Çocukların Bir Milletin Geleceğidir

Röportajlarımız
Kıymetli okurlarımız, bu ay sizler için Yazar/Eğitimci Mürşide Uysal Hanımefendi ile ebeveyn-çocuk ilişkisini konuştuk. Çocukların bir ülkenin geleceği olduğunu belirten Mürşide Hanım, devletlerin ve ailelerin en önemli görevinin değerlerine sahip bireyler yetiştirmeleri olduğunu vurguluyor ve insan yetiştirmenin plan, program, hedef, çalışma ve incelik isteyen bir sorumluluk olduğunun altını çiziyor.
Kıymetli okurlarımız, bu ay sizler için Yazar/Eğitimci Mürşide Uysal Hanımefendi ile ebeveyn-çocuk ilişkisini konuştuk. Çocukların bir ülkenin geleceği olduğunu belirten Mürşide Hanım, devletlerin ve ailelerin en önemli görevinin değerlerine sahip bireyler yetiştirmeleri olduğunu vurguluyor ve insan yetiştirmenin plan, program, hedef, çalışma ve incelik isteyen bir sorumluluk olduğunun altını çiziyor.

Sizleri röportajımızla baş başa bırakıyoruz…

Mürşide Hanım, öncelikle okurlarımız sizi tanısınlar istiyorum. Kendinizi kısaca tanıtır mısınız?

Öncelikle kul olmaya ve sorumluluklarını yerine getirmeye çalışan, faydalı olma ümidiyle yaşayan ve amellerinin makbul olmasını arzu eden bir insanım. 1960, Ankara Polatlı doğumluyum. İlk ve ortaöğrenimimi Ankara’nın Çubuk ilçesinde tamamladım. Ankara Gazi Üniversitesi Matematik bölümünde bir sene okuduktan sonra hem dinimi öğreneyim hem de daha sağlam adımlarla ilerleyeyim diye ertesi yıl Ankara İlahiyat Fakültesi’ne geçtim. 1983’te İlahiyat Fakültesini bitirdiğim sene evlenip Konya’ya yerleştim. 2000 yılından itibaren de İstanbul Başakşehir’de yaşıyorum.

Öğretmenlik ve yazarlıkla birlikte sivil toplum kuruluşlarının içinde yer aldım. Yurt içi ve yurt dışında seminerlerim oldu, oluyor. Bir taraftan alırken bir taraftan vermeye çalışıyorum Rabbimin lütfuyla. Evli ve 4 çocuk annesiyim. Şu anda 2 gelin ve 3 de torunum var.

“ÇOCUKLAR BİR ÜLKENİN GELECEĞİDİR”

Kitap çalışmalarınız ve seminerleriniz genellikle çocuklara ve aileye yönelik. Neden?

Rabbimiz “Ey inananlar! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun…” (Tahrim / 6) buyuruyor.

Peygamberimiz (SAV) “Her çocuk, İslâm fıtratı üzerine doğar. Sonra babaları ve anneleri onları Yahudi, Hıristiyan ve ya Mecusi yaparlar” buyuruyor.

Kutadgu Bilig yazarı Yusuf Has Hacib “Senin ay gibi oğlun ya da kızın olursa onu kendi evinde terbiye et, başka ellere bırakma!” diyor. Her şeyden kıymetli çocuklarımızı öz değerlerimizle yetiştirmemizi öğütlüyor.

Çocuklar bir ülkenin geleceğidir. Devletlerin, ailelerin en önemli görevi, değerlerine sahip bireyler yetiştirmeleridir. İnsan yetiştirmek ise plan, program, hedef, çalışma, incelik isteyen bir sorumluluktur. Bu sorumluluktan dolayı sancımız var bizim. İncisi olanın ise sancısı olur. 

“Bir yılı planlıyorsanız pirinç yetiştirin. Yirmi yılı planlıyorsanız ağaç yetiştirin. Yüzyılları planlıyorsanız insan yetiştirin” der bir Çin Atasözü.                   

Çocuklar donmamış beton gibidir, üzerlerine ne düşse iz bırakır. Bugün kulaklar tok, gözler aç. Çok şey biliyoruz ama örnek bulamıyoruz, örnek olamıyoruz. Çocukların nasihatten çok, iyi örneklere ihtiyaçları vardır. Bu örnekler bizde mevcut. İtalyan Türkolog Anna Masala ‘Siz Türkler hazine sandığının üzerine oturmuş dilencilere benziyorsunuz’ der. Anadolu insanının değerlerini yeniden keşfetmesi gerektiğini anlatır.

Bizler, Peygamber olmadan önce de ‘emin’ olan… “Her doğan çocuk, İslam fıtratı üzere doğar… Hepiniz yöneticisiniz (Çobansınız, sorumlusunuz)… Ben ancak muallim olarak gönderildim… Çocuğa ikram edin, terbiyelerini güzel yapın… Çocuklarınızın isimlerini ve edebini güzel yapın... Çocuklarınızı çok öpün. Melekler sayar ve size her öpücük için derece verilir… Çocukları ağlatmayın. Sevindirin… Çocuklar arasında adaletli olun. Gerçek yetim, ana baba sağ ama ilgisiz olandır… En güzel miras, güzel terbiyedir… Çocuklarınıza asil insan muamelesi yapın” diye buyuran Peygamber (SAV)’in ümmetiyiz. Bize ne oldu da bu değerlerden uzaklaştık?

“SEVİLDİĞİMİZ İÇİN SEVMEYİ ÖĞRENİRİZ”

Çocuklarımız bizim için değerli. Bunu her fırsatta dile getiririz ancak bu ‘değer’ hususunu biraz yanlış anladığımız kanısındayım. Siz ne düşünüyorsunuz? Sizce de anneler olarak sevgi ve ilgimizi salt ‘maddi’ olarak ifade etmiyor muyuz?

Yunus gibi “Yaratılanı severim, Yaratandan ötürü” diyebilirsek taşlar yerine oturacak aslında. Bütün sevgilerin başı ve sonu Rabbimiz aslında. Sevildiğimiz için sevmeyi öğreniriz. Lütuf dışarıdan gelmelidir ki onu içimizde geliştirebilelim. Savaş sonraları yetimhanelerde dokunulmadan, sevilmeden sadece fiziksel ihtiyaçları giderilen çocukların öldüğü istatistiklere geçmiş.

İnsanın amacı Allah’a itaat ve mahlûka şefkat… Allah ve Allah’lı düşünme hayatımızda azaldıkça sevgide de sapmalar oluşuyor. Sevgi, zehirli sevgiye dönüşüyor.

Hz. Ali “Çocuklarınızla 7 yaşına kadar oynayın, 15 yaşına kadar arkadaş olun, 15 yaşından sonra ise danışın!” derken ne kadar yol gösterici değil mi! Sevgi, oyun, hoşgörü sınırsız ama değer verilen ve değerleri öğretilen çocuk 15 yaşında artık akıl danışılacak, istişare edilecek, sorumluluk sahibi genç adam oluyor. 

Meyve bozuk ise hatayı meyvede değil ağaçta, toprakta, çevre ve hava koşullarında aramak lazım. Her fırsatta özellikle değerler eğitimini vurgulamak istiyorum; çünkü her şeyin özünde kaliteli insan olmak var. “Güzel insan olmak” her şeyin özü… Hz. Peygamber (SAV), ashab arasında değerlerin yaygınlaşması için azami gayret göstermiştir. O, değerleri sadece söylem konusu etmemiş, aksine onları kendi hayatının bütün safhalarında bizzat yaşayarak ve uygulayarak tezahür ettirmiştir. O, ortaya koyduğu değerlere samimi bir şekilde bağlanmış, onlara inanmış ve onları hayatında yaşamıştır. Zira O, insanları İslam’a ve İslamî değerlere çağırırken kendisine yapılan çıkar dolu teklifleri hiç düşünmeden elinin tersiyle itebilmiştir.

Eğer değerlerimize sahip çıkarsak evliliklerimiz olsun, çocuklarımız olsun, evrensel barış olsun her şeyde kalite artacak. Buna bağlı olarak toplum kültürü de artacak diye düşünüyorum. Bir kişinin güzel insan olması dünyayı değiştirecek. Peygamber Efendimiz (SAV) tek başına güzelliği yansıttı. Her birey kendi kişisel kalitesini artırsa; evlilik de güzel olacak, anne-baba kimliğimiz de güzel olacak, komşuluk ilişkilerimiz de güzel olacak. Buna ihtiyaç var.

“PROBLEMLERİN TEMEL NEDENİ; SEVGİSİZLİK VE DEĞERSİZLİK”

Peki, Rabbimizden bize emanet olan çocuklarımızın değerli olduklarını, çocuklarımıza en etkili hangi yöntemle hissettirebiliriz?

Çocuk eğitimi öncelikle imandır, ibadettir, emanettir.

“Ey inananlar! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun…” (Tahrim / 66)

Çocuk eğitimi sanattır. Eldeki malzemeden en iyiyi çıkarmaktır. Marangoz tahtayı, çiftçi toprağı bilmesi gerekiyorsa; anne-baba da çocuğunun güçlü ve zayıf taraflarını, yaşına seviyesine uygun gelişim basamaklarını, öğrenme şeklini, sevgi dilini vs. bilip ona göre davranmalıdır. Sanatçılığın (ebeveyn olmanın) ilk şartı, olmamış meyveyi koparmamak ve bekleme sabrını gösterebilmektir. Problemlerin temel nedeni; sevgisizlik ve değersizlik... İnsanlar genellikle sevilmek ve ‘değerliyim’ duygusunu kazanmak için suç işlerler. Nasıl ki her birimiz sevgi, saygı, dinlenilmek, anlaşılmak, değer verilmek, tutarlı davranışlar ve dengeli bir otorite istiyorsak çocuk da böyledir.

Annenin hayata bakış açısı, yaşam tarzı, bilgi ve görgüsü çocuğunu ne şekilde etkiler?

Balık gölde, iyi çocuklar iyi ailede, iyi anne-babanın elinde yetişir. “Annesi gül koklasa ağzı gül kokan çocuk. Ağaç içinde ağaç yetiştiren tomurcuk!” der Necip Fazıl Kısakürek. Büyükler bahçıvana, çocuklar güle benzerse eğer, bahçıvanın bilgi ve görgüsü elbette güzel güller yetiştirecektir. Günümüz toplumunun kanayan bir yarası da ahlaktan, erdemden, hayâdan, bilgiden yoksun olmaktır. Devletlerin ve ailelerin en önemli görevi donanımlı nesiller yetiştirmektir.

Anne çeşitleri:

1-Hayalet (ilgisiz) anne.
2-Porselen bebek (kırılgan, hemen küsen) anne.
3-Denetleyici -Dediğim dedik- (otoriter, şiddet, korku uygulayan) anne.
4-Kredi kartı (her şeyi para ve hediyeyle değerlendiren) anne.
5-Yetkin (Allah’ın Rahman, Rahim, Vedûd ismiyle donanmış) müşfik, sevgili, kararlı, tutarlı, gözlemci anne.

Yetkin anne dışındaki anne çeşitleri, çocuk üzerinde bazen telafisi zor yaralar açıyor. Yetişkin bir insan olduğunda onlar da kendi çocuklarına yaralar açıyor. Bu kısır döngüyü değiştirmenin tek yolu, farkındalık ve Peygamberimizin çocuklara davranışını iyice öğrenip içselleştirmemizdir.

“KADINA DEĞER VEREN VE EĞİTEN TOPLUMLAR DAHA ÇABUK BÜYÜRLER”

Günümüz toplumunun kanayan bir yarası da ahlaktan ve erdemden mahrum yetişen gençlik, hiç kuşkusuz. Böyle bir gençliğin türemesinde annenin payı nedir? Kadın nerde hata yapıyor sizce?

Bir anne-babanın en büyük mirası, çocuklarına güzel terbiye vermesidir. Hele ki kız çocuğu yetiştirmek çok önemlidir. Peygamber Efendimiz (SAV) “Kim üç kız veya üç kız kardeş veya iki kız kardeş veya iki kız yetiştirir, terbiye ve eğitimlerini güzelce verir, onlara iyi davranır ve evlendirirse cenneti hak etmiştir” diye buyuruyor.

Kadınlar Allah’ın ve Peygamberin onları önemsediğini bilsinler. Allah katında da Peygamberimiz katında da kadın olmak çok değerli. Efendimizin, kızı Hz. Fatıma (R. Anha)’ya gösterdiği davranışlar örneğimiz olmalı. Bir kadını yetiştirmek bir toplumu yetiştirmek demektir. Biz kız çocuklarımızı iyi yetiştirirsek, inanın toplumu yetiştirmiş olacağız. Evliya Çelebi, kitaplarında gittiği şehrin kadınlarını özellikle anlatır; kadınları akıllıydı, giyimleri güzeldi veya bakımsızdı vs. Bir toplumun kadınlarına bakın, o toplumun tümü hakkında karar verebilirsiniz, aslında. Kadına değer veren ve eğiten toplumlar daha çabuk büyürler. Çünkü nesiller o ellerde şekillenecek, aynı zamanda toplumsal barışı destekleyecektir. İşte bu kaliteyi yakalayacak kadını yetiştirmemiz lazım. Saygı ve muhabbet ortamında büyüyen çocuk, saygılı olmayı öğrenir ve karşı tarafın da bir insan olduğunu bilir. Kadınıyla erkeğiyle her birey Allah’ın bir yansımasıdır. ‘Yaratılanı severiz, Yaratandan ötürü’ diyen Yunus Emre’nin yolu yolumuz olmalıdır.

“BABANIN VARLIĞI, SEVGİ VE SAYGISI ÇOCUĞA HİSSETTİRİLMELİDİR”

Çocuğun İslami bir terbiye ile büyümesi noktasında ‘sorumsuz’ ya da ‘yetersiz’ bir baba profili var ise, anne nasıl bir yol izlemeli? Baba-çocuk ilişkisine nasıl katkı sunabilir?

Bir benzetme yaparsak eğer, anne vücuttaki kalbi temsil ederse, baba da omurga gibidir. Omurga vücudu dik tutar. Buradan hareketle anne, sevgi ve merhametiyle çocuğu içe çeker. Baba ise omurga hüviyetiyle özgüveni temsil eder, çocuğu dışa çeker, hayata hazırlar. Ancak bazen sorumsuzluk, bazen yetersizlik bazen de hayat şartlarından dolayı baba ailenin dışında kalabiliyor.

Ancak şuna inanıyorum ki; akıllı kadınlar (baba kötü biri değilse) çocukta baba sevgi ve saygısını canlı tutmalıdır. Anadolu da bir tabir var, “Gölgesi yeter” denir. Babanın varlığı, sevgi ve saygısı çocuğa hissettirilmelidir. Çünkü ergenlikte baba figürü önemini daha fazla hissettirecektir. Erkek çocuk, babayı model almakta, kız çocuklarında ise eş seçiminde etkili olmaktadır. Cinsel kaymaların nedenlerinden biri de yetersiz baba modelidir. Böyle durumlarda anneler amca, dayı, dede gibi erkek akrabalardan destek almalıdır.

Babalar da her şeyin maddiyat olmadığını anlamalıdır. Hayat ve geçim elbette zor ama hayatta ‘keşke’ dememek için ‘Önceliklerim neler olmalıdır?’ demeli. İş saatlerinin dışındaki önceliklerine ailesini ve çocuklarını almalıdır. Onların dini ve sosyal eğitimleri ile ilgilenmeli, inanç, ibadet ve toplumsal davranışlarında çocuklarına örnek olmalıdır. Bilhassa ergenlikten önceki dönemlerde birlikte eğitim alabilecekleri seminer ve sohbetlere katılmalı, birlikte ibadetler etmeli, birlikte sosyal ilişkilerde bulunurken söz ve davranışları ile çocuklarının kişiliklerine, karakterlerine temel tesir edecek davranışlarda bulunmalıdır. Mesela, randevusuna sadık kalmada, alışverişte dürüst davranmada, konuşmalarında yalan söylememe gibi sosyal hayatta çocukların karakterlerine baba örnek olmalı. “Müslüman, elinden ve dilinden zarar gelmeyen kişidir.” buyuran Hz. Peygamber’in tavsiyelerini hayatta uygulayan baba örneğini çocuklarına gösteren babalar, çocuklarıyla güven ve dürüstlük içinde iletişim kurabilmeyi başarmış olurlar. Böylece erkek çocuk için örnek erkek olan baba, kız çocuğu için de ideal erkek eş modeline örnek olmalı ki; çocuklar geleceklerinde örnek babalarının çizgisinde hayat tercihinde bulunsunlar.

Bilhassa ilk altı yılı göz önünde bulundurursak; bir anne çocuğunun gelişiminde en çok hangi noktaya dikkat etmeli?

Çocuğun gelişim basamaklarına dikkat etmek iyi bir anne-babanın görevidir. Çocuk eğitiminde en önemli dönemler özellikle ilk 6 yıldır. Çünkü karakterin önemli bir kısmı bu dönemde oluşmaktadır. Çocuk sevildiğini ve değer verildiğini her yönüyle hissetmelidir. Karakter oluşumu dedik, anne-baba güzel değerleri yaşayan insanlar olmalı, yani çocuğa iyi örneklik teşkil etmelidir. Çocuğa yapılacak en büyük iyiliklerden biri de eşlerin birbirleriyle güzel konuşmaları, birbirlerine değer vermeleridir.

“İMANLI, DONANIMLI GENÇLERE İHTİYACIMIZ VAR”

Son olarak, neler söylemek istersiniz?

Çocuklarımı büyütürken, onlara bir şeyi öğretirken oyun esnasında daha kolay öğrendiklerini fark ettim ve çocuklarımın eğitiminde bu metodu uygulamaya gayret ettim.

Çocuklarıma sık sık söylediğim öğütlerimden biri “Kendinize yaptığınız yatırım, topluma yaptığınız yatırımdır” sözüdür. Bir insan ne kadar değerlerine sahip, güzel ahlaklı, bilgili ve sorumluysa, toplumun kalitesi de o nispette artar. Yani güzel insan, hakiki Müslüman olmak için ne yapılabilir bunun bilincinde olmalıdır.

Küçük şey yoktur. İyilik de kötülük de yayılıcıdır. Hayra motor, şerre fren olan gençlerin çoğalması, gemiyi delenlere karşı onlara engel olanların da var olması bizleri ümitvâr etmektedir. Özetle insanın aradığı İslam, İslam’ın aradığı insan, bu ikisi buluşunca iman oluyor. İmanlı, donanımlı gençlere ihtiyacımız var…

Vakit ayırdığınız için çok teşekkür ederim.

Ben teşekkür ederim.

Röportaj: Elif Yüksek / Nisanur Dergisi - Mart 2016 (52. Sayı)
 
28-03-2016 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.