Davetçinin Kardeşlik Şuuru

Rümeysa Sülün
Kardeşlik; hüzün ve kederi paylaşmak, galibiyet ve zaferi beraber yaşamaktır. Birbirinin eksikliğini öz kardeşin eksikliği gibi hissetmektir. Bu bahsettiğimiz kardeşlik, öyle dostluklarını üç kuruşa satanların kardeşliği gibi değildir. Dünyalarından Müslüman kardeşleri için geçenlerin kardeşliğidir.
Bismillahirrahmanirrahim.

Hitabım öncelikle kendi nefsime olmak üzere kendine ders çıkarmak isteyen genç İslam davetçisi kardeşlerimedir. Yüce Allah (CC) Hucurat Suresi’nin 10. ayetinde şöyle buyuruyor:

“Müminler ancak kardeştir. Öyleyse kardeşlerinizin arasını bulup düzeltin ve Allah’tan korkup sakının, umulur ki esirgenirsiniz.”

Kardeşlik; hüzün ve kederi paylaşmak, galibiyet ve zaferi beraber yaşamaktır. Birbirinin eksikliğini öz kardeşin eksikliği gibi hissetmektir. Bu bahsettiğimiz kardeşlik, öyle dostluklarını üç kuruşa satanların kardeşliği gibi değildir. Dünyalarından Müslüman kardeşleri için geçenlerin kardeşliğidir.

Peki, yeri geldiğinde ensar olunası, yeri geldiğinde de öz kardeşinden önce aranan o kardeşlik şuuru nerede? 

Bizler tekrar nasıl kavuşacağız bu şuura?

Ne yapalım da tekrardan bütün mescitlerin kardeşlik koktuğu zamana geri dönebilelim?

‘Nasıl’lar sürekli beynimizi kurcalarken yaptığımız hataları unutuyoruz…

“Nasıl bu hale geldik?” derken yanımızda Müslüman kardeşimizin lafı edildiğinde rahatsız olmuyoruz…

“Nasıl bu hale geldik?” derken günlerce mescitlerde görmediğimiz kardeşimizi sormak için çaba göstermiyoruz...

“Neden?” derken, soru işaretlerine ve sorunlara takılıp dururken, aslında içten içe kınayıp, sürekli de dile getirdiğimiz Müslüman kardeşliğinin önemsenmemesini başta kendimiz takmıyoruz. Başta kendimiz dert edinmiyoruz…

Bekliyoruz ki biri çıkıp gelsin ve tüm sorunları çözsün! Kardeşle kardeşin arasını bulsun! İlk adımı atsın. Hep olayları çözsün sorunları gidersin. Hatta sorun olduğunda bizim ne kapımız çalınsın, ne de başımız ağrısın…

Oysa biz davetçiyiz! O kişi biz olacağız. Barıştıran el, soruna hakemlik yapan bizler olacağız. Bizler “davetçi kimliğimizi bir kenara atamayız” dedik ya! İşte aslında o zaman seçildik…

Bizler kendimizi geliştirelim ki; karşımıza kardeşliği bozma adına yapılan haince planlar çıktığında üstesinden gelebilelim. Allah (CC) “ANCAK MÜMİNLER KARDEŞTİR” diye buyurduğuna göre bizim Müslüman kardeşimizden başka gidecek kapımız yok. Ve demek ki Müslüman kardeşimizden başkası hatamızı kapatacak değil… Hataya düştüğümüzde elimizden tutacak başka merhametli bir el de yok. Hele ki aynı davada omuz omuza çalışıyorsak. Kavgamız aynı şey içinse ve gözyaşımız aynı şey için akıyorsa, bizim bizden başka kimsemiz yok…

Gelin hep birlikte bu eksik noktamızı ele alalım; evire çevire konuşalım! Hatamızın kırıntılarını dahi içimizden atana kadar uğraşalım…

Öncelikle bizler kendi hatalarımızla uğraşmayı bıraktık bırakalı Müslüman kardeşlerimize kafayı sardık. Hata arama hastalığına yakalandık. Hâlbuki Resulullah (SAV) şu hadisi şeriflerinde bizleri uyarıyor ve yönlendiriyor:

“Mümin müminin aynasıdır; onda bir ayıp gördüğünde onu düzeltir.” (Buhari, Müslim)

Yani mümin, hatanın üzerine gidip onu ifşa etmek yerine sanki kendisi o hatayı yapmış gibi saklar ve onu örter. İstemez kardeşinin hatasının duyulmasını… Çünkü bilir/umar ki; duyulmazsa, kardeşi güzel nasihati ile vazgeçer hatasından. Velev ki hatasından vazgeçmesin ona yakışan Resulullah’ın da buyurduğu gibi her defasında kendi hatası sayıp kapatmasıdır.

Bizler Müslüman kardeşimizle aramızda bir olay olduğunda arayı düzeltmek için ilk adımı atanlar olmalıyız ki; sevaba ilk talip olanlar bizler olalım. Müslüman kardeşimizin küçük hataları yüzünden üzerine çizik attığımızda bu yaptığımız insafsızca olur, hele biz davetçilere hiç yakışmayan bir harekettir. Ne olursa olsun İslam davetçilerinin insanları hatalarına mahkûm etme hakkı yoktur.

Bizler diğer İslami gruplarla vahdeti istiyorsak önce birbirimizle kardeş olabilmeliyiz. Hatalarımıza tahammül etmeyi öğrenmeli ve hoş görüyü tesis edebilmeliyiz. Böylece kardeşliğimiz dalga dalga tüm dünya Müslümanlarına yayılır. Şahsı maneviyeye dönüşür. İşgaller, zulümler son bulur. Zafer Müslümanların olur…
 
Ahiretimizi kurtarmak için; kardeşlik şuuru!

Davet çalışmalarımızın bereketi için; kardeşlik şuuru!

Müslümanların zulümlerden kurtuluşu için; kardeşlik şuuru! 

Rabbim bizi kurtaracak bu şuurun gerekliliğiyle hareket etmeyi nasib etsin. (Âmin)

Vesselam…

Rümeysa Sülün / Nisanur Dergisi - Temmuz 2015 (44. Sayı)
 
21-07-2015 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.