Editör - Şubat 2016

Editör
Müslümanlar olarak dünya ve içindekilerin, bir imtihan vesilesi olduğu hakikatinin, günden güne zihinlerden ve sinelerden arındı(rıldı)ğı bir zaman dilimini; ibret, hayret ve esefle müşahede etmekteyiz. Allah-u Teâlâ’nın merkez konumda yarattığı ve hilafetine layık gördüğü insan, hizmetine sunulan nimetlerin altında ezile ezile adeta onlara kulluk eder oldu…
“O yüce Allah`tır ki; bütün göklerde ve bütün arzlarda (hayat olan âlemlerde yarattığı) her şeyi katından sizlerin (insanların) emrine musahhar kıldı. Muhakkak ki bunda düşünen bir kavim için ayetler vardır.” (Casiye / 13)

Allah Tebarek ve Teâlâ’ya hamd-u senalar; Hz. Peygamber’e salat-u selamlar olsun. Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun…

Müslümanlar olarak dünya ve içindekilerin, bir imtihan vesilesi olduğu hakikatinin, günden güne zihinlerden ve sinelerden arındı(rıldı)ğı bir zaman dilimini; ibret, hayret ve esefle müşahede etmekteyiz. Allah-u Teâlâ’nın merkez konumda yarattığı ve hilafetine layık gördüğü insan, hizmetine sunulan nimetlerin altında ezile ezile adeta onlara kulluk eder oldu…

Evet, sayıp sayamayacağımız tüm nimetlere karşı ihlaslı bir şükür yeterliyken ve en âlâ şükür, halifelik misyonundan gafilane davranmamak iken; insanların özelde ise Müslümanların geldiği nokta içler acısıdır! Dünyaya gönül bağlamış, sırtını paraya pula dayamış, maddeye taparcasına önem atfeden bir zihniyetin kol gezdiğini kim inkâr edebilir? Dahası bu akıma Müslümanların da kapıldığı gerçeğini kim yalanlayabilir?

Hal böyleyken mümin bir hanımefendinin dolayısıyla annenin, dünyevileşme temayüllerini dosyamıza taşımak; birey ve toplum üzerinde bu yöndeki etkisini genel hatlarıyla işlemeyi elzem gördük. Bu minvalde:

Rana Çeçen; “Sade yaşamı, dünyanın zevklerine sırt çevirmeyi Peygambere, ehli beytine ve ashabı güzine yakıştırdık” derken “Hani Peygamber her şeyiyle örnek ve rehberdi? Hani Onun gibi yaşanınca kurtuluşa erişilirdi? Yoksa hepsi kitap sayfaları arasında mı kaldı?” sorularını yöneltiyor.

Günümüzde evliliğin; geleneksel tabular ve dünyaya olan aşırı meylin etkisiyle hayli zorlaştırıldığından dem vuran Hacer Sara Arslan; “Gençler evliliğin her adımında maddi sorunlarla karşılaşmakta. Sanki manevi rahatlığa değil de, maddi zevk ve sefaya açılıyor evlilik kapısı!” diye serzenişte bulunuyor.

Esra Toprak; “Sosyal ilişkiler dâhil her anımızı ahiret bilinci üzerine inşa etsek ve dünyalığı değil de ahireti öncelesek karımız çok daha fazla olacaktır” tespitinde bulunuyor.

Konuk yazarımız Hülya Şekerci ise “Dünyevileşme, ideallerin ahiret hayatına ulaşamadan dünya nimetlerine takılıp kalmasıdır. Bu Müslüman biri için kısır ve sonuçsuz bir hedeftir” değerlendirmesinde bulunuyor.

Başyazımızda güçlü akide ve sağlam iradeyle daha çok hizmet yapabileceğimiz vurgulanarak “Müslüman kadını farklı kılan en bariz özelliği, Allah Teâlâ’ya olan imanı ve sonsuz güvenidir” deniliyor.

Kıymetli okurlarımız, bu ay ki röportaj köşemizde gönüllüsü oldukları dernekler bünyesinde yetimler yararına kahvaltı programları düzenleyen iki kıymetli hanımefendiyi ağırladık. Detayları sayfalar arasında…

Öte yandan Şubat ayında toprağa düşen; al kanlarıyla ölümsüzlüğe uçan kıymetli şahid/şehidleri de unutmadık! Bunlarla beraber birbirinden farklı konular, hikâye ve şiirlerle yine dopdolu bir dergiyle evlerinize konuk olmanın sevincini yaşıyoruz. Sizleri derginizle baş başa bırakıyor; şanı yüce Allah’a emanet ediyoruz…

Editör / Nisanur Dergisi - Şubat 2016 (51. Sayı)
 
16-02-2016 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.