Dünya Fani İmiş!

Rumeysa Durmaz
İmtihan amacıyla bahşedilen dünya hayatının neredeyse hepsini dünya için, nefsi için harcayan kimsenin durumu farkında olmasa da kıssadaki adamın trajikomik halinden farksızdır.
Yoldan geçen birisi, evinin bahçesinde tuhaf hareketler yapan bir adama, merak ve hayret içinde sorar:

- Niye öyle tepinip duruyorsun?

Adam cevap verir:

- Keçe tepiyorum. Sıkıştırıp pazarda satacağım. Ne yapalım, fani dünya işte, üç-beş kuruş kazanıyoruz.

- Başındaki çıngırak ne?

- Çevredeki bahçelerin ekin ve meyvelerine kuşların gelmemesi için ses çıkarıyorum. Bahçe sahipleri de bana bir miktar ücret ödüyorlar. Ne yapalım, fani dünya işte, üç-beş kuruş kazanıyoruz.

- Peki, sırtındaki yük nedir?

- Bu yayıktır. Yoğurttan yağ çıkarıyorum. Sonra da götürüp pazarda satacağım. Ne yapalım, fani dünya işte, üç-beş kuruş

- O elinde döndürdüğün nedir?

- Bu bir kirmendir. Komşuların yünlerini eğiriyorum. Onlar da ücretini ödüyor. Ne yapalım, fani dünya işte, üç-beş kuruş kazanıyoruz.

- Ağzınla ne mırıldanıyorsun?

- Hatm-i Tehlil okuyorum, isteyenlere hediye ediyorum. Onlar da bana çeşitli hediyeler veriyorlar. Ne yapalım, fani dünya işte, üç-beş kuruş kazanıyoruz.

- Niye öyle sağa sola bakıyorsun?

- Komşu çocuklarını takip ediyorum. Onları tehlikelerden korumak için bakıcılık yapıyorum. Komşular da bana ufak tefek hediyeler veriyorlar. Ne yapalım, fani dünya işte, üç-beş kuruş kazanıyoruz.

- Peki, dünya fani olmasaydı daha neler yapardın?

- Ona göre tedbirimi alırdım elbet!



İmtihan amacıyla bahşedilen dünya hayatının neredeyse hepsini dünya için, nefsi için harcayan kimsenin durumu farkında olmasa da kıssadaki adamın trajikomik halinden farksızdır.

 “Hiç ölmeyeceğini zanneden biri gibi çalış, yarın ölecek biri gibi de tedbirli ol.”
(Camiu’s-Sağir) buyurur Resulallah (SAV). Bu rivayette dünyaya değil ahirete teşvik vardır. Zira insan nefsi, dünya için çalışmaya zaten meyillidir ve bu sözle, dünyaya çalıştığınız kadar ahirete de çalışınız yönünde bir teşvik vardır.

Ama ne yazık ki birçoğumuz nefsimizin hoşuna gittiği için bu Hadis-i Şerif’in daha çok ilk kısmını dikkate alırız. Oysaki bütün yarattıklarının rızkına kefil olan Allah-u Teâlâ’dır ama bu gerçeği birçoğumuz göz önünde bulundurmayız…

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki, ezelden rızıkların üzerine, kime ait olduğu yazılmıştır. Allah-u Teâlâ bizi yaratmadan önce rızkımızı yarattı. Onun için en ahmak insan, rızkı için endişe duyandır; çünkü rızkın kefili Allah-u Teâlâ’dır. Nitekim Resulallah (SAV) da “Rızkın için üzülme! Takdir edilen rızkın seni bulur.” buyuruyor.

Buna karşılık ahiret konusunda bu güne kadar kimse kimseye ne kefil olmuştur, ne de olacaktır. Resulallah Efendimiz (SAV) dahi bu konuda kızı Hz. Fatıma’yı uyarmış ve kulluk görevini yerine getirmediği takdirde babasının ahirette onu kurtaramayacağını hatırlatmıştır.

O halde, “fani dünya işte, üç günlük dünya” sözlerini dilimizden düşürmediğimiz halde; Allah-u Teâlâ’nın şu fani dünyaya sivrisineğin kanadı kadar değer vermediğini, asıl ve ebedi yurdun ise ahiret olduğunu adımız gibi bildiğimiz halde dünyaya kör düğümle bağlı oluşumuz nasıl bir tezattır, nasıl bir ahmaklıktır cevap verebilen beri gelsin!

Bugün birileri hunharca, pervasızca, sırıtarak Müslüman başı koparabiliyorsa bilmeliyiz ki bunun en büyük sebebi ve sorumlusu kalbini dünyaya bağlayıp, en çetin vakitte bile kalbini dünyadan koparmaktan aciz kalan biz Müslümanlardan başkası değildir!

Şimdi soralım mı nefsimize; dünya fani olmasaydı daha neler yapardık acaba?

Rumeysa Durmaz | Nisanur Dergisi | Mayıs 2017 | 66. Sayı
 
12-05-2017 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.