Editör - Aralık 2015

Editör
Vasat yolu emreden bir dinin müntesipleri ve her işinde ölçüyü tutturan bir peygamberin ümmeti olarak bize düşen; unutma noktasında da en ideal tutumu sergilemektir! Kimi duygularımız ve nefsimiz bize galebe çalmasın! Buna müsaade etmeyelim. Rabbimizi ve bizi bekleyen kaçınılmaz sonu (ölümü) bir an dahi unutmamak adına didinelim. Rabbimizin ardına düşülmesini istemediği şeyleri de bir daha anmamak üzere gömelim dehlizlere…
İnsanı başıboş bırakmayan ve (o unutmadığı sürece) unutmayan Allah’a hamd olsun. Yaşamının hiçbir sahasında nisyanını Rabbine sunmayan Resulullah’a selam olsun. Allah’ın selamı ve rahmeti üzerinize olsun…

Unutmak! Rahmet mi yoksa afet mi olduğu göreceli olan; yerine, zamanına göre değişen ve kullanıldığı alan itibariyle netleşen bir kavram. Bu itibarla kimi kez rahmet çoğu kezse afettir; unutmak. İnsanın kendisini yoktan var edeni unutması, mahlûk olduğunu ve ehem bir imtihanın tam ortasında bulunduğunu unutması, eninde sonunda öleceğini hatırından çıkarması felaketi olur; onu bitmez ıstıraplara duçar kılar. Bu, su götürmez bir hakikattir. Sayısız örnekle sabittir. Ancak yaşadığı bir takım olayları sürekli hatırında tutması; yaşadığı acıların, hissi kırgınlıkların, yaptığı iyilik ve yardımların indinde ter-ü taze olması da felaketi yaşatabilir kendisine…

Vasat yolu emreden bir dinin müntesipleri ve her işinde ölçüyü tutturan bir peygamberin ümmeti olarak bize düşen; unutma noktasında da en ideal tutumu sergilemektir! Kimi duygularımız ve nefsimiz bize galebe çalmasın! Buna müsaade etmeyelim. Rabbimizi ve bizi bekleyen kaçınılmaz sonu (ölümü) bir an dahi unutmamak adına didinelim. Rabbimizin ardına düşülmesini istemediği şeyleri de bir daha anmamak üzere gömelim dehlizlere…

Bu ay bu duygularla buluşmak istedik, siz kıymetli okurlarımızla! İmana en çok yakışan sözcüklerden biri de ‘vefa’ zira. Vefaysa kimi kez unutmayı çoğu kez de unutmamayı gerektirmekte… İşte tam da bu minvalde yazarlarımız:

Rabbimizin verdiği her bir özellik gibi unutmanın da, doğru kullanılırsa insan için rahmet olacağını… Ancak asıl vazifeyi unutma ve O’ndan habersiz yaşayarak ömrü tüketme şeklini alırsa felaket ve zahmet olacağını… Allah`ın makamını yüce kıldığı ve sair ayetlerde övdüğü kulun, nefsinin dizginlerini eline almış ve kötülüğü unutmak her ne kadar ağır gelse de bunu başarabilen kul olduğunu… Kişinin, bir süreliğine dahi olsa, ilim öğrenme ile arasına mesafe koymasının bazı ilimlerin hafızasından silinmesine neden olacağını belirtiyorlar…

Başyazımızda ise internet üzerinden oluşturulan sosyal oluşumun, faydaları olmakla beraber zararlarının daha çok olduğu vurgulanarak “Sınırların muhafaza edilmesini, özel paylaşımlardan kesinlikle kaçınılmasını tavsiye ediyoruz” deniliyor.

Kıymetli okurlarımız, bu ay röportaj bölümündeki konuğumuz 90 yaşına merdiven dayamış Fatma (Albaş) Nene. Kendisi Alzheimer hastası olduğu için sorularımızı torunu Vildan Albaş Hanımefendiye yönelttik. Uzman Danışman ve program yapımcısı Saliha Erdim Hanımefendinin dergimiz için kaleme aldığı iki bölümlük ‘Yaşadıkları Olumsuzlukları Unutamayanlar’ yazısının birinci bölümü de sayfalar arasında…

Bu arada, bu sayımızla beraber yayım hayatımızdaki 5. yılımıza da girmiş olduk. Rabbimize hamd ve şükrederiz ki; bizleri her seferinde yepyeni ve dolu dolu sayılarla sizlerle buluşturdu. Hayrı yazmamızı, hayrı çizmemizi ve sizlere ulaştırmamızı müyesser eyledi… Duamız; katlanarak büyümemizi ve ‘Hayırda yarışanlar’ kervanından hiç ayrılmamamızı da nasip ve müyesser eylemesidir…

‘Hayra vesile olan onu yapan gibidir’ kaidesince, sizlerin de bu hususta elinden geleni yapacağını umuyor; Nisanur’u tanıtmadığınız komşu/akraba ve tanıdığınızın kalmamasını temenni ediyoruz. Dualarınızı eksik etmeyiniz.

Allah (CC)’a emanet olunuz…

Editör / Nisanur Dergisi – Aralık 2015 (49. Sayı)
 
16-12-2015 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.