Çözüm Salih Ortamlara Yönlendirmekte!

Hacer Sara Arslan
Zor, zor, zor... Bütün bu ‘zor’lar, bizleri "battı balık yan gider" misalince tamamen sürüklenmeye doğru mu itiyor? Anneler olarak gerekli kıvamda bilinçlenip, yeterli uğraşı verdik mi, bu furyadan etkilenmemek ve çocuklarımıza zırh olabilmek için?
Öyle bir zaman ki, nefsimizi ve ehlimizi muhafaza etmek oldukça zor…

Öyle bir yıkım ki, yıkıntıları toplayıp yeniden inşa etmek zor…

Öyle bir furya ki, dumanından etkilenmeden yaşamak zor...

Öyle bir yaşam ki, ok gibi doğru kalmak zor...

Zor, zor, zor... Bütün bu ‘zor’lar, bizleri "battı balık yan gider" misalince tamamen sürüklenmeye doğru mu itiyor? Anneler olarak gerekli kıvamda bilinçlenip, yeterli uğraşı verdik mi, bu furyadan etkilenmemek ve çocuklarımıza zırh olabilmek için?

Doğrusu istatistikler bunun böyle olmadığını söylüyor. Keza, kendi gözlerimizle gördüklerimiz dahi çok şey anlatıyor. Caddeye çıkıp bir kaç tur attığımız zaman, yaşam gayesinden uzak, sorumsuz, sadece kendi nefsini ve arzularını tatmin etmekle meşgul olan bir nesille karşılaşıyoruz.

Meramımızı ifade edecek olursak... Bu nesil; köşe başlarında ağzına götürdüğü poşetle, aldığı bir kaç hapla, çektiği o madde ile beynini, kalbini, ahlakını, istikbalini ve mutluluğunu uyuşturuyor! Geçmişinden, geleceğinden, sevdiklerinden, yaratılış amacından, huzurlu bir yaşamdan adeta kopuyor! Ve böylece insan ölüyor, insanlık ölüyor!

Çocuğunun eline diken batması dahi annenin içini acıtırken, onun sessiz ölümü karşısında çaresiz kalıyor. Çünkü yavrusunu, canını bu bataklığa düşüren sebeplerden biri belki de kendisi...

Evet, maalesef uyuşturucu kullanım yaşı 10`a kadar düşmüş... Asrın belası olan uyuşturucu neslimizi sessiz sessiz helake götürüyor.

Sevgili anneler! Uyanık olmak zorundayız...
 
Çocuklarımızı okula gönderirken onları neler bekliyor farkında mıyız? Bakın bir psikiyatr ne diyor?

“Genellikle şöyle klasik bir şey var: Kızsa yakışıklı ve ondan biraz daha büyük; erkekse güzel, hoş, çekici bir kız önce yaklaşır. Genellikle okulların civarında, kafelerde veya bilardo salonu gibi yerlerde bulunuyor. Önce aşk-meşk işleri, sonra; `gel takıl bize`ler filan... Zaten sigara geçiş maddesi. Sigaraya bir şekilde başladıktan sonra ya söyleyerek, ya çaktırmadan, onun içine esrar konur. İlk öyle tanışıyorlar. Bir süre, hem o delikanlı ve ya kızla hem de maddeyle flört ediyorlar. İyice bağımlı hale gelince miktarı ve sertliği artıyor. Bu aşamada isteyince `yok` diyorlar. `Dere kurudu, satın alman lazım.` E parası varsa bir süre alıyor. Ama bir süre sonra flört bitiyor, bağımlılık başlıyor. Maddenin kullanımı artıyor. Çok zengin bile olsa, rezerveler tükeniyor. `Daha fazla` deyince `O zaman satacaksın` diyorlar. Ve burada çöküş başlıyor...”
 
Bazı anneler iş işten geçtikten sonra şikâyette bulunuyorlar. Fakat eğitim sürecinde izlediği metoda bakıldığı zaman, yersiz şikâyetler olduğu anlaşılır. Zira çocuğunu bozuk okullara göndermiş, arkadaş çevresinden haberi yok, eve geç geliyor umurunda değil... Ve sonra kopmalar başlıyor.

Özellikle en büyük eksiğimiz, çocuklarımızı İslami hizmete teşvik etmemek. Dünyevi uğraşlardan tatmin olmayan çocuk, kendini bu tür ortamlara atabilir. Bozuk arkadaş çevresi edinen çocuğunsa her türlü melanetleri işlemesi işten bile olmayacaktır.

Gerçekten de çok acıdır! Çocuğunun okula gitmesi ve başarılı olması için adeta çırpınan anne, onu İslami etkinlik ve hizmetlerden çok rahat alıkoyabiliyor. Bir arkadaşı onu derneğe davet etse, “otur dersine çalış” deyip göndermeyebiliyor. Ya da çocuğu biraz daha büyüdüyse, dindar çevre edinmesi onu korkutuyor... Malum İslami hizmetler için  “başı belaya sokar” algısı çoğu ebeveynde hâkimdir.

Düşünebiliyor musunuz? Çocuğunun uyuşturucu bataklığına batma olasılığı yüksek yerler, anneyi İslami faaliyetler kadar rahatsız etmiyor. Hâlbuki çocuğun salih çevre ile olan irtibatı kendisi ve toplum için büyük fayda sağlayacak sonuçları gün gibi ortadayken, karanlık sokaklar anne ve babaya neden cazip geliyor?

Şunu bilmeliyiz ki, çocuğumuzun yaptığı her yanlışta bizlerin payı vardır. Hele yazının başında belirttiğimiz bu "zor zamanda" onları bir zırh gibi kuşatamıyorsak, başka eller onları elimizden çekip alacaktır. Sonra şikâyet etmeye hakkımız da yüzümüz de olmaz.

Çocuğumuza yaklaşım şeklimiz de ne yapacağımız kadar önemlidir. Hele ergenlik döneminde!
Büyük bir badire olan ergenlik çağında, çocuğun üstüne çok gidilmemesi gerektiği söylenir. Fakat bunu yapmakla beraber, çocuğumuzu bu dönem sıkı bir takibe almalıyız. Bunu sezdirmeden yapmalıyız... Takiple beraber, dolaylı yoldan yönlendirme de yapmalıyız. Mesela ailece "kutlu doğum" etkinliğine katılırken, o günü bir bayram havasına dönüştürmeliyiz. Çocuğumuza "illa sen de geleceksin" demek yerine, ilk gittiğimiz etkinlikten eve geldikten sonra ailece oturup duygu ve düşüncelerimizi çocuğun ilgisini çekecek bir şekilde müzakere etmeliyiz... Ve ya buna benzer yöntemler...

Her anne kendi çocuğunun ahlakını bilir. Buna göre bir yol haritası çizmelidir. Ayrıca çocuğun salih çevre edinmesi için ekstra bir uğraş vermelidir. Çünkü bu, gerçekten çok önemlidir. Uyuşturucu bataklığına arkadaş çevresinden battığı gibi, kulluğun fevkinde bir yaşama da arkadaş çevresinden ulaşabilir. Ki çoğu zaman da böyle olmuştur. Bu konuda birçok hadis vardır. Dolayısıyla anne ve baba doğru bir metod izleyerek bunu başarabileceğine inanmalıdır.

Yine bunun gibi evladının izlediği kanalları, derslerdeki başarısını, evden çıktığında nereye gittiği, manevi ve fiziki değişimleri, sosyal medya ayağını (arkadaşları, paylaşımları) sürekli takip etmeli; bunları sezdirmeden yapmalıdır.
 
Allah`ım; takva sahibi, abid yürekli, hür bilekli, umut verici bir nesil nasip eyle (âmin).

Allah`ın emanetlerini zayi etmemek dileğiyle...

Hacer Sara Arslan / Nisanur Dergisi - Mart 2016 (52. Sayı)
 
21-03-2016 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.