Çocuklarımızı Nasıl Eğitebiliriz?

Pedagog Meliha Timur
Çocuklarımızı en güzel şekilde yetiştirmek, onlara güzel bir terbiye vermek ve onları topluma kazandırmak hiç şüphesiz biz ebeveynlerin en önemli görevleri arasında yer almaktadır.
Çocuklarımızı en güzel şekilde yetiştirmek, onlara güzel bir terbiye vermek ve onları topluma kazandırmak hiç şüphesiz biz ebeveynlerin en önemli görevleri arasında yer almaktadır. Ahirete uzanan dünya yolculuğumuzda bizi başıboş bırakmayan Yüce Rabbimiz bu konuda da bize ışık tutacak, bizi doğru yola götürecek kaideler belirlemiştir.

“Ey iman edenler, kendinizi ve yakınlarınızı ateşten koruyun ki; onun yakıtı insanlar ve taşlardır.” (Tahrim / 6)

Ateşten korunmak ancak Allah’a kul olmakla, O’nun emirlerine uymak ve yasaklarından uzak durmak ile mümkündür. Dolayısıyla çocuklarımıza vereceğimiz terbiyenin gayesi onları geleceği kesin olan bir azaptan (ateşten) korumaktır. Vereceğimiz terbiyede elbette âlemlere rahmet olarak gönderilen Resulullah (SAV)’ın sünnetini esas almalı, Onun terbiye metotlarını uygulamalıyız.

“Bir baba, evladına güzel edepten daha efdal bir şey hediye etmez.” (Müslim)

Dolayısıyla terbiye, dar anlamıyla çocukta şahsiyeti inşa faaliyeti, geniş anlamıyla ise yarınki cemiyeti kurma ameliyesidir.

Bir Müslüman olarak çocuklarımızı nasıl eğitebiliriz? Onlara sağlam temelleri nasıl kazandırabiliriz? Toplumun tuzaklarından onları nasıl koruyabiliriz? Temiz fıtratlarının bozulmaması için nasıl bir gayret içerisine girmeliyiz? Gibi sorular ebeveynler tarafından sıkça sorulan ve merak edilen konulardır.

Öncelikle ebeveynler olarak çocukların bizlere Allah’ın bir emaneti aynı zamanda bir imtihan vesilesi olduklarını iyi idrak etmiş olmalıyız. Allah’ın birer emanetleridirler. Çünkü Allah her doğan çocuğu İslam fıtratı üzerine yaratmıştır. Nitekim Resulullah (SAV), bir hadisinde şöyle buyurmaktadır:

“Her doğan, İslam fıtratı üzerine doğar. Sonra, anne-babası onu Hıristiyan, Yahudi veya Mecusi yapar.”

Çocuğun temiz fıtratı anne-babalara emanet edilmiştir. Emanete iyi bakmak ve emaneti emanet alındığı şekliyle, bozmadan kirletmeden geri iade etmek icab eder. Dolayısıyla biz ebeveynlere düşen en büyük görev bu fıtratı korumak ve bozmamaktır. Yüce Rabbimiz Rum suresinin 30. ayetinde şöyle buyurmaktadır:

“O halde (Habibim) sen yüzünü bir muvahhid olarak dine yönelt. Allah’ın insanları yaratmasında esas aldığı o fıtrata uygun hareket et.”

İşte bu fıtrata aykırı davranarak çocuklarımızın temiz fıtratına asla gölge düşürmemeli, terbiyede tevhid anlayışından asla sapmamalıyız.

Çocuklarımızın iyi bir ahlakla ahlaklanmasını istiyorsak, öncelikli olarak kendi ahlakımızı güzelleştirme yoluna girmeliyiz. Çünkü çocuklar ilk etapta anne-babalarını örnek alırlar. Burada anne ve babanın da birbirlerine karşı merhamet ve şefkatle yaklaşması büyük bir önem arz etmektedir. Anne-babanın birbirlerine muamelesi şüphesiz ki çocuğun terbiyesinde büyük bir rol oynamaktadır. Ailede sürekli şiddet, kavga, iletişim kopukluğu, ilgisizlik gibi durumlar yaşanıyorsa, bu çocuğun şahsiyetini olumsuz yönde etkileyecektir. Şayet ailede huzur, sevgi ve mutluluk varsa, bu da çocuğu olumlu yönde etkileyecektir.

Başka bir husus ise, çocuklarımızla sürekli iletişim halinde olmaya gayret göstermemizdir. Üstelik onların hiçbir şey anlamadığını zannettiğimiz ilk aylarında/yaşlarında bile. Beşikte dahi onlarla hâyır konuşmak, uyuturken klasik ninniler yerine tesbihler, tahmidler ve tehliller getirmek, Allah’ın ve Resulü’nün adını sıkça anmak, Kur’an okumak gibi uygulamalarda bulunmamız, çocuğumuzun ahlakını olumlu yönden etkileyecektir.

Çocuğumuzun yaşı ilerledikçe bu uygulamaları genişletip, kavrayış kapasitesine göre Allah’tan bahsetmeye, dünyaya getirilişimizin amacını güzel bir şekilde izah etmeye başlayabiliriz.

Başka önemli bir husus ise, çocuklarımızı aldatmamamızdır. Çocuklara hayal dünyasından bahsetmek, her şeyi onlara güzel göstermek, hep iyiden bahsetmek yanlış bir yaklaşımdır. Çünkü dünyada sadece iyilik yoktur, kötülük de vardır. Bu bağlamda kötülüğün kaynağı olan şeytandan bahsetmek yerinde olacaktır.

Her şeyin açık saçık gösterildiği televizyon programları ise (çizgi filimler de dâhil olmak üzere) çocuklarımıza edepli ve hayâlı bir şahsiyet kazandırma yolunda büyük bir engel teşkil edecektir. Çocukların hareketliliğinden (anne-babaların deyimiyle yaramazlığından) başını dinlemek ve rahat etmek için çocukları yalnız başına televizyonun veya bilgisayarın karşısına oturtan ebeveynler, aslında çocuklarını nasıl bir tehlikeye attığının farkında değillerdir. Böyle bir uygulama çocuk açısından çocuğun pasifleşmesine ve tembelliğine, ebeveynler açısından ise çocuğun üzerindeki gözetim ve kontrollerini yitirmelerine yol açacaktır.

Çocuğun içerisinde yaşadığı ve ilk tecrübeler edindiği sosyal yapı ailedir. İkincisi cemiyettir. Çocuk cemiyete atılmadan önce, anne-baba çocukta sağlam bir temel oluşturmalı, onu muhtemel tehlike ve tuzaklardan koruyabilecek bir terbiye aşılamalıdır.

Ayrıca unutulmamalıdır ki, çocuk eğitimi büyük bir sabır ve süreklilik gerektiren bir iştir. Misalen; ebeveynler çocuğa yasak koyduğunda, yasakta sabit kalmalıdırlar ve yasağı neden koyduklarını çocuğun anlayacağı bir dilde iyice izah etmelidirler. Burada önemli olan bir başka husus da, anne-babaların izinlerde ve yasaklarda ortak fikirde ve kararlılıkta olmalarıdır.

Eğitim ve terbiyede orta yol takip edilmeli, ne çok yasakçı olmalı ne de çocuğu fazla serbest bırakmalıdır. Otorite ebeveynlerin elinde olmalı, çocuklar sürekli denetim ve disiplin altında tutulmalıdır.

Çocuklarımıza ibadeti sevdirebilmenin yollarını da araştırmamızda fayda vardır. Mesela evde çocuklarımızla birlikte abdest almayı, cemaatle namaz kılmayı ve Kur’an okumayı alışkanlık haline getirebiliriz. Namaz ağaçları gibi uygulamalar da, çocuklarımızın düzenli bir şekilde namaz kılmasında etkin bir rol oynayabilir. Diğer ibadetlerde de aynı şekilde değişik uygulama ve yöntemlerle çocuklarımıza bu ibadetleri sevdirebiliriz.

Pedagog Meliha Timur / Nisanur Dergisi - Ekim 2015 (47. Sayı)
 
23-10-2015 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.