Editör - Mart 2016

Editör
Konunun ehemmiyetine binaen bu ay dosyamıza nesilleri tahrip eden madde bağımlılığını aldık. Maneviyattan ve sevgiden yoksun kalan çocukların, sevgiyi başka yerlerde aradıklarına ve çoğu zaman bu buldukları yerlerin yanlış yerler olduğuna; çocuklarımızın elimizden kayıp gittikleri yaş ortalamasının genellikle 12-18 arası olduğuna dikkat çektik.
Şanı yüce Allah’a hamd, Resulü Zişan’a salat ile…

Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.

Baharın gelişiyle beraber yerlerde ve gökte diriliş payeleri tebellür ederken; göz ve gönüllerimiz El Bâis olanın kudreti karşısında kamaşmaktan/coşmaktan alamıyor kendini. ‘Kûn’ emri ilahisinin an be an tecelli edişini hakkıyla temaşa edemiyor olsak da; baharı, ‘diriliş’ hakikatine asla bigâne kalınamayacak bir vesile olması hasebiyle, okumakta fayda var…

Kıymetli okurlarımız! Takdir edersiniz ki; toplumun alt yapısını oluşturan ailede bireylerin birbirleriyle olan ilişkileri, bağları, yaklaşımları vs. oldukça ehemmiyet arz etmekte. Zira insanoğlu; karşılıklı güven, sevgi/ilgi, anlaşılma, destekleme ve yönlendirme hallerini yaşamaya muhtaç/meyilli bir varlık. Ve bu gereksinimlerin en iyi/sağlıklı/kolay giderilebileceği yer de, hiç şüphesiz aile çatısının tam altıdır… Bu özelliklere haiz olmayan bir ortamda yetişen çocukların, toplumsal travmalarda ciddi rol oynaması; kendine de çevresine de hayrı olmayan bireyler olarak sosyal hayata karışması, uyuşturucu başta olmak üzere ahlaki birçok çöküntüye uğraması ise söylemlerimizi destekler mahiyette acı sonuçlar olarak karşımızda duruyor.

Konunun ehemmiyetine binaen bu ay dosyamıza nesilleri tahrip eden madde bağımlılığını aldık. Maneviyattan ve sevgiden yoksun kalan çocukların, sevgiyi başka yerlerde aradıklarına ve çoğu zaman bu buldukları yerlerin yanlış yerler olduğuna; çocuklarımızın elimizden kayıp gittikleri yaş ortalamasının genellikle 12-18 arası olduğuna dikkat çektik. Sağlıklı bir düzenin olmadığı ailelerde ya otorite eksikliği ya da otoritenin diğer aile fertlerinin düşünce ve haklarını kısıtlayacak düzeye çıkmasının, çocukları ebeveynden ve aile yuvasından bağımsız bir yaşama sürüklediğinin altını çizdik. Ebeveynin, çocuk ile geçirecek zamanının olmamasının; çocuğun ebeveyninden beklediği ilgi ve sevgiden ya tamamen ya da kısmen mahrum kalmasının, çocuk açısından bakıldığında hakikaten zor bir durum olduğunu belirttik. Her annenin kendi çocuğunun ahlakını bildiği cihette buna göre bir yol haritası çizmesi ve çocuğun salih çevre edinmesi için ekstra bir uğraş vermesi gerektiği hususunu detaylandırdık.

Başyazı bölümümüzde ise bir okuyucumuzdan gelen mektubu, hepimize taalluk ettiğinden ve faydasına inandığımızdan dolayı sizlerle paylaştık.

Bu ay sizler için Yazar/Eğitimci Mürşide Uysal Hanımefendi ile ebeveyn-çocuk ilişkisi üzerine röportaj yaptık.

Değerli okurlarımız! Bildiğiniz üzere mübarek üç ayların gelişi yaklaştı. Rabbimiz ömür verirse –yaklaşık- üç hafta sonra Regaib Geces’iyle aynı anda Receb-i Şerif’i idrak edeceğiz. Bu bakımdan ayrıca bir ehemmiyet arz eden üç ayların bu ilk günlerinden en güzel şekilde istifade edelim; birbirimiz adına dua ve istiğfarda bulunalım inşallah…

Rabbimizden duamız; bu mübarek günlerin gelişini, hem coğrafyamızda hem de dünya üzerinde bir yerlerde zulme uğrayan, hakkına girilen, aldatılan, yerlerinden-yurtların sürülen insanların uyanışına, haklarının iadesine ve zulmün bertaraf edilişine vesile kılmasıdır…

Şanı yüce Allah (CC)’a emanet olunuz…

Editör / Nisanur Dergisi - Mart 2016 (52. Sayı)
 
17-03-2016 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.