Davetçi Genç Kız, Çağını Aydınlatan Bir Kandil Olmalı

Rümeysa Sülün
Davetçi genç kız, her şeyini İslam’a adamalıdır. Meryem misali hoş görülü, sabırlı, takvalı ve vakarlı olmalıdır. Asiye misali zulme başkaldıran, sloganları yüreklere işleyen bir davetçi...
Genç davetçi; kokusu hiç bitmeyen, şekli hiç bozulmayan, rengi solmayan bir çiçeğe benzer. Böyle bir çiçek yoktur belki ama böyle davetçi vardır ve olmaya da devam edecek. Soğuk havalarda ya da sıcak günlerde çiçekler zarar görürler ama davetçinin başına gelen musibetler, belalar ona daha çok çalışma azmi depolar; imanını kuvvetlendirir.

Bu hayatı isyan tadında yaşayan, hayatını hazlarını tatmin etmeye adayan, nefsini doyurmaya çalıştıkça ruhu aç kalan ve içindeki sonsuzluğu arayan ama bir türlü bulamayan gençliğin karşısında da davetçi genç kız bir rahmettir. Çünkü o kendisini heva ve hevesine değil Allah’a adayandır. Sonsuzluk için çalışan davetçinin hamuru, İslam ahlakıyla yoğrulmuştur…

Özellikle davetçi genç kız, kendisinde olan bu kıymetli gençlik hazinesinin farkında olmalıdır. Bu farkındalığın hemen ardından bu hazineyi en güzel şekilde işlemeye başlamalıdır. Şaşıran, şaşırtılan, kandırılan toplumun içinde davetçi genç kız, o İslam’la kazandığı tüm güzel hasletleri etrafına bir ışık gibi saçmalıdır. Düşmanın karşısına çıkarken nasıl ki A’dan Z’ye hazırlanılıyorsa; İslam’a ters düşen hareketlerin, fikirlerin, ideolojilerin karşısında davetçi genç kız okuyarak, fikir alışverişleri yaparak, araştırarak gündemden haberdar olarak, bu yolunu şaşıran ümmetin şaşırtılan gençliğin karşısında durmak için hazır olacaktır.

Davetçi genç kız, bazen sıkıldığını veya yorulduğunu hissettiğinde zikirlerini ve Allah’la irtibatını kuvvetlendirmelidir. Başucu kitabını, hayat kılavuzunu sürekli okumalı ve ona aşikâr olmalıdır. Çünkü Kur’an’ı, sorunları varken veya çıkmaza düştüğünde okuduğunda; Kur’an’ın ona verdiği mesaj her zamankinden farklı olacaktır. Davetçi genç kız, şu bilgi kirliliğinin olduğu zamanda onun bilgisi, merakı İslam’ı daha fazla nasıl yayarım yönünde olmalıdır. Onun hedefi, çağrısıyla çağı nasıl değiştirebilme endişesi yönünde olmalıdır. Çünkü eğer bir davet çağı değiştirmiyorsa; o davet eziyetten külfetten başka bir şey değildir.

Davetçinin anlattıkları kişinin kirli bilgisini alt üst etmiyorsa, onu derin düşüncelere itmiyorsa, fikirlerinde değişiklik yapmıyorsa; o davetçi çağrı metodunu değiştirmelidir. Davetçi genç kızın konuşması, giyinişi, fikirleri, yaşam tarzı birilerini etkilemiyorsa; İslam’a ısındırmıyorsa o halde öncelikle kendi yaşayış tarzı üzerinde durmalıdır.

Davetçi genç kız aynı zamanda Müslüman’ın, Müslüman’ın aynası olduğunu unutmamalıdır. Kendi hareketleriyle ve yaşayış tarzıyla, ailesini, arkadaşlarını, sınıf arkadaşlarını, ilgilendiği insanları, ev arkadaşlarını etkilediğini unutmamalıdır. Davetçi genç kız, ideallerini, hedeflerini ve -sorumluluklarının bilincinde olursa- bütün çalışmalarını da rayına oturtmuş olacaktır.

Davetçi genç kız, tüm çabalarının sonunda Allah’a bağlanmalıdır. Kendisinin görevi yalnızca davet olduğundan sonuçlar istediği gibi olmadığı zaman umutsuzluğa kapılmamalıdır. Hidayeti verecek olan yalnızca Hadi olan Allah’tır.

Peygamber Efendimiz (SAV) “Mahşerde peygamberlerin ümmetiyle beraber geçişleri bana arz oldu. Kimi peygamber yanında kalabalık insanlarla geçerken kimisinin yalnızca on parmağı kadar ümmeti vardı. Kimisi ise hiç kimseyi kazanamamıştı. Fakat hepsi yaptıkları davetin mükâfatını aldılar” buyurmuştur. Demek ki yüce Allah kazandığımız insanlar kadar bize sevap vermeyecek. Davet uğruna yapacağımız gayrete ve niyete göre her birimize ecir verecek. Onun için her insan ayrı bir gayret, ayrı bir yöntem ve ilgi gerektirir. Davetçi genç kız, davet yöntemlerini iyi öğrenmelidir.

Davet o kadar mühim bir sorumluluktur ki; Peygamber Efendimiz bu sorumluluğu hakkıyla yapıp yapmadığı konusunda endişe etmiş ve ölüm döşeğindeyken sahabelere üç defa “Tebliğ ettim mi?” diye sormuştur. Onlar “Evet ey Allah’ın Resulü, ettin” deyince mübarek şehadet parmağını kaldırıp üç defa “Şahid ol Ya Rab” demiştir.

İşte, İslam’a davet; yalnızca sloganik kelimeler üzerinden yapılmayacak kadar önemli bir vazifedir. Üzerine farz olan mümin bol bol okumalı, not almalıdır. Davetini gönüllere ulaştırmanın yolu, somut ve kalpleri mutmain eden bilgiler vermekle mümkündür. Bu bilgiler eğer iyi servis edilmez ise değerden düşer; karşı tarafı etkilemez.

Davetçi genç kız, çağı değiştirecek metotlar bulmalıdır. Bilmelidir ki; çağ da, çağrı da yani tebliğ de biz gençlere emanet edilmiştir. Davetçi her genç kız bir slogan inşa etmeli ve bu sloganı gürleştirecek kadrolar oluşturmalıdır. Bu kadroları, çağı değiştirecek putlaşmış fikirlerin karşısında duracak heyecanla ve imanla yetiştirmelidir.

Davetçi genç kız, İslam’ın sesini her alana duyurmak için elinden geleni yapmalıdır. İnsanın sorumluluğu en yakınlarından başladığı için ilk önce etrafındakilerin ıslahı için gayret göstermelidir. Peygamber Efendimiz (SAV) ilk davetini en yakınlarına, evinin içindekilere yapmıştır. Birçok davetçi, çok uzaktakilere İslam’ı anlatırken evinin içindekileri ihmal ediyor. Böylece aile fertleri ayrı bir dünyada yaşıyor. İslam’ı yaşayan ve yaşamayan bireylerin bulunduğu evde iki taraf da birbirini anlamlandıramaz ve anlaşılamaz hale geliyor.

Davetçi genç kız, her şeyini İslam’a adamalıdır. Meryem misali hoş görülü, sabırlı, takvalı ve vakarlı olmalıdır. Asiye misali zulme başkaldıran, sloganları yüreklere işleyen bir davetçi... İşte davetçinin böyle değerli bir yükü herkese nasip olmayan yüce bir görevi vardır.

Davetçi genç kız şunun da farkında olmalıdır ki; böyle kutsi bir görev herkese nasip olmaz. Böyle değerli davayı anlatmak her dile nasip olmaz. Böyle değerli bir görevi her beden yüklenemez. Böyle eşi olmayan güzellik uğruna koşturmak isteyen gönül de herkeste bulunmaz. Seçilmek lazım, seçkin olmak lazım… Seçkin olabilmek için de diğer insanlardan farkının olması lazımdır.

Meryem boşuna Meryem değil; Asiye boşuna Asiye değil; Zeynep boşuna Zeynep değil! Bu seçkinliktir... Rabbim bizleri seçilmiş olanlardan, seçkin olanlardan, çağı değiştirme azmi ve bilinci olanlardan eylesin (âmin).

Vesselam…

Rümeysa Sülün / Nisanur Dergisi - Mart 2015 (40. Sayı)
 


 
25-03-2015 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.