Çocuklarımız da Nasiplensin!

Rana Çeçen
İman eden anne-babalar olarak omuzlarımızda büyük ve kutsal yükler taşıyoruz, taşımalıyız da. Bu dinin, gelecek nesillere sağlam ulaşabilmesinin sorumluluğu var omuzlarımızda. Onun için de, her ibadette olduğu gibi, çocuklarımıza Ramazan ve oruç ruhunu en güzel şekilde vermeye çalışmalıyız.
Bismillahirrahmanirrahim.
 
Her tarafta tatlı bir telaş başladı. Hazırlıklar yapıldı, maddi ve manevi olarak eksiklikler bulunup giderilmeye çalışıldı.
 
Çünkü huzur ve rahmet ayı olan Ramazan-ı Şerif, yine nefsi ve bedeni arındırmaya geldi. Cennet biraz daha yaklaşırken, cehennem uzaklaşır bu demlerde…
 
İman eden anne-babalar olarak omuzlarımızda büyük ve kutsal yükler taşıyoruz, taşımalıyız da. Bu dinin, gelecek nesillere sağlam ulaşabilmesinin sorumluluğu var omuzlarımızda. Onun için de, her ibadette olduğu gibi, çocuklarımıza Ramazan ve oruç ruhunu en güzel şekilde vermeye çalışmalıyız.
 
Unutmayalım ki; küçük yaşlarda edinilen alışkanlıklar, kolay kolay terk edilmez.
 
Oruç, bedenle yapılan bir ibadet olmasının yanında, toplumsal boyutu ağır basan bir ibadettir. 
 
Sürekli yeme ve tüketme çılgınlığında olan insan, en azından bir ay, belli bir süre açlık ve susuzluk çekerek, birçok zamanlar bu sıkıntıda olanların halini anlar duruma gelir.
 
Özellikle, yeni nesil çocuklar ve gençlerde bir doyumsuzluk var. Her gördüğünü alma, canının her çektiğini -zararlı mı, faydalı mı olduğuna aldırış etmeden- yeme dürtüsü hâkim. Midesini ve bedenini düşünmekten, etrafında olup bitenlere sağır, kör ve kayıtsız olmaya başladılar. Bu hal üzere yetişmeye devam ederlerse gelecekte, sadece kendisini düşünen, bencil insanlardan oluşan bir toplum bizi bekler. 
 
İşte, çocuklarımızı ve gençlerimizi bu tüketme çılgınlığından uzaklaştırmanın en büyük fırsatı, içinde bulunduğumuz bu mübarek günlerdir.
 
Yaşlarını ve durumlarını göz önünde bulundurarak, oruç şerbetinden tattırmalıyız çocuklara. Manevi havayı teneffüs etmesine fırsat vermeli ve teşvik etmeliyiz. Sahura kaldırarak gecenin bereketinden nasiplendirmeli; sabah ezanının okunmasıyla yasağın başladığını bildirip, kendine hâkim olabilmeyi öğretmeli, evde veya camide sabah cemaatine katmalıyız.
 
Bir amaç ve gaye için yeme içmeyi terk etmenin zevkine varmalarına fırsat vermeliyiz. Dünyanın birçok ülkesinde, açlık ve yokluk içinde olan Müslüman yaşıtlarının derdinin farkına vardırmalıyız. Bizde sadece bir ay olan durumun, onlarda neredeyse yılın on iki ayı devam ettiğini anlatıp, gerekli gereksiz her şeyi almanın ve yemenin yanlışlığını öğretmeliyiz.
 
Müslüman’ın derdiyle dertlenip, yardım etme duygularını harekete geçirmeliyiz. Teravihlerde caminin havasını teneffüs ettirmeliyiz.
 
Orucun, boğazdan aşağı yeme ve içme mesabesinde olan şeylerin indirilmemesinin yanında; ağzı, kalbi ve düşünceyi her türlü kötü söz ve düşünceden de korumak olduğunu, hal ve hareketlerimizden anlamalıdır çocuk.
 
Yaşı çok küçük olan çocuklara öğün aralarında oruç tutturabilir. Yemeğini yedikten sonra ‘oruçlusun’ diyerek, küçük olan çocuğun zihnine en azından oruç kavramını yerleştirebiliriz. Biraz daha büyük olanlara dayanabildikleri saate kadar oruç tutturmalı; ergenliğe yakın olan çocuklarımız içinse şartları biraz daha zorlamalıyız.
 
Birçok ebeveynin, güya şefkat duygusu ile oruç tutmak isteyen ve dayanabileceği konusunda ısrar eden çocuklarının, oruç tutmasına izin vermemeleri; onlara yapılan bir iyilik ve hayır değildir. İstediği zaman oruç tutmasına izin verilmeyen çocuğu, mükellef olduğunda zorlamaya ebeveynin hakkı yoktur/olamayacaktır. 
 
Her konuda olduğu gibi bunda da Resulullah Efendimiz (SAV)’in öğüt ve tavsiyelerine kulak vermek her sorunu çözer.
 
Resulullah Efendimiz (SAV) buyuruyor ki:
 
“Çocuk üç gün üst üste oruç tutabilecek bir hale gelirse Ramazan orucu ona vacib olur.”(1)
 
Fıkıh âlimleri her ne kadar farz olmasa bile, alışmaları maksadıyla, 10 yaşından itibaren çocukların oruç tutmaları gerektiği hususunda görüş belirtmişlerdir.
 
Hiç şüphesiz Ramazan orucunun sevabı apayrıdır. Ancak bu, durumu buna müsait olmayan çocukları zorlayarak elde edilemez. Zorlanan çocuk da, kimsenin kendisini görmediği yerde orucu ihlal edecek davranışlara yönelebilir. Onun için bünyesine uygun şekilde, sevdirerek bu ibadete alıştırmaya çalışmalıyız.
 
Ramazan-ı Şerifin hepimize huzur, bereket ve afiyet getirmesi temennisiyle… 
 
(1) San’ânî, age., IV, 154-155
 
Rana Çeçen | Nisanur Dergisi | Haziran 2017 | 67. Sayı
 
24-06-2017 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.