Ev Dizaynını Takıntıyla Değil, Estetikle Yapalım!

Hacer Sara Arslan
Hakikattir ki; kadın erkeğe göre daha estetiktir. Düzeni ve uyumu sever. Çünkü kadın detayları önemser. Erkek biraz daha toptancı ve sonuç odaklı bir bakışa sahiptir. Kadın anlatmak istediğini cümleler dolusu, özenerek ifade ederken, erkek iki - üç kelimeyle olayı özetler. Çoğu zaman ufak tartışmalar bu yüzden de çıkar...
Güzellik, estetik, düzen ve uyumdan taraf bir dinin mensuplarıyız hamdolsun. Kadınlar da yaratılışı itibariyle güzeldir, estetik ve naiftir. Sadece bedensel değil; ruhsal, düşünsel, mantıksal ve eylemsel olarak da öyledir. Kadın; haddini aşmadığı, Rabbini unutmadığı ve fıtratından şaşmadığı sürece güzeldir.

Hakikattir ki; kadın erkeğe göre daha estetiktir. Düzeni ve uyumu sever. Çünkü kadın detayları önemser. Erkek biraz daha toptancı ve sonuç odaklı bir bakışa sahiptir. Kadın anlatmak istediğini cümleler dolusu, özenerek ifade ederken, erkek iki - üç kelimeyle olayı özetler. Çoğu zaman ufak tartışmalar bu yüzden de çıkar...

Kadın sözlerinde estetik olduğu gibi giyiminde de estetiktir. Çoğu zaman tek başına kaldığında dahi giyimindeki ahenge, renk uyumuna özen gösterir. Dedik ya özünde vardır bu haslet…

Ana temamız olan mevzuumuza gelecek olursak... Kadın evinin dizaynında da estetiktir / öyle olmalıdır. Estetik olmanın ilk basamağı ise temizliktir. Evindeki eşyalar eksik veya sıradan olsa bile temiz olduğu zaman o evde estetikten söz edebiliriz. Evimizin kirli, pasaklı olması, günlerce toz alınmaması -ev ne kadar da lüks olsa da- zarafeti öldürecektir. Hem ev halkının hem de misafirlerin rahatsız olmasını sağlayacaktır.

İkinci basamağı da düzendir. Birçok kadın, özellikle çocuklu olanlarda, düzen konusunda sıkıntılar yaşayabiliyor. Bu da zamanında yapması gereken işini daha sonraya bırakmasından kaynaklanıyor. Örneğin üstünü değiştirirken önceki kıyafetini öylece fırlatıp başka işle meşgul oluyor. Sonra bunu alışkanlık haline geliyor.

Kıyafetlerini katlamadan çekmeceye atarken, aldığında da özensiz alıyor. Bir bardak su içerken bardağı yıkayıp yerine koyma yerine oracıkta bırakıyor. Bu da düzensiz, dağınık bir görüntü veriyor.

Evet, çocuklu olunca iş biraz daha değişiyor, kabul etmek lazım. Fakat çocuklarımıza da düzenli, tertipli olmayı aşılamalıyız.

Üçüncü basamağımız da eşyaları gelişigüzel değil de, ahenk ve uyum içerisinde yerleştirmek, diyebiliriz. Zira çok eşya alma hırsı ile odalarımızı boğuyoruz. Bazen adım atacak yer kalmıyor eşyalardan... Çocukların yürüme ve oyun oynama alanlarını daralttığımız gibi, misafirlerin de kendilerini kasmasına, rahat davranamamalarına sebep oluyoruz. Çocuklar eşyalara zarar verdiği vakit de, sebepsiz yere kendilerine bağırıp çağırıyoruz...

İhtiyaca binaen ve yeteri kadar eşya alsak hem evin ferahlığı, hem temizliği açısından kendimize de kolaylık sağlarız... "Sadelik imandandır" buyuran Efendimiz (SAV) lüksün manevi tahribata yol açtığını az ve öz bir şekilde ifade etmiş.

Bundan sonra, asıl önemli noktaya temas edelim... Mü`minlerin en önemli özelliği vasat olmasıdır. Yani ölçülü, dengeli olması... Evet, sanat ve estetik ruhumuz bir gerçek. Fakat bu ruh bizde bir `takıntı` haline gelmiş durumda. O kadar ki, ev dizaynına yönelik programlar yapılıyor ve maalesef bu programlar ülkemizde izlenme rekorları kırıyor. Öyle vahim bir durum ki, yeni evlenmiş gelinin evine ziyarete gidiliyor, mahrem odalar hatta –af edersiniz- hela dâhil her yer kontrol ediliyor, ikramlar hangi tabaklarda, masa düzeni nasıl diye puan veriliyor. Siz buna kapitalist zihinlerin öğretileri mi dersiniz, sekülerizmin vardığı nokta mı dersiniz bilemem... Ama dinimizi - imanımızı bir köşeye atalım da sürekli dünyayla meşgul olalım diye yapılan bilinçli hamleler olduğu konusunda kuşkum yok...

Hem bu yarışmaların, hem mağazalardaki göz alıcı eşyaların hem de "özenti"nin etkisiyle vardığımız durum üzücü. Kadınlar olarak hem sade hem estetik olmayı neden beceremiyoruz? Veya neden bununla yetinmiyoruz? Kısa bir süre sonra ebediyen terk edeceğimiz evlerimizi saraya döndürme aşkımız ne için? Yukarda saydığımız kadının estetiği, güzelliğinden gelen bir durum yok ortada. Bu tamamen takıntı...

Her mobilyamızın üzerini peçeteyle süslemek, taşlı-tokalı olmazsa hiçbir perdeye razı olmamak, odanın her yanını fiskos masayla veya vitrinle doldurup üzerini ucube biblolarla süslemek, temizlemesi işkenceye dönüşen mobilyalar almak ve onlar için ömür tüketmek! Vallahi bunun adı ‘estetik’ değildir...

Rabbimiz Enfal Suresi 28. ayette “Mal ve evlatlarınız birer fitneden/imtihandan ibarettir.” buyuruyor. Bu Rabbimizden gelen bir uyarıdır aslında. Önce ihtiyaçlarımız için harcamamız, sonra Allah için sadaka vermemiz gereken malımızı, takıntılarımıza feda ediyoruz ve gerçekten bu bizim için büyük bir fitnedir.

Dikkat edin, huzursuz evliliklerin kaynağında, kadınların bitmek bilmeyen arzuları vardır. Komşusunda görür, akşam eve dönen eşiyle tartışır. Bir yakınım, kolunda bileziklerini gören komşusunun eve gittiğinde "ben de istiyorum, bana da alacaksın" diye eşiyle büyük kavga ettiklerini söylemişti... Bunu yapmayalım... Geçici takıntılarımız, hevesimiz uğruna yuvamızın huzurunu bozmayalım.

Evet, "Allah güzeldir, güzelliği sever" düsturunca, biz de güzelliği sevmeliyiz... Her işimizde düzenli, tertipli, iç acıcı olmalıyız. Unutmayalım ki dağınıklığın, pejmürdeliğin insan psikolojisi üzerinde de olumsuz bir etkisi vardır. Mümin kadına yakışan da öncelikle temiz ve bakımlı olmasıdır. Sonra evinde estetiğe önem vermesidir. Zira "Aslan yattığı yerden belli olur" demişler. Tek şartla ki, ölçüyü asla kaçırmayalım...

En Emin`e emanet olun...

Hacer Sara Arslan / Nisanur Dergisi - Ağustos 2016 (57. Sayı)
 
23-08-2016 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.