Editör - Nisan 2016

Editör
Bu ay dosyamıza planlı programlı yaşamayı aldık. Böyle bir endişeyi her birimizin iliklerinde hissetmesi gerektiğine dikkatleri çekmekle beraber, planlı bir hayatın ipuçlarını taşıdık sayfalarımıza. Bu minvalde yazarlarımız:
Zaman mefhumunu iyi bir sermaye olarak kullarına lütfeden şanı yüce Allah’a hamd-u senalar olsun. Günü gününden, anı anından hayırlı/bereketli geçen Peygamber Efendimize salat-u selamlar olsun. Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.

Birçoğumuz zaman zaman yaşantımızın yoğunluğundan ve sorumluluklarımızın çokluğundan yakınır dururuz. Zaman hızla akıp geçiyordur ve yapmamız gereken işlerin çoğunluğu öylece duruyordur. Hatta bazı işleri baştan savma yaptığımız bile oluyordur, zamanın kısıtlılığını gerekçe göstererek. Ne ilginçtir ki; aynı durum rahat bir nefes almaya(!) geldiğinde hiç de öyle olmaz. Dinlenme ve ya hoş bir vakit geçirme niyetiyle yaptığımız (gezme, TV izleme, çay faslı muhabbet vb.) işler için geçirdiğimiz/tükettiğimiz zaman dilimleri öyle çoktur ve üstelik onlara zaman ayırmada hiç mi hiç zorlanmayızdır. Ama Allah’a şükürler olsun ki bu husustan yakınmıyor değiliz. Ve yine birçoğumuzun, kıymetli bir sermayesi olan zamanı verimli kullanabilmek adına didindiği de hakikattir.

Bu ihtiyaca ve zaman israfının önemine binaen, bu ay dosyamıza planlı programlı yaşamayı aldık. Böyle bir endişeyi her birimizin iliklerinde hissetmesi gerektiğine dikkatleri çekmekle beraber, planlı bir hayatın ipuçlarını taşıdık sayfalarımıza. Bu minvalde yazarlarımız:

Bir gün için verilen 24 saatin hiç de az bir süre olmadığını ve zamanın bereketsizliğinin, ibadetlere gereken önemi vermemekten kaynaklandığını… Sorumluluk bilinci ile hayatını şekillendiren insanın, sorumluluklarını yerine getirmekte güçlük çekmeyeceğini ve daha rahat/huzurlu bir yaşam süreceğini… Yapması gerekenleri erteleyen ve iş üzerine iş biriktirenler için durumun iç açıcı olmamakla birlikte çoğu kez ruhsal sorunları da beraberinde getirdiğini… Kadının sorumluluk bilinciyle hareket etmesiyle, içinde bulunduğu evin bir düzene varacağını… Hedefi yalnızca ‘dünya’ olan kapitalist toplumların aksine Müslümanların hedefinin dünya ve sonrası olduğunu… Dolayısıyla Müslümanlar iki âlemin fethi için zamana daha fazla mukayyet olması gerektiğini… Özellikle dünyanın çekiciliğinden, erkeğe nazaran biraz daha etkilenen kadının, bu girdaba kapılmamak için hedef belirlemesinin elzem olduğunu belirtiyorlar.

Başyazımızda ekip halinde yapılan çalışmaların önemi ve aynı ekip içinde olanların işlerini yaparken birbirleriyle uyumlu olmaları gerektiği vurgulanarak; “Eksikliklerimizle ve kusurlarımızla beraber birbirimizi kabullenmek zorundayız” deniliyor.

Kıymetli okurlarımız, bu ay sizler için Opr. Dr. Buhara Sultan Güney Hanımefendi ile kadın hastalıkları hususunda röportaj yaptık.

Öte yandan manevi havasını henüz soluduğumuz mübarek üç aylardan azami derecede istifade etme noktasında ‘planlı-programlı olma’ niyet ve gayretimizde Rabbimizden kolaylıklar dileyelim. Hem ‘kutlu doğum programları’ ile güzelleşen ve her bir anı ayrı bir değerlenen bir zaman dilimini yaşıyoruz. Bunu da fırsat bilerek hizmetlerimizi arttırabilir; tebliğ vazifemizi ifada mümkün olan her vesileyi kullanmaya gayret edebiliriz. Bu duygu ve düşüncelerle, yaklaşan Miraç Kandilinizi kutluyor; hayırlara vesile olmasını niyaz ediyoruz.

Bizleri de duadan eksik etmeyiniz. Allah (CC)’a emanet olunuz…

Editör / Nisanur Dergisi - Nisan 2016 (53. Sayı)

 
16-04-2016 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.