Editör - Temmuz 2016

Editör
Evet, dinin yarısı hükmündeki ‘evlilik’ her yönden kapsayıcı bir pozisyonda esasen. Ancak genellikle salt nefsi ya da dünyevi bir bakış açısıyla bakıldığından ötürü sağlıklı bir zemine oturtulamıyor. Dolasıyla da ya çabuk çöküyor ya da yuvalar çekilmez hanelere dönüşüyor. Konunun önemine binaen dosyamıza bu ay, nişandan düğüne evlilik mevzuunu aldık.
Şanı yüce Rabbimize hamd, Peygamber Efendimize salat ile…

Allah’ın selamı ve rahmeti üzerinize olsun.

Sıcak havaların etkisini iyice hissettiğimiz bu günlerde, serin bir gölgelik hükmündeki evlerimizin çatısı, indimizde daha bir önem arz etmeye başlamış olmalı. Tıpkı kardan, borandan korunma noktasında önem atfettiğimiz gibi. Ancak bu çatı, maddi olduğu gibi manevi bir kalkan da olmadığı sürece ‘korunabilmemiz’ oldukça zor. Bedensel ihtiyaçları karşılama hususunda etkin olduğu kadar, ruhi ve kalbi anlamda bir destek/takviye/ıslah merciine dönüşmemesi durumunda; ne asli amacına ulaşmış olur ne de uzun soluklu bir hayat yolculuğuna olanak sağlayabilir…

Evet, dinin yarısı hükmündeki ‘evlilik’ her yönden kapsayıcı bir pozisyonda esasen. Ancak genellikle salt nefsi ya da dünyevi bir bakış açısıyla bakıldığından ötürü sağlıklı bir zemine oturtulamıyor. Dolasıyla da ya çabuk çöküyor ya da yuvalar çekilmez hanelere dönüşüyor. Konunun önemine binaen dosyamıza bu ay, nişandan düğüne evlilik mevzuunu aldık. Buna bağlı olarak yazarlarımız:

Evliliğin nesepleri güvence altına alan tek müesses olup insan doğasında var olan muhabbet duygusunu tatmin ettiğini… Kişinin dünya hayatı kadar ahiret hayatını da etkilediği için evlenmek kadar evlenilecek kişi seçiminin de çok önemli olduğunu… Evlilik öncesi israf ve gösterişin, kişiyi çevreyi razı etme telaşına düşürdüğünden, çeyiz alınırken ve mehir istenirken, çevrenin ne diyeceğinden ziyade rıza-i ilahinin temel gaye edinilmesi gerektiğini… Her ânına maddiyatın ve verilen tavizlerin hâkim olduğu düğün sürecinden sonra mutsuz evliliklerin meydana çıktığını... Toplumumuzda giderek hâkim olmaya başlayan Batılı bir anlayışın da evliliği 30 yaşından sonraya bırakma olduğunu… Vaktinde yapılacak bir evliliğin her anlamda daha yerinde olacağını… Erkek olsun, kız olsun bir bireyin ilk okulunun ailesi ve evi olduğunu… Saliha bir annenin, Allah ve Resulü’nün razı olacağı bir evlilik yapması konusunda kızına/oğluna tavsiyelerde bulunup yol göstermesi gerektiğini... Bir kadının eşiyle tanıştığı gün bakımlı, temiz ve kibar olduğu gibi bunu evliliğinin her gününde ve her anında eşine ziyadesiyle yansıtmak için çaba sarf etmesi gerektiğini... Ve sürekli olarak kendini yenilemesinin, aradaki şevk ve muhabbeti daim kılıp aradaki bağı güçlendireceğini belirtiyorlar.

Başyazımızda, anne-babaların en önemli vazifelerinden birisinin; evlilik yaşına ulaşan çocuklarını İslami ahlaka sahip, helal haram ölçülerine riayet eden ve iffet sahibi gençlerle evlendirmek için çabalamak olduğu vurgulanıyor.

Kıymetli okurlarımız, sizler için bu ay Psikolog ve Aile Danışmanı Songül Fidan Hanımefendi ile ‘evlilik’ ve uzun evliliğin sırları üzerine röportaj yaptık. Öte yandan şiirden kıssaya, hikmetli sözlerden yemek tariflerine, bilimden sağlığa daha birçok konu sayfalar arasında sizlerce okunmayı bekliyor.

Bir kısmımız için ailece ve doğayla iç içe zaman geçirme hususunda güzel bir imkân olan şu zaman dilimini, tam anlamıyla bir ‘tefekkür’ ve ‘tezekkür’ vesilesine dönüştürme niyet ve gayretinde olalım inşallah.

Duanızdan bizleri eksik etmeyiniz. Allah (CC)’a emanet olunuz…

Editör / Nisanur Dergisi - Temmuz 2016 (56. Sayı)
 
15-07-2016 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.