Editör - Ocak 2016

Editör
İradesi güçlü olan bir kulun, Rabbinin (en ufak bir yanlışlıktan en büyük günaha kadar) yasakladığı, hoşnut olmadığı her şeyden zorlukla değil, gönül rızasıyla uzaklaşacağını ve hayatın her alanında iblisin kışkırtmalarına karşı daha temkinli olacağını ifade ettik...
Şanı yüce Rabbimizin selamı üzerinize olsun.

Allah’a hamd ve Resulüne salat ile…

Rabbimiz bizi yarattı, bize ihsanlarda bulundu ve hayat sahnesinde bir takım roller biçti. Buna rağmen kimimiz ‘madem öyle yapıp ettiklerimden neden sorumluyum’ şeklinde; kimi kez gafletten kim kez nefse avukat kesilmekten çoğu kez ise idraksizlikten kaynaklı sorular sorabiliyor. Şu bir hakikattir ki; bizleri yoktan var eden Allah, üzerimizde tasarruf hakkına en layık olandır. Bununla beraber ilmi, kudreti ve adaleti sınırsızdır, sonsuzdur…

Bizi bir başına, göstergesiz, pusulasız bir şekilde koymadığı gibi usul ve adaplar hususunda izahsız da bırakmamıştır. Ve cüz’i bir irade de vermiştir. Verilen tüm o nimetler ışığında irademizi kullanarak bir seçim yapıyoruz ve o seçimi pratiğe geçirmeye bizi muktedir/muvaffak kılıyor. Dolasıyla ne o cüz’i dediğimiz irademizi yabana atabiliriz ne de işin eylem boyutunu tastamam üstlenebiliriz. Bu bakımdan asıl önemli olan, irademizi ne yönde kullanma çabası içinde olduğumuzdur!

Bizler bir beşer olarak ama aynı zamanda bir ‘halife’ olarak irademizi güçlü tutabiliyor muyuz? Tutmamız neden önemli? Tutamazsak neler olur? Gibi bir takım mühim soruları ve konuları gündemimize aldık. İradenin sağlamlaştırılması mevzusunu işledik…

İradesi güçlü olan bir kulun, Rabbinin (en ufak bir yanlışlıktan en büyük günaha kadar) yasakladığı, hoşnut olmadığı her şeyden zorlukla değil, gönül rızasıyla uzaklaşacağını ve hayatın her alanında iblisin kışkırtmalarına karşı daha temkinli olacağını ifade ettik... İradenin sadece ‘kesp’ yani istemek ve talep etmek kabiliyetinden olduğunu; kişinin iradesi ile istediğini, kudret-i İlahi’nin ise bu talep ve isteği yarattığını belirttik… İnsandaki cüzi irade Allah’ın külli iradesinin küçük bir numunesidir, dedik ve insanın onunla hayatının bazı kararlarını verdiğine dikkat çektik. Ve en nihayetinde “Ey insan! Tercihini yap! Karanlıklar içerisinde bocalayıp, seni yeryüzünde her türlü hile ile aldatan şeytanla birlikte ebedi azabı çekmek üzere cehenneme mi yuvarlanmak istiyorsun, yoksa iman nuruyla cennet nimetlerine kavuşup sonsuz kudret ve kuvvet sahibi olan Rabbine kavuşmayı mı istiyorsun?” diye sorarak tercihin kendi elinde olduğunun altını çizdik.

Başyazımızda mümin bir hanımefendinin olmazsa olmazı olan tesettür ihsanının sınırlarına dair bir takım hatırlatma ve tavsiyelerde bulunduk.

Röportaj bölümüze ise yıllar evvel Diyarbakır Çınar yolunda şehid edilen Muhsin Musillioğlu’nun muhterem anne-babasına yer verdik.

Kıymetli okurlarımız, ailemizin dergisinin 5. yılına girdiği bu ay, aylık ücrette fiyat artışına gitmemiz icap ettiğini sizlere iletmek istiyoruz. İki (2) liralık bu fiyat artışını makul bulacağınızı ve bu konuda bizleri mazur göreceğinizi umuyoruz.

Rabbimiz bizleri; sıcak yuvalarında ve sıcacık yataklarında, yanı başında bulunan muhtaç ve mağdurlara bigâne kalanlardan olmaktan muhafaza eylesin. Kardeşlerimizin derdiyle dertlenmeyi ve İslam davasını her yönüyle omuzlamayı bize nasip ve müyesser eylesin. Hayrı işleyen ve onu yayanlardan olalım; birbirimizi soralım ve yaralarımızı sarmaya çalışalım inşallah…

Sizleri şanı yüce Allah (CC)’a emanet ediyorum…

Editör / Nisanur Dergisi - Ocak 2016 (50. Sayı)
 
19-01-2016 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.