Güçlü Akide ve Sağlam İradeyle Daha Çok Hizmet Yapabiliriz

Başyazı
Müslüman kadın, insanları İslam’dan uzaklaştırmak için çabalayanların oyun ve tuzaklarını boşa çıkaracak şekilde büyük bir ihlas ve samimiyetle İslam’ı yaşamaya çalışır. Bununla birlikte şeytan ve taraftarlarının cezp eden, göz kamaştıran ve vesvese ile yoldan çıkaran oyun ve tuzaklarına muhatap olmuş kadın ve kızları, bu durumdan kurtarıp Allah Teâlâ’ya gerçek kulluğa çağırır.
Bismillahirrahmanirrahim.

“Şüphesiz bu, benim dosdoğru yolumdur. Buna uyun. (Başka) yollara uymayın. Zira o yollar sizi Allah’ın yolundan ayırır. İşte sakınmanız için Allah size bunları emretti.”
(En’am / 153)

Şeytan ve dostları tarafından insanlarımızın birçoğu İslami değerlerden uzaklaştırılmış durumdadır. İslam yerine cahili hayat dayatılmakta ve Müslümanca yaşamaları engellenmektedir. İslam düşmanlarının bu uğraşı ve çabası, Müslümanlar arasında İslami olmayan fikir ve düşüncelerin yayılmasına ve İslam’ın yasakladığı hayat şekillerinin normal görünmesine yol açmıştır. Cahili düşüncenin Müslümanları bu denli kuşattığı günümüzde Müslüman kadınların büyük sorumlulukları bulunmaktadır.

Müslümanlara yönelik bunca saldırıların yaşandığı; İslami fikir, düşünce ve hayatın yok edilmek istendiği bu sıkıntılı dönemler, Müslüman kadınların güçlü akideye sahip olmasını zorunlu kılmaktadır.

Müslüman kadını farklı kılan en bariz özelliği Allah Teâlâ’ya olan imanı ve sonsuz güvenidir.
Buna sıkıca dayanmakla birlikte, tavır ve davranışlarında Kur’an–ı Kerim’i ve Hz. Peygamber (SAV)’in sünnetini ölçü alır. Hayata ve olaylara bu gözle bakar. Her işinde Allah Teâlâ’nın rızasını gözetir.

Kalbinde hiçbir kuşku ve tereddüde yer vermeden Allah Teâlâ’ya iman etmiştir. İmanındaki bu ihlas ve samimiyeti hayatının bütün aşamalarında devam ettirir. Onu, bu ihlas ve samimiyet ayakta tutar. Bolluk içerisinde olsa da, yokluk içerisinde bulunsa da her zaman Allah Teâlâ’ya teslim olmuştur. Hayatta karşılaşılan her şeyin Allah Teâlâ’nın imtihanı neticesinde olduğuna inanır ve tevekkül eder.

Onun düşünce, tavır, davranış, kısaca bütün hayatına hükmeden, Kur’an–ı Kerim ve Hz. Peygamber (SAV)’in sünnetidir. Tavır ve davranışlarını, moda, çevre ya da başkalarının belirttiği ölçülere göre değil, Kur’an–ı Kerim ve Hz. Peygamber (SAV)’in sünnetine göre tayin eder.

Müslüman kadın, kendisini yaratan, bunca nimetlerle donatan Allah Teâlâ’ya karşı sorumluluğunun bilincinde olmalıdır. İbadetlerini düzgünce yerine getirerek, Kur’an ve sünnette çerçevesi çizilen İslami ahlaka ve iffete bağlı kalarak yaşamaya çalışmalı ve Allah Teâlâ’nın rızasını kazanacak şekilde hayırlı ameller işlemek için çabalamalıdır.

Üstad Bediüzzaman’ın dikkatini çektiği gibi önemli olan Allah Teâlâ’nın rızasıdır:

“Rıza–yı İlahî kâfidir. Eğer O yâr ise, her şey yârdır. Eğer O yâr değilse, bütün dünya alkışlasa beş paraya değmez” (Risale–i Nur Külliyatı, 21. Lem’a)

İman eden kimse, başarı ve başarısızlığın Allah Teâlâ’nın lütfuna bağlı olduğunu bilir. Allah–u Teâlâ vermek isterse, hiç bir kuvvet O’nu vermekten menedemez. Eğer O istemezse, hiç kimse O’nu vermeye zorlayamaz.

Müslüman kadın, insanları İslam’dan uzaklaştırmak için çabalayanların oyun ve tuzaklarını boşa çıkaracak şekilde büyük bir ihlas ve samimiyetle İslam’ı yaşamaya çalışır. Bununla birlikte şeytan ve taraftarlarının cezp eden, göz kamaştıran ve vesvese ile yoldan çıkaran oyun ve tuzaklarına muhatap olmuş kadın ve kızları, bu durumdan kurtarıp Allah Teâlâ’ya gerçek kulluğa çağırır.

Kötülüklerin bu denli arttığı ve günahların yaygınlaştığı bu dönemde, gayret ve çabalar fazla olsa da Müslüman kadının tek başına başarılı olması zordur. Dolayısıyla Müslüman kadın, en yakın çevresinden başlamak üzere kendisi gibi Allah Teâlâ’nın dini için çalışan, güçlü akide ve sağlam irade sahibi bacılarla birlikte hareket etmeli, onlarla birlikte oluşturulacak programlar çerçevesinde çalışmalıdır.

Fikri saplantıların yoğun olduğu ve Müslümanların yerilip küçük düşürüldüğü bu dönemde, her Müslüman kadın, Kur’an ve sünnet çerçevesinde sahih ve sağlam bir akideye sahip olmalıdır. Buna göre kâfirlere, zalimlere ve münafıklara en küçük bir meyil gösterilmemeli ve hiçbir zaman dostluk kurulmamalıdır.

Bu çerçevede; grubu, mezhebi ve milliyeti ne olursa olsun Müslümanları kardeş görmeliyiz.
Yanlışları varsa düzeltmeleri için tavsiyede bulunmalı, bu imkân yoksa vazgeçmeleri için dua etmeliyiz.

Müslüman kadınların temel ölçüsü, Kur’an–ı Kerim ve Sünneti Seniyyedir. Bütün hareketlerinde Kur’an ve sünnet ölçüsünü esas almalıdırlar. Bu çerçevede:

- Ailede ilişkilerin İslami ölçüye göre düzenlenmesi için çalışılmalıdır. Herhangi bir kırgınlık ve olumsuzluk varsa; Kur’an ve sünnet çerçevesinde çözüme kavuşturmalıdırlar.

- Akraba ya da komşularda olumsuzluklar varsa bunu, İslami çerçevede halletmeye çalışmalıdırlar.

- Çocuklarla, kardeşlerle, anne ve babalarla, eşlerle ve diğer akrabalarla ilişkiler, Kur’an ve sünnet çerçevesinde yürütülmelidir. İslam’ın ölçüsü, hayatın her alanına hâkim olmalıdır.


Günümüzün en büyük sorunlarından biri de hayâsızlığın ve iffetsizliğin sınır tanımadan yaygınlaşması ve bu kötü durumun Müslümanlar arasında gittikçe tabii hale getirilmesidir.
Bunu engellemek için Müslüman kadınlara büyük görevler düşmektedir. Şahsiyetleriyle hayâ ve iffet timsali olmaları gerektiği gibi, en yakınlardan başlamak üzere genç kızları ve kadınları, bu tür tehlikelerden kurtarmak için çabalamalıdırlar.

Rabbimiz bizleri, İslam’ı yaşamada ve yaymada duyarlı olanlardan eylesin.

Allah (CC)’a emanet olun…

Başyazı / Nisanur Dergisi - Şubat 2016 (51. Sayı)
 
17-02-2016 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.