Gıybetin Kefareti

Nevin Yapıcıoğlu
Birini tarif etmek için gıybet yapılabilir. Fakat bunun şartı tahkir ve teşhir niyetiyle olmayıp zorunluluk olması halindedir. Bunu yaparken de saygı hissettiren bir üslup kullanılmalıdır. Açıktan günah işleyen fasıkın gıybeti yapılabilir. Dini ve ahlaki konularda bozgunculuğa sebep olan, sapık fikirler yayan veya bidat çıkaran böyle insanları ifşa etmek; toplumun ifsadını önleme açısından doğru bir harekettir.
Bismillahirrahmanirrahim.

Önceki iki yazımızda gıybetin mahiyeti, sebepleri, türleri ve tedavisini ele almıştık. Bu yazımızda ise gıybet alışkanlığından kurtulma, gıybet yapıldığına şahit olanın ne yapması gerektiği, gıybetin kefareti ve gıybete ruhsat veren mazeretleri işlemeye çalışacağız.

Alışkanlıktan Kurtulma

Gıybetten kurtulmak isteyen kişi ilk önce gıybetin haram olduğunu kalben ve aklen kabul edip sağlam bir karar almalı, kararını tatbik noktasında da sebat etmeli. İnsan küçük dairesinde kendi terbiyecisi olmalıdır. Her azası gibi dilinin de kontrolünü elinde tutmakla mükelleftir.

Gıybete alışmış olan bir insanın o alışkanlıktan kurtulması ilk etapta zor olabilir. Fakat sabırla yapılan çabalar dua hükmüne geçerek Allah’ın yardımını celb eder ve iş kolaylaşabilir. Çekilen zorluklar da nefsin çektikleridir ki o da müstahaktır.

Nefsin iplerinin gevşek bırakılması durumunda kat edilen yolda yine başa dönülmesi mümkün olabileceğinden “Ey iman edenler… iman ediniz” (Nisa / 136) ilahi ikazın gereğini yerine getirip gıybet hakkındaki bilgileri taze tutmak gerekir.

Gıybete Şahit Olan Ne Yapmalı?

İnsanların önemli bir kısmı gıybet eden arkadaşlarını susturmayı, ortamlarını terk etmeyi göze alamaz. Onları kaybetme korkusuyla gıybet dinleme arzularını karşılıksız bırakmaz. Egolarını tatmin adına “dilsiz şeytan” olmayı kabul eder. Gıybete engel olma durumunda kaba ve kırıcı olarak etiketlenmekten çekinir. Kraldan çok kralcı mantığıyla onlarla beraber kızar hatta bazen de bilmedikleri dedikoduları da ortaya döker.

Gıybete şahit olan her Müslüman gıybeti durdurmaya çalışmalıdır. Çünkü Müslüman kardeşinin haklarını korumakla görevlidir. Yapmaması durumunda o günaha ortak olur.

“Dinleyen de gıybet edenden birisidir.” (Taberani)

“Kim ki yanında Müslüman kardeşinin gıybeti yapıldığı halde, gücü yeterken kardeşine yardım etmezse, Allah onu dünya ve ahirette zelil kılar.” (Cami-us Sağir)

Tepki göstermemek, dinlemek konuşan için teşvik mahiyetindedir. Ceza da amel cinsinden olacağından kardeşinin onurunu korumayan, dünya ve ahirette onursuzlukla cezalandırılacaktır.

Zaten Müslüman, münkerata gücü oranında karşı gelmekle görevlidir. Sözleriyle durduramadığı gıybetten en azından kalben nefret etmeli ve sözü değiştirmelidir. Susturmanın zararı büyük olacaksa razı olmadığını hissettirmek şartıyla ortamı terk etmelidir. Böyle davranmaması durumunda gıybete ortak olur.

Eğer kalben dinlemeyi ister de yapmacık olarak “gıybet etmeyelim” derse bu yalancılıktır ve nifak alametidir. Kalben, gıybeti kötü görmedikçe bu günahtan kurtulamaz. Yalnız kaş, göz ve el işaretleriyle gıybeti önlemeye çalışmak da insanı mesuliyetten kurtarmaz. Böyle yapmak gıybet günahını küçük görmektir. Olması gereken, yaptığının haram olduğunu söyleyip onu men etmektir.

Gıybet yapmasına mani olunamayan kişilerle zaruret dışında görüşmemek diğer bir tedbirdir. Beraber olma durumunda da onlar gıybet yapmaya başlamadan gıybeti ve isim vermeden de gıybetçiyi kötülemelidir. Ta ki nefisleri devreye girmeden vicdanları uyarılsın. Zaten Efendimiz (SAV) de bu metodu kullanır ve bir yanlış görünce isim vermeden; “Bazı kimselere ne oldu ki şöyle, böyle yaparlar” (Ebu Davud) diye uyarırdı.

Gıybetin Kefareti

Gıybet günahının hukukullah ciheti olduğu gibi hukukulibad ciheti de vardır. Hukukullahın bağışlanması, rahmeti ve ğufranı sınırsız olan Allah’ın iradesine bağlıdır. O dilerse tevbe edeni mağfiret eder. Kul hakkının ise tek telafisi, gıybeti yapılan kişinin hakkını helal etmesidir.

Resulullah Efendimiz (SAV)’in bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:

“Gıybetten sakınınız zira gıybet zinadan daha şiddetlidir. Çünkü zina eden kimse, tevbekâr olur; Allah da kendisini affeder. Fakat gıybet edilen affedinceye kadar, gıybet eden affedilmez.” (İbn-i Ebi Dünya)

Gıybet eden kişinin atması gereken birinci adım Allah’a samimi bir tevbe ile hukukullah kısmının bağışlanmasını istemek ve “Allah’ım, bizi ve gıybetini ettiğimiz kişiyi mağfiret et” demektir. (Suyuti)

İkinci adım ise gıybetini yapmış olduğu kişiden helallik istemektir. Samimi bir şekilde “Senin gıybetini yaparak sana haksızlık ettim. Pişman oldum, senden helallik isterim” demektir. Eğer affetmezse bile bu yalvarmalar onun için sevap hükmüne geçecektir.

Helallik isterken detaya inme durumunda çok kötü şeyler olacaksa genel bir af istenebilir. Gıyaplarında da onlar için dua edilir, hayır ve hasenat yapılır.

Gıybeti edilen kişinin “helal ettim” demesi  “kıyamet günü davacı olup, hak talep etmeyeceğim” manasındadır. Yapması gereken kıyamet gününde de sözünde sebat etmesidir. Fakat ahirette “vadinden döner ve diğerleri gibi hak ararsa hakkı bakidir.” (İhya-u Ulumuddin)

Gıybete Ruhsat Veren Mazeretler

Haksızlığa ve zulme uğrayan kimse sadece hakkını alabileceğini düşündüğü yetkili kişilere şikâyetini söyleyebilir. Çünkü “Hak sahibi için konuşmak ve anlatmak vardır.” (Buhari) Sadece şikâyet ettiği konuda konuşabilir. Mazlum olmak, hakların sınırlarını ortadan kaldırmaz.

İstişare için doğruluğundan emin olunan bilgiler, sadece gerektiği kadar konuşulabilir.

Islah niyetiyle; dini noktalarda bir yanlışı düzeltebilecek salahiyete sahip birine gerekli şeyleri anlatmak caizdir. Fetva niyetiyle de aynı şekilde konuşulabilir.

Birini tarif etmek için gıybet yapılabilir. Fakat bunun şartı tahkir ve teşhir niyetiyle olmayıp zorunluluk olması halindedir. Bunu yaparken de saygı hissettiren bir üslup kullanılmalıdır.

Açıktan günah işleyen fasıkın gıybeti yapılabilir. Dini ve ahlaki konularda bozgunculuğa sebep olan, sapık fikirler yayan veya bidat çıkaran böyle insanları ifşa etmek; toplumun ifsadını önleme açısından doğru bir harekettir.

“Üç grup vardır ki gıybetlerini yapman sana haram değildir: Günahı açıkça işlemekten sıkılmayan, zalim idareci ve dinde olmayanı dine sokan bid’atçi.” (Cami-us Sağir)

Yukarıda caiz olarak görülen bütün noktalarda gıybet ancak zorunluluk halinde “garazsız ve sırf hak ve maslahat için” yapılabilir. Nefsin gemleri kontrol altında iyi tutulmazsa; caiz durumlarda yapa yapa bunu alışkanlık haline getirmesinden korkulur.

El-hamdulillahirabbilalemin.

Nevin Yapıcıoğlu / Nisanur Dergisi - Ağustos 2016 (57. Sayı)
 
18-08-2016 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.