kaynaklanır. Yaş ilerledikçe kişisel özelliklerinin de netleşmesiyle utangaçlık ve içe kapanma davranışları değişik biçimlerde kendini gösterir. Dolayısıyla yabancı bir ortama girildiğinde bazı çocuklar çekingen davranıp başlarını önlerine eğer, yüzlerini çevirir, gözlerini yumar, genellikle de annelerinin arkasına saklanırlar.

Utangaçlık en yoğun 3-6 yaşlar arasında görülür. Bu yaşlar çocuğun bireyselleşmeye başladığını fark ettiği ve başkalarının kendisi hakkındaki görüşlerinin önemli olmaya başladığı yaşlardır. Çocuk, başkalarının yanında beğenilmeyen bir duruma düşmekten korkar ve utanır. Çocuklardaki bu davranış biçimi, belli yaşlar için çok doğaldır. Çocuk güven hissettiği zaman, bu davranışını terk eder.

Anne-baba tutumları, çocuğun utangaçlık davranışını etkileyen ana faktörlerden biridir. Nitekim bazı hatalı anne-baba yaklaşımları, çocuğun utangaçlık duygu ve davranışını pekiştirip davranış bozukluğu boyutuna gelmesine neden olabilir. Aşırı koruyucu, eleştirici, ayrım yapan, kardeşler arasında kıyaslama yapan, çocuğa kendini değersiz hissettiren davranış sergileyen, dayak atan, zorlayan, çocuğu aşağılayan anne-baba tutumları buna örnek gösterilebilir. Aynı zamanda çocuğun anne-babaya bağımlı yetiştirilmesi de utangaçlık duygusunu körükleyebilir. Nitekim çocuk yalnız kalınca nasıl davranacağını bilemez, anne ve baba onun için bir güvendir. Onların eksikliği güvensizlik duygusu oluşturur.

Ebeveynlerin, çocuklarını toplumsal anlayışla yetiştirmeleri gerekir. Başka çocuklarla bir araya gelip oynayan, sık sık onlarla toplanıp vakit geçiren çocuklar, topluma hiç karışmayan çocuklara nazaran daha az utangaç olurlar. Bu bağlamda ebeveynler, çocukların topluma karışmasını desteklemelidirler. Bunun için onları eşe-dosta götürebilir, onları da eve davet edebilirler. Başkalarının yanında onları övmeli, onların da sohbet etmelerini istemeli, görüşlerini sormalı ve bu hususta onları teşvik etmelidirler. Faydalı, salih bir sohbet ortamına katılacakları zaman, çocuklarını da bu ortamlardan mahrum etmemeye çalışmalıdırlar.

Çocuğun zaman içinde çekingenliğini yenmesi, ancak güven duygusunun gelişmesiyle mümkündür.

Ona zaman ve fırsat verin! Önce ona siz güven duyun, daha sonra o, kendisine güven duymaya başlayacaktır.

Yeni ortamlara girmesini sağlayın! Yeni uğraşlar edinmesi, yeni insanlar tanıması utangaçlığını yenmesine yardımcı olacaktır.

Çocuğunuzun çok üstüne gitmeyin ve utangaçlığını gündeme getirmeyin! Başkalarının yanında utanan, çekinen çocuğa baskı yapmak, “konuşsana”, “merhaba desene” gibi zorlamalarda bulunmak son derece hatalıdır. Yaşından dolayı utanan çocuğu bir de bu şekilde zorlamak, o çocuğun daha da içine kapanmasına ve kendisini işe yaramaz, beceriksiz hissetmesine yol açacaktır. Bir süre sonra çocuk yeni insanlarla tanışmaya korkacak ve direnç gösterecektir.

Son olarak bu konunun psikolojik-pedagojik açısı bir tarafa, burada asıl önemli bir hususun altını çizmek istiyorum. Yukarıda bahsedilen utangaçlık ile hayâya dayalı bir utangaçlığı birbirine karıştırmamak gerekir! Hayâya dayalı utangaçlık, çocuğun İslami edep ve takvaya bürünmesi, kötü ve hoş olmayan şeylerden utanıp, günahlardan uzak durmasıdır. Hayânın bir tanımını, saadet asrındaki şu örnekten öğreniyoruz:

Allah Resulü (sav); “Allah’tan hakkıyla utanın, hayâ edin!” buyurdular. Bunun üzerine ashab-ı kiram dediler ki; “Ya Resulullah! Şüphe olmasın ki biz Allah’tan utanıyor, hayâ ediyoruz. O’na hamd olsun!” Bunun üzerine Resulullah (SAV) onlara şöyle buyurdu:

“Kastettiğim bu (sizin anladığınız) değil… Allah`tan hakkıyla hayâ etmek, başı ve onun taşıdıklarını, karnı ve onun ihtiva ettiklerini muhafaza etmen; ölümü ve toprakta çürümeyi hatırlamandır. Kim ahireti dilerse, dünya hayatının (aldatıcı) süsünü terk etmeli, ahiret hayatını dünya hayatına tercih etmelidir. Kim bu söylediklerimi hakkıyla yaparsa, Allah`tan hakkıyla hayâ etmiş olur.” (Tirmizi)

Modernizmin hüküm sürdüğü çağımızda, özellikle batı toplumları tarafından hayâ duygusu, basite indirgenerek görmezden gelinmiş bunun aksine hayâsızlığa prim verilmiştir. İçe kapanıklığa dayalı olan utangaçlıkla, hayâ ve takvaya dayalı utangaçlık bir sayılmış böylece hayânın da bir davranış bozukluğu olduğu algısı oluşturulmaya çalışılmıştır. Ebeveynler olarak bu tuzağa düşmemeli, çocuklarımızı özgüvenli, toplumda kendini ifade eden bir birey olarak yetiştirmek isterken; hayâdan yoksun, Allah korkusundan uzak, helali-haramı bilmeyen bireyler yetiştirmeyelim.

İmanın şubesi olan hayâyı çocuklarımıza aşılayabilen anne-babalardan olmak duasıyla… Allah’a emanet olun!

Pedagog Meliha Timur / Nisanur Dergisi - Nisan 2016 (53. Sayı)
 
25-04-2016 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.