Çocuklarımızın Önündeki Tehlikeler

Başyazı
Kız olsun, erkek olsun gençlerimiz şeytani oyun ve tuzaklardan korunmak için İslami çerçevede düşünmek ve hayatlarını bu doğrultuda sürdürmek zorundadırlar. İnsanlarımızı ahlaksızlıklara yönlendiren, bozan ve kişiliksizleştiren fırsatçılara hiçbir şekilde yol verilmemelidir. Bunun için İslam’ın haram ve helal sınırlarına büyük bir hassasiyetle uyulmalı, küçük de olsa haramlara yaklaşılmamalıdır.
Bismillahirrahmanirrahim.

“Şeytan onlara vaatler yapar, kendilerini kuruntulara daldırır. Fakat şeytanın onlara yaptığı vaatler aldatmacadan başka bir şey değildir.” (Nisa / 120)

“Eğer sana şeytandan yana bir kışkırtma (vesvese veya iğva) gelirse, hemen Allah’a sığın. Çünkü O, işitendir, bilendir. Takvaya erenler var ya, onlara şeytan tarafından bir vesvese dokunduğunda (Allah’ın emir ve yasaklarını) hatırlayıp hemen gerçeği görürler.” (A’raf / 200–201)

Şeytanın, ilk insanla birlikte başlayan oyun ve hilelerle günaha sürükleme ve haktan uzaklaştırma çabaları aralıksız devam ediyor. Vesvese vererek, hilelere başvurarak ve aldatarak günaha sürükleyen şeytan, bir an olsun insanın peşini bırakmamaktadır. Dünyayı sevdirerek, geçici olan dünya nimetlerini ebediymiş gibi göstererek ve Allah Teâlâ’dan uzaklaştırarak birçoklarının bozulmasına sebep olmuştur.

Fıtrata uymayan ve insanı günaha sürükleyen bütün işlerde, bir şekilde şeytanın müdahalesi bulunmaktadır. Başından beri insanlarla uğraştığı için insanların zaaflarını bilir, onları haktan uzaklaştırmak ve kendi safına dâhil etmek için birçok yol ve yöntemden istifade eder. Kanın bedende dolaştığı gibi insanın his ve duygularında dolaşır, dünya sevgisi ve şehvet duygusunu kaşıyarak haramları hoş gösterir ve insana vesvese verir.

Şeytan ve taraftarları olan bozguncuların en büyük silahları zevktir. Zevk almaları için insanları, bütün değerlerini çiğnemeye davet etmekte, onurlarını yok etmek ve fıtratlarını kirletmek için her yol ve yöntemden istifade etmektedirler. Çeşitli oyun ve programlarla zihinleri hakikati düşünmekten alıkoymak, kulluktan uzaklaştırmak ve boş bireyler haline getirip istedikleri şekilde kullanmak için yoğun çaba harcamaktadırlar.

İnsanlarımız arasında fesat ve bozgunculuğu yayma çabaları öteden beri devam ederken, önceleri kadın kesimi toplumsal alanda fazla bulunmadığından, şeytani oyunlardan uzak kalabiliyor ve kendilerini muhafaza edebiliyorlardı. Ancak bugün, kadınlar hayatın birçok alanında yer aldıklarından, doğrudan şeytanın bozma ve yoldan çıkarma çabalarına muhatap olmakta, gerekli mukavemeti gösteremeyenler günah bataklığına sürüklenmektedir.

Şeytanın çabalarının temelini vesvese oluşturur. Bunu ilk defa şüphe şeklinde harekete geçirir. Muhatabının kalbine şüphe atarak işe girişir. Muhatap kabul etmezse bile gelecek ataklara zemin hazırladığı için küçük de olsa bir iz bırakır. Muhatabın kabul etmesi durumunda ise vesvese yoluyla oluşturduğu şüphe ve ümitsizlik ortamı, şeytani programlara uygun zeminler hazırlar.

İnsanı günah bataklığına sürükleyen hareketler küçük bir adımla başlar.
Şeytan ve taraftarları, muhataplarını ilk başta küçük bir denemeye davet ederler. Örneğin genç bir kadının namahrem bir erkekle konuşması söz konusu olunca, “Bir seferliğine, bir iki kelime konuşmanın ne sakıncası var ki!” vesvesesini verip konuşmaya teşvik ederler. Bir, iki, üç derken namahremle konuşma sıradanlaşır. Namahremden gezme teklifi gelince, “Beş on adım atmanın ne sakıncası olur ki!” şeklinde vesvese verilir ve her şey birkaç adımla başlar. Birkaç kez tekrarlandığında namahremle dolaşma tabii hale gelir. Artık şeytanın programı işlemektedir. Birlikte parka gitmeler, dolaşmalar, telefonlaşmalar ve mesajlaşmalar ardı sıra gelir. Ardından İslam’ın yasakladığı ve bir çeşit zina kabul ettiği, kız erkek arkadaşlığı başlar. Bir Müslüman için felaket olan bu adım, ahlaksızlık ve büyük günahlara bulaşma sürecidir.

Rabbimiz, şeytanın bizim için büyük bir düşman olduğunu ve ayağımızı kaydırmak için çabaladığını, birçok ayeti kerimede dile getirmektedir:

“Ey iman edenler! Şeytanın adımlarını takip etmeyin. Kim şeytanın adımlarını takip ederse, muhakkak ki o, edepsizliği (yüz kızartıcı suçları) ve kötülüğü emreder…” (Nur / 21)

Bir meşguliyetin olmaması ya da tembellik, şeytanın zihni işgal edip nifak tohumu bıraktığı ve harama sürüklediği durumlardır. Boşta olan insanların nefislerini cezbedecek boş ve tehlikeli düşüncelerle etkilemeye ve günaha yönlendirmeye çalışır. Bunun çaresi ise boş durmamak ve her zaman hayırlı işlerle uğraşmaktır.

Bugün için sosyal medya, gençlerin günaha sürüklenmelerinin önemli mekânı haline gelmiştir. İnternet üzerinden, bazı sosyal paylaşım sitelerinde gösterilen ahlaksız gösterimler, gençlerde büyük tahribatlara yol açarken; koyun postuna bürünmüş, kim oldukları belli olmayan karanlık çehrelerin tuzakları, bozulmalara ve yıkımlara sebebiyet vermektedir.

Eskiden konuşulması bile insanların utanmasına ve yüzlerin kızarmasına sebep olan kimi çirkin davranışlar, alenen işlenir hale gelmiş; toplum tarafından da ciddi bir tepki görmemektedir.
Televizyon programlarında ve sosyal medyada her türlü ahlaksızlık sergilenirken, cinsellik, müstehcenlik, alkol ve uyuşturucu madde özendirilmekte, fesat ve bozgunculuk adım adım yayılmaktadır.

İnternet, birçok insanda hastalık derecesinde bağımlılık halini almıştır. Bu da psikolojik rahatsızlıklara, kişilik bozukluklara sebebiyet verdiği gibi inanç değerlerinden kopmaya, kültürel yabancılaşmaya, yozlaşmaya, günah bataklığına sürüklenmeye ve kimlik bunalımına da sebebiyet vermektedir.

Okula giden çocuklar, özellikle de kız çocukları, büyük tehlike ile karşı karşıyadırlar. Karma eğitim vasıtasıyla kız ve erkeklerin iç içe bulunmaları, henüz İslami olgunluğa erişmemiş çocuklar için büyük sıkıntılara yol açmaktadır. Kendilerini korumadan yoksun çocuklar, rahatlıkla ahlaksızlıklara yönlendirilebilmekte ve günaha sürüklenebilmektedir.

Kız olsun, erkek olsun gençlerimiz şeytani oyun ve tuzaklardan korunmak için İslami çerçevede düşünmek ve hayatlarını bu doğrultuda sürdürmek zorundadırlar. İnsanlarımızı ahlaksızlıklara yönlendiren, bozan ve kişiliksizleştiren fırsatçılara hiçbir şekilde yol verilmemelidir. Bunun için İslam’ın haram ve helal sınırlarına büyük bir hassasiyetle uyulmalı, küçük de olsa haramlara yaklaşılmamalıdır.

– Genç kızlarımız, bulundukları ortamlarda hiçbir şekilde namahremlerle bir arada bulunmamalıdır. Mecbur kalmadıkça namahremle konuşmamalı, mecbur kalınca da üçüncü bir şahıs bulunmadan baş başa kalınmamalıdır.

– Her şart ve ortamda tesettüre riayet edilmeli, iffetten en küçük bir ödün verilmemelidir.

– Küçük olsun büyük olsun, harama hiçbir şekilde yaklaşılmamalıdır.

– İbadetler hassasiyetle yerine getirilmeli, namazlar vaktinde kılınmalıdır.

– Her gün mutlaka bir miktar Kur’an–ı Kerim okunmalıdır.

– İslami faaliyetlere katılarak ve kitap okuyarak boş zamanlar değerlendirilmelidir.

– İhtiyaç olmadıkça internet ve sosyal medyadan uzak durulmalıdır.

– İslami olmayan televizyon filmleri ve diziler izlenmemelidir.

– İslami hassasiyeti olmayan insanlarla arkadaşlıktan kaçınılmalıdır.

Allah’a emanet olun.

Başyazı / Nisanur Dergisi - Ekim 2016 (59. Sayı)
 
17-10-2016 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.