Gençlerimizi Cehaletin Pençesine Kurban Etmeyelim!

Pedagog Meliha Timur
Buluğ çağına eren genç artık Allah’a, topluma ve kendine karşı sorumludur. Ergen çocuk bir nevi hayatının dönüm noktasını yaşamaktadır. Artık eğriyi ve doğruyu daha net ayırt edebilecek yaşa erişmiştir.
Buluğ çağına eren genç artık Allah’a, topluma ve kendine karşı sorumludur. Ergen çocuk bir nevi hayatının dönüm noktasını yaşamaktadır. Artık eğriyi ve doğruyu daha net ayırt edebilecek yaşa erişmiştir.

Ebu Hureyre (RA)’den rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz (SAV); Rabbine kulluk ederek temiz bir hayat içinde serpilip büyüyen bir genci, Allah’ın arşının gölgesinde barınacak olanlar arasında zikretmektedir. Dolayısıyla buluğ çağına eren çocuk, gençliğe adımını atmış ve ailenin dönem öncesi ahlaki terbiyesi, sağlıklı ve şuurlu bir eğitimi neticesiyle bu saadete erişmeye aday olmuştur.

Bu aslında ebeveynler için bir mutluluk vesilesi olması gerekirken birçok ebeveyn için bu süreç katlanılması zor, sıkıntılı, sancılı, kâbus dolu bir süreç olarak algılanmakta ve nitelendirilmektedir. Bunun sebebi en başta bu dönemle ilgili yeteri kadar hatta neredeyse hiç bilgiye sahip olmayışlarıdır. Kulaktan duyma bilgileri dışında sağlıklı bir bilgiye hâkim değillerdir.

Bir başka önemli sebep ise; çocuklarının bu dönemi sorunsuz atlatabilmeleri için zamanında gereken tedbirleri almayışları, gevşek ve ihmalkâr davranmış olmalarıdır. Örneğin küçük yaşlarda çocuğa gösterilecek şiddet ve haksızlığın aksi yöndeki ilk meyveleri gençlik dönemlerinde baş göstermeye başlayacaktır. Bu itibarla şiddetin hâkim olduğu bir ailede yetişen çocuğun zihninde, aile ortamı artık huzur bulunacak bir mekân olarak cazip gelmeyecek ve genç insan ruhunun aradığı huzuru başka mekân ve alışkanlıklarda arayacaktır.

İnsanlara ilk gençlik yıllarından itibaren verilecek Allah sevgisi, ibadet alışkanlığı, nefislerde yerleştirilecek güzel ahlaki davranış tohumları, sorumluluk bilinci gencin Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (SAV)’in övdüğü bir şekilde bu yıllarını geçirmesine sebep olacaktır. Güzel ahlaka sahip olan genç, gençlik sorunlarını aklı başında yaşamakla beraber kötümser düşüncelerin ve çarpık akımların pençesine düşmekten kendini koruyabilecektir.

Ergenlik, en genel tanımı ile insanlarda meydana gelen “yetişkinliğe ilk adım” evresinin ve çocukluk çağı ile yetişkinlik çağı arasındaki geçiş döneminin adıdır. Başlangıç ve bitiş yaşları kesin olmamakla birlikte genel olarak 12-21 yaş arasını kapsar. Ergenliğe giriş yaşı; genetik, ırk, sosyoekonomik (örneğin ağır bedensel yük altında çalıştırılan çocuklar) ve iklim gibi faktörlerden etkilenir.

Genel olarak kızlar erkeklere oranla iki yıl kadar önce olgunlaşmaları nedeniyle bu dönem ülkemizde kızlarda 10-12 yaşları arasında erkeklerde 12-14 yaşları arasında başlar. Ruhsal, fiziksel, sosyal ve akli olgunlaşma olarak da tanımlayabileceğimiz ergenlik dönemi hızlı bedensel değişimlerin yaşandığı, kimlik duygusunun oluşmaya başladığı bir dönemdir.

Ergenlik döneminde otoriteye karşı olma, söz dinlememe, eleştirme, hata bulma gencin tutumlarındandır. Gelişme döneminde anne-baba tarafından bazen çocuk, bazen yetişkin gibi algılanan çocuk, ne zaman ne şekilde davranacağını bilemez. Gelişmekte olan bedenine, cinsel ve duygusal gelişmelerine ayak uyduramaz, “kimlik karmaşasına” düşebilir. Anne-babanın, baskılı ve disiplinli davranmaktan çok, gence karşı sevgi gösteren, güven veren, önemseyen ve değer veren bir tutum içine girmesi onun kimlik geliştirmesini kolaylaştıracaktır.

Bilindiği üzere cinsel ergenlik, ergenlik sürecinin başlangıç aşamasıdır. Bu aşamada genç kız ve erkeğin iç cinsel sistemleri gelişir. Buna paralel olarak bir önceki dönemden yani çocukluktan farklı duygu ve hisler gelişmeye başlar. Buna ilişkin genç ergenin ardı arkası gelmeyen soruları büyükleri tarafından cevaplanmamaktadır.

Anne-babalar veya eğitimciler, eksik bilgi veya utanma sebebiyle okul, cami veya evde ergenlik çağındaki çocuklara yeterince namaz için gerekli olan temizlik, abdest, gusül ve aybaşı gibi ergenlik konularını anlatamamaktadırlar. Çocuklarımızı birçok faydalı bilgiden yoksun bırakarak, esasında onları bilgisizlik ve cehaletin karanlıklarına itmekteyiz. Sonuçta merak ettikleri soruların cevaplarını sağlıksız kaynaklarda aramak zorunda kalan bilinçlendirilmemiş gençler, birçok sosyal hastalığın pençesine düşmekte ve ortaya kötü ahlaklı ve vicdandan yoksun bir kuşak çıkmaktadır.

Büyümeye devam eden çocuklarımız delikanlı ve genç kızlar olarak lise çağına girmektedirler. Bu dönemde, duygusal gelişimin aşırı hızlanması sebebiyle tepki ve reaksiyonlar çok daha sertleşmekte, anne-baba ve eğitmenlerin işleri daha da güçleşmektedir.

Çocukların durumlarını görüşmek üzere psikologların kapılarını aşındıran anne-babalar, çoğu Batı psikolojisi ve tedavi yöntemleri üzerinde uzmanlaşmış bu kimselerin söylediklerini başlarını sallayarak dinlemekte ve gelişim psikolojisi alanında yazılmış hemen bütün Batı kaynaklarının ifadesiyle “Ergenlik Krizi” tanısını koyuvermektedirler. Tıpkı 60’lı yıllarda Hippi kültürünü üreterek dünyanın başına dert açan Batılılar, günümüzde de birçok cinsel sapmanın öncülüğünü yapmakta ve sürekli hastalıklı beyinler üretmektedirler.

Bu itibarla ebeveynler, eğitim ve terbiye sorumluluğunun bilincinde olmalı, çocuklarına sağlıklı ve doğru bilgiyi aktarma yollarını araştırmalıdırlar. Çocukları ilk soru sorma yaşlarına girmeden önce onlardan gelebilecek muhtemel sorularına karşı kendilerini hazırlamalıdırlar. Dolayısıyla sadece çocuklarını eğitmekle kalmayıp kendilerini de eğitmeleri şarttır.

Pedagog Meliha Timur / Nisanur Dergisi - Ağustos 2015 (45. Sayı)
 
27-08-2015 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.