Editör - Temmuz 2017

Editör
Peki ya şükretmez isek? Şükürsüzlüğü yeğler isek? Nasıl bir hal üzere oluruz, tahmin etmek zor olmasa gerek. Zira şükürsüzlük bir nev’i körlüktür. Kör kimse ise –çoğunlukla- görmemeye, lezzet almamaya, yolunu şaşırmaya, yalpalayıp düşmeye, sebeplere/engellere takılmaya mahkûmdur. İşte biz de, şu ‘körlük’ libasını üzerimizden çıkarıp atmaya vesile olsun diye ve ne menem bir şey olduğu bilinsin diye bu ay dosyamıza ‘şükürsüzlüğü’ aldık.
Rahman’a sonsuz hamd-u senalar olsun, bize verdikleri ve vermedikleri için… Resul’e binler salât-u selam olsun, en güzel örneğimiz olduğu; örnekliğinde şükrü ve huzuru tattığımız için…

Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun değerli okurlar!

Malumunuz üzere mübarek Ramazan-ı Şerif, getirdiği ‘serinliği’ de yanına alarak gitti. Sıcak/bunaltıcı bir yazın tam orta yerinde bulduk kendimizi elhamdulillah. Evet, hamd olsun sıcakla bunaltan soğukla adeta donduran Rabbimize… Hamdolsun ki; şükürlerimizi sunma imkânı da bulabilelim. Hakikattir ki olumsuz/şer durumlarda hamd edebilirsek, Rabbimiz bizleri olumlu/hayırlı hallere de erdirecek; bunları, bizlerin şükrüne vesile kılacaktır. Öyle umuyor, öyle inanıyoruz…

Peki ya şükretmez isek? Şükürsüzlüğü yeğler isek? Nasıl bir hal üzere oluruz, tahmin etmek zor olmasa gerek. Zira şükürsüzlük bir nev’i körlüktür. Kör kimse ise –çoğunlukla- görmemeye, lezzet almamaya, yolunu şaşırmaya, yalpalayıp düşmeye, sebeplere/engellere takılmaya mahkûmdur. İşte biz de, şu ‘körlük’ libasını üzerimizden çıkarıp atmaya vesile olsun diye ve ne menem bir şey olduğu bilinsin diye bu ay dosyamıza ‘şükürsüzlüğü’ aldık.

Bu minvalde yazarlarımız:

Şükretmek yerine, nimete göz kapatmayı yeğlemiş, ıstırap dolu bir hayatı kendine tercih etmiş mutsuz kullar olduğumuzdan dem vuruyorlar. Ve sayısız güzellikler içerisinde, incir çekirdeğini doldurmayan nedenlerden dolayı stres bataklığına battığımızı… Nimete kolay ulaşma imkânının, nimetin değerini bilmemeyi de beraberinde getirdiği acı gerçeğini… Nimetin elden gitmemesinin, onun şükrünü eda etmeye bağlı olduğunu… Fahr-i Kâinat Efendimiz’in de bunu beyan ederek, ancak şükür ile nimetlerin/güzelliklerin artacağını haber verdiğini belirtiyorlar.

Başyazımız da ise “Şeytan ve taraftarları, küçük bir açık bulduklarında aileyi tahrip etmek için hemen harekete geçmekte ve şeytani oyunlarını devreye sokarak sonuç almaya çalışmaktadırlar” denilerek; Müslüman kadın ve erkeklerin, ailelerini tehlikelerden korumak için azami çaba göstermeleri gerektiğinin altı çiziliyor.

Bu ay sizler için yazar Hatice Kübra Tongar Hanımefendi ile ‘Anne-Çocuk’ ekseninde röportaj yaptık. Söyleşimizin, tüm anneleri ve anne adaylarını ‘bağırmayan anne’ olmaya niyetlendirmesini niyaz ediyorum.

Öte yandan her ay olduğu gibi yine dopdolu bir dergi ile evlerinize/yüreklerinize konuk olmanın sevincini ve tabi ki şükrünü yaşıyoruz. Sizlerin de didik didik okumasını, konu komşu-akraba kim varsa tanıtıp okutmanızı istirham ediyoruz.

Değerli kardeşler gelin, günden güne artan sıkıntı ve musibetleri doğru okuyabilmemiz; muhtaç ve zor durumda olanlara şefkat elimizi uzatabilmemiz ve kendimizi/ailemizi yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyabilmemiz için dualarımızı sıklaştıralım. Ve birbirimizi dualarımızdan mahrum etmeyelim.

Şanı yüce Allah’a emanet olunuz.

Editör / Nisanur Dergisi - Temmuz 2017 (68. Sayı)

 
02-07-2017 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.