Davetçi Genç Kız, İçinde Bulunulan Hali Okuyabilmeli

Rümeysa Sülün
Araştırmacılar, insanlardaki karakter farklılıklarını incelediklerinde on sekiz bin tane karakter çeşidinin olduğunu fark etmişler. Dolayısıyla davetçi genç kız, insanlardaki karakter farklılıklarını dikkate almalıdır. Muhatabının karakterini kavramaya çalışıp ona göre bir yol izlemelidir.
Allah Resulü (SAV) Uhud Dağı’na doğru yürüyor. Uhud’la konuşuyor. Aralarında bir muhabbet anlatılamaz bir bağ var. Çünkü Allah’ın Resulü Uhud’un halinden, zikrinden anlıyor ve şöyle sesleniyor sahabelerine:

“Uhud bizdendir. Uhud bizi sever biz de Uhud’u.”

Biz; bir dağla dahi konuşan, onunla irtibata geçen, bir dağın halini okuyan, verdiği mesajı alan, derin düşünen ve derin bakan bir Peygamberin ümmetiyiz. O Peygamber ki; bu hasletleri, bakıp da görmesinden ve karşısındakini iyi okumasından kazanmıştır. Müşrikler Peygamber Efendimiz (SAV)’e iyi bir dinleyici olduğundan dolayı ‘yürüyen kulak’ lakabını takmışlardı.

Allah’ın Resulü, kâinatı dinlediği gibi insanları da dinliyordu; ruh hallerini anlamaya çalışıyordu. İnsanların bakışlarından bile onların içinde bulunduğu hali iyi idrak ediyordu. Aslında o dinleme işini karşısındakini okuyarak yapıyordu. Yani insanların benliğini, kişiliğini, eksikliğini, fazlalığını okuyordu.

Yeryüzündeki canlı ve cansız tüm varlıklar Allah’ın birer kev’ni ayetidir. Aynı zamanda Allah (CC)’ın 99 esmasının birer tecellisidir. Her biri sabırla okunmayı bekliyor. İnsanları ve kâinatı okuma görevi Peygamber Efendimiz’den biz davetçilere miras kalmıştır. İşte davetçi genç kız da iyi dinlemeyi öğrendikten sonra Resulullah (AS)’ın özelliklerinden birine sahip olacaktır. Uçan kelebek, vızıldayan sinek, yerde kıvranan kurt, bulut, güneş her şey Allah’ın okunmayı bekleyen ve üzerinde düşünülmesi gereken birer ayetidir.

Tabi burada okumaktan kasıt “düşün, anla, kavra, üret, ilet” demektir. Okumayı istediğimiz şeyi hissetmektir. Bu yüzden Peygamber Efendimiz (SAV) “Bir anlık tefekkür, geceyi ibadetle geçirmekten daha efdaldir” buyurmuştur. İnsan da, okunması gereken en önemli varlıktır. Üstelik tüm kâinatın hizmetine verildiği bir varlık...

Araştırmacılar, insanlardaki karakter farklılıklarını incelediklerinde on sekiz bin tane karakter çeşidinin olduğunu fark etmişler. Dolayısıyla davetçi genç kız, insanlardaki karakter farklılıklarını dikkate almalıdır. Muhatabının karakterini kavramaya çalışıp ona göre bir yol izlemelidir. Nasıl ki her hasta aynı ilacı kullanamıyorsa; her insana da aynı davet yapılamaz. Kişiye göre yol izlemek gerekir.

Okul okuyanlarınız ‘en’leri de işlemiştir. Dünya’nın en yüksek dağı, en uzun nehri, en büyük gölü gibi… İşte bizim Peygamberimiz’in de beş yüzden fazla ‘en’leri vardır. Bu ‘en’lerin çoğu Allah tarafından verilmiştir. Ama Allah Resulü bu özelliklerin birçoğuna da insanları dinleyerek; onların ruh halini, benliğini çözerek sahip olmuştur. Onun bu özelliği, insanları kendi safına çekmede ve hak davayı kabullendirmede kendisine yardımcı olmuştur.

Mesela; Peygamberimizin yanına sahabelerden biri gelip en faziletli ameli sorduğunda “Öfkeni yen” buyurmuştur. Ondan sonra en faziletli amel nedir deyince tekrar “Öfkeni yen” cevabını vermiştir. Sahabe üçüncü kez sorduğun da yine aynı cevabı vermiştir. Allah Resulü o sahabenin bakışlarından ve konuşma şeklinden ne kadar öfkeli olduğunu anlamış ve ihtiyacı olan ilacı vermiştir. Öfke öyle bir şey ki; kontrol edilmediği zaman insanın amellerini iptale götürür. Bu yüzden davetçi genç kızın öncelikle amellerini kurtarması da gerekir.

Aynı şekilde, Peygamber Efendimizin bir başka sahabenin aynı sorusuna daha farklı cevaplar verdiğine de şahit olmaktayız. Yani birçok yerde kendisine yöneltilen soru aynı –en faziletli amel- verilen cevap ise kişiye göre farklı olmuştur.

Peki, bizler birbirimizi ne kadar anlıyoruz? Ya da karşımızdaki insanı dinlerken ne kadar okuyabiliyoruz? Ona ne yönde ilaç sunmamız gerektiğini biliyor muyuz?

Davetçi kimliğini taşıyoruz elhamdulillah. Ama ne kadar dert ediniyoruz; çaresizlik içinde ve hayatı boş yaşayarak geçiren gençliği?

İnsanın her zaman dinlenilmeye ihtiyacı vardır. İnsanları iyi anlamanın, halini iyi okuyabilmenin yolu iyi dinlemekten geçer. Davetçi genç kız, iyi bir gözlemleyici olmalı. Karşısındakini iyi dinlemeli ki; konuşma sırası kendisine geldiğinde o kişiyi etkisi altında bırakabilsin… Zira iyi dinleyerek onun ne cevap almak istediğini, aklındaki soru işaretlerini, şüphelerini hatta inkârlarını ve meylini çözecektir. Bu; Müslüman, çocuk, yaşlı, gayrı Müslim olsun hiç fark etmez. Davetçi genç kız, bu herkeste bulunmayan, çok kıymetli yeteneğe sahip olma peşinde olmalıdır.

Davetçi genç kız, karşısındakini dinledikten sonra muhatabını dinlediğini ve derdini anladığını gösteren cümleler kullanmalıdır.

Bazı insanlar dert dinlerken ya da mazeret dinlerken hemen kendilerini ortaya atıp kıyaslama yaparlar. Bu durum karşısındakini rahatsız eder. Anlaşılmadığını düşünür. Her insan anlattığı şeylerin dinlenmesini ve değer verilmesini ister.

Davetçi genç kız, muhataplarının eksiğini ya da ihtiyaçlarını teşhis etmeli ve anlatacağı konuları ona göre seçmelidir. Örneğin; bazı insanlar cahiliye hayatına dalmış, içinde İslam’ı yaşama isteği kalmamıştır. Ona direk yükümlülüklerinden bahsetmek onu İslam’dan soğutur. Ama Allah’ın delilleri üzerinde konuşmak; tüm kâinatın içinde Allah’ın kendisine verdiği nimeti ve her şeyin kendisine hizmet etmesi için yaratıldığını anlatmak, onu Allah’a secdeye götürür. O kalbi imanla doldurur. Böylece bu düşünceler onu emir ve yükümlülüklere hazırlayacaktır.

Allah (CC), Mekki surelerde insanı kâinat ayetleri üzerinde düşündürmüştür. Emir ve nehiylere hazırlamıştır. İlk inen sureler, insanı Allah’ın yarattığı nimetler üzerinde düşündürücü ayetlerdir. Davetçi genç kız da bunun bilincinde olmalı ve karşısındakinin ihtiyacına göre ilaç üretip sunmalıdır. Şerbeti nabzına göre vermeyi bilmelidir. Bu ayarı bildikten, stratejiyi çözdükten sonra yaptığı çalışmalardan daha güzel sonuçlar alacaktır biiznillah...

Vesselam…

Rumeysa Sülün / Nisanur Dergisi - Kasım 2014 (36. Sayı)
 


 
23-11-2014 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.