Dirilişin Doğadaki Sureti

Esra Gülşahin
Hedefimiz büyük, umudumuz diri, eylemlerimiz hızlı, planlarımız yakın olsun. Tıpkı tohumların çiçek vermesi, ağaçların meyveye durması gibi… Kuru dalların yapraklar vermesi, yaprakların yeşille filizlenmesi, ölen bitkilerin hayat bulması gibi. Ölen kulluğumuzu diriltelim, uyuyan yanlarımızı uyandıralım.
Kalemim pencereye yakın bir yerde konaklarken, zihnim konu derlemesi yapmakla uğraşırken, kulağım yağmurun sesine odaklanmış. Her yağmur hışırtısı kelama ilham olurken, dirilişin umudu tüm zerrelerince hissediliyor.

Mart ayının ılık bir havasında muazzam bir ahenkle yağmur senfonisi… Dirilişe adımlar… Yenilenmeye, yinelenmeye, kalkmaya, yeşillenmeye doğru ilk adımlar. Yere düşen her damla toprakla buluşup dirilişe hazırlıkta. Ve bahar! Tarif edilemez bir hissiyat ve her kalbin bu huzur atmosferine teslim olacağı anlar…

Bahar! Her şeyin anlamlaştığı, mananın somutlaşıp iliklerimizce hissettirdiği anlar…

Bahar! Umutların, hayallerin adı, varlık içinde yeni var oluşların ve farkındalığın adresi olacak aylar…

Farkındalık! Yani insanın kendisinin, yaratılışının, amacının, dirilişinin, direnişinin…

Bahar! Dirilişin doğadaki sureti… Doğadaki dirilişin insandaki silueti… Doğadaki diriliş insana ayna hükmünde… Maneviyatın doğayla buluştuğu, ruh derinliğinin baharla huzur bulduğu an…

Bahar! Muhteşem bir ayet, görmesini bilene. Somut bir ayet, basiret gözü açık olana… Allah’ın yüceliğine binlerce kez secde ettirecek bir delil. Rabbin kudretine hayran bıraktıracak bir manzara…

Bahar! Rahmet, bereket ve hak etmeyen insanlara karşı bile bir merhamet. Nimet olup Allah’ın insana bahşettiği bir değer, ibret alıp kıymet bilene… Şükredip zalim ve cahilliğini bir köşeye atıp ‘sorumluluğunu’ idrak edene…

Bahar! Hiçbir kelama sığmayan ve her kelamda eksik kalan bir anlam… İnsanın bedenen, ruhen, soyut, somut her ruh haline hitap eden bir yaşam...

Bahar! Zihnimize tefekkürün âlâsını içiren, yeşillenmeyle cennetten küçük bir parça düşleten, bizi kendisinin güzelliğine düşürendir. ‘Oku’ ayetinin derinliğini kendisinde yaşatan ve Rabbin izini gösteren varlık delilleridir.

Bahar! Baştan sona dirilişi kuşanırken, dünyadaki dirilişimize de açık bir çağrıdır. Ve baharın bitimi ölü bir hayatın bizi beklediğinin göstergesidir. Belki de bu diriliş ahrete nispet edilir ve öldükten sonraki dirilişe yöneliktir. Nerden okursak okuyalım; bu diriliş bizim en büyük dersimiz ve kopya çekecek kadar yaratılış sualimizin cevabını içinde barındırır.

Yani bahar, insanın ölmek-dirilmek gerçeğinin doğadaki tezahürüdür. Bu anlamda Allah’ın azameti bizi kendimize getirip, öze dönüş yaptırıp, doğanın dirilmesi ve yenilenmesi gibi ruhumuza da etki etmesi gerekir. Baharın sıcaklığını sadece bedenen yaşamak değil, maneviyat olarak da hakikatin sıcağını içimizde hissetmek gerek.

Baharın güzelliğini sadece gözümüzle temaşa etmek değil, o güzelliği kendi içimize taşıyıp insan güzelliğinin dışa fışkırması gerek! Tabir-i caizse format atalım kimliğimize, kişiliğimize. Daha çok güzele dönüş olsun ve baharla birlikte dirilişin adımlarını hayatımıza da geçirmek adına…

Hedefimiz büyük, umudumuz diri, eylemlerimiz hızlı, planlarımız yakın olsun. Tıpkı tohumların çiçek vermesi, ağaçların meyveye durması gibi… Kuru dalların yapraklar vermesi, yaprakların yeşille filizlenmesi, ölen bitkilerin hayat bulması gibi. Ölen kulluğumuzu diriltelim, uyuyan yanlarımızı uyandıralım. Yeni bir doğuş, uyanış, var oluş, kalkış, silkiniş… “Vira Bismillah” deyip, yeni açan çiçeklerin rengine teslim olup biz de rengimizi seçelim ve rengimizi tüm detayıyla belli edelim.

Baharla insan uyumu, doğadaki diriliş ile insan ruhu öyle bir ahenkle tamamlanıyor ki; feraset gözlüklerini takalım ve bahara bu sefer farklı bakalım!

Farklı bir bakış açıcı giydireyim bahara ve sadece somut gözle bakıp yenilenme ve dirilişe kurban olmayalım!

Ahlaksızlık cephesinden kollar sıvanıp, zulüm etrafında pervane olup bahar kirletilmesin!

Yüreklere köz düşürüp de baharlar hayal olarak kalmasın!

Kundaktaki bebeklere kirli eller uzanıp da bahardan mahrum edilmesin!

Şehirler ateş çemberine tutulup da baharsız geçmesin!

Tüm bunlardan geçmek için baharla diriliş bulmak, umudu bileyip, azmi kuşanıp yeni dirilişlerle manevi bir huzura yaklaşmak gerek. Baharın her yere sirayeti gibi ümmet olarak da bahar senfonisine önce bizler eşlik edip bu diriliş çağrısına icabet etmek gerek.

Tek bir hakikat bayrağı altında toplanıp kirletilen baharlara temiz bir el olmak, baharsız geçen acı gözyaşlarına sevinç olmak gerek…

Var mısınız bu baharı farklı yaşamaya?

Esra Toprak / Nisanur Dergisi - Mart 2016 (52. Sayı)
 
27-03-2016 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.