Esma-ül Hüsna’dan el-Mukit

Nevin Yapıcıoğlu
Cenab-ı Hakk mahlûkatının varlıklarını devam ettirecek olan azıklarını, gıdalarını şefkat ve merhamet ile onlara ulaştırır. “İsyan eden” ve “etmeyen” diye ayırmaz. Çeşit çeşit rızıkları yaratıp her canlıya münasip rızık hangisi ise onu verir. İnsanları maddi ve manevi rızıkla, melekleri de taat ve tesbih ile gıdalandırır. Kût ve gıdalarını gerektiği zamanda ve ölçüde tekrar tekrar verir. Muhtaç durumdaki her varlığın rızıklarını verir, ihtiyaçlarını giderir. Bünyelerine kuvvet veren gıdalarla hayatlarını ve sağlıklarını korur, himaye eder.
Bismillahirrahmanirrahim

“Ey insanlar! Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın! Allah’tan başka sizi gökten ve yerden rızıklandıracak bir yaratıcı mı var? O’ndan başka ilâh yoktur. Öyle ise (tevhidden şirke) nasıl çevriliyorsunuz?” (Fatır / 3)

El-Mukît ism-i şerifi “her canlının azığını yaratıp bedenlerine ve kalplerine gönderen” kût ve gıdalarını veren manasındadır.

“Kût” hayatı koruyacak miktardaki gıda “ikâte” kût ve gıda vermek; “Mukît” de kût ve gıdayı veren anlamına gelir.

El-Mukît ism-i şerifi er-Rezzak ism-i şerifi ile aynı anlamları taşıyor olsa da aralarında şöyle bir fark vardır.

El-Mukît, Er-Rezzak isminden daha hususidir. “Çünkü rızık azık olanı da, olmayanı da içine almaktadır. Azık bedenin devamı için kendisiyle yetinilen şeydir.”  Rızık ise mana olarak daha geniştir, azığın manasını da ihtiva eder.

Cenab-ı Hakk mahlûkatının varlıklarını devam ettirecek olan azıklarını, gıdalarını şefkat ve merhamet ile onlara ulaştırır. “İsyan eden” ve “etmeyen” diye ayırmaz. Çeşit çeşit rızıkları yaratıp her canlıya münasip rızık hangisi ise onu verir. İnsanları maddi ve manevi rızıkla, melekleri de taat ve tesbih ile gıdalandırır. Kût ve gıdalarını gerektiği zamanda ve ölçüde tekrar tekrar verir. Muhtaç durumdaki her varlığın rızıklarını verir, ihtiyaçlarını giderir. Bünyelerine kuvvet veren gıdalarla hayatlarını ve sağlıklarını korur, himaye eder.

Azıkları onlara ulaştırmanın bir sonucu onları “korumak” olduğu içindir ki; Mukît ism-i şerifine “koruyan” manası da verilmiştir. Hayat verdiği kullarının varlıklarını koruma altına alır. Mesela bedenlerinde ihtiyaç fazlası besinleri yağ olarak depolar ki ihtiyaç durumunda bundan istifade edilsin. İnsan bedenindeki her uzvun ve hatta her bir hücrenin ihtiyat deposu bulunur. Azık bulamama halinde bu depolardan faydalanılır.

“Açlıktan dolayı ölüm” diye kabul edilen bir kısım ölümler, depolanmış rızıklar bitmeden gerçekleşir. Yaşanmış tecrübeler ve yapılan araştırmalar bir insanın ortalama kırk ila seksen gün açlığa dayanabileceğini gösterir. Kırk günden evvel depolar boşalmadığı için yaşanan ölümler rızıksızlıktan değil “belki sû-i ihtiyardan tevellüt eden bir âdet ve o sû-i ihtiyardan ve âdetin terkinden neş’et eden bir marazla”  gerçekleşir.

El-Mukît canlıların her birinin kût ve gıdalarının ne olduğunu bilerek aralarında taksim eder. Hangi varlığa ne tür gıda lazım geldiğini ne kadarının yeterli olduğunu bilmek ancak ilim ile görüp gözetme ve haberdar olmakla mümkündür. İlmi sonsuz olan Rabbimiz her mahlûkuna farklı farklı, yeterli bir ölçüde rızık tahsis ve takdir etmiştir. Onlara belli bir ömür vermiş ve bu müddet içinde ne kadar besleneceklerini takdir etmiştir. Bu süre içinde o rızıkları verir, süre bitince de keser. Her biri bu tayin edilen rızkı bitirmeden ölmez. Kimse başkasını rızkından asla alamaz, herkes kendi rızkını yer.

Canlıların hayatları için gerekli olan rızıkları bilir ve sonsuz kudretiyle yaratır. Beden ve kalplere azıklarını ulaştıracak güç ve kuvvet sahibidir. Ondan başka hangi güç beyin hücresinin gıdasını veya en ince latifemizin ihtiyacını bilir ve yerine getirebilir. Bunun içindir ki bu ism-i şerife “Muktedir” manası da verilmiştir.

Sünnetullah çerçevesinde meydana gelen bu azıklanma farklı şekillerde meydana gelir. Mesela besin zinciriyle suyu toprağa, toprağı bitkiye, bitkiyi hayvana, hayvanı insana rızık yapar; çeşitli besin kaynaklarını canlılara öğretir, ilham eder; sebepler vasıtasıyla onları azıklandırır. Onların tedbir ve idaresini sağlar, işlerini düzenler.

Karınca ve filin azığını olması gerektiği miktarda tayin eder. Hepsinin fıtratlarının karşılığı olan gıdayı verir. Sadece fert değil her ferdin her uzvunun farklı farklı azıklarını taksim ederek onlara ulaştırır. Çalışır durumdaki hangi organ hangi vitamine ihtiyacı var veya ne kadar protein, demir, kalsiyuma vs. ihtiyacı varsa hepsini onlara ulaştırır. 

Bu ism-i şerife “Her şeyi gözetip karşılığını veren” manası da verilir. Nitekim Kuran-ı Kerimde şöyle buyurulur; “Kim güzel bir işte aracılık ederse, ona bunun sevabından bir pay vardır; kim de kötü bir işte aracılık ederse, ona da bu kötülükten bir pay vardır. Allah, her şeyin karşılığını vericidir.” (Nisa/ 85)

O (CC) her türlü amelin karşılığını verecek sınırsız ilim ve kudrete sahiptir.

El-Mukît bedenleri rızıklandırdığı gibi kalpleri de rızıklandırır. Ruh ve bedenden meydana gelen insan, maddi ve manevi rızkı isteyen duygu ve cihazlarla donanımlıdır. Her birinin rızkı farklıdır. Mideyi doyuran yiyecekler manevi duyguları doyuramaz. Çünkü onların rızkı da manevidir. Mesela aklın gıdası ilim, tefekkür, marifetullah; kalbin gıdası iman, takva, ibadet, zikir, muhabbetullah, ilahi keşif ve müşahadelerdir ki, Kur’an-ı Kerim bu gerçeği bize şöyle hatırlatır; “Kalpler ancak Allah’ın zikriyle mutmain olur”. (Rad / 28)

Ve en büyük zikir olan namaz için de şu emri verir; “Ailene namazı emret, (kendinde) ona sabırla devam et! Senden rızık istemiyoruz (bilakis) seni biz rızıklandırıyoruz. (Güzel) âkıbet, takva (sahipleri) içindir”. (Ta-Ha / 132)

El-Hamdu Lillahi Rabbil Âlemin

Nevin Yapıcıoğlu / Nisanur Dergisi – Mart 2017 (64. Sayı)
 
16-03-2017 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.