Hayatı Hakka Uydurmak

Hacer Sara Arslan
“Davamız hayata uymak değil, hayatımızı Hakk`a uydurmaktır.” (Nurettin Topçu) Müslüman bir hanım, görev ve sorumluluklarından haberdardır. Buna göre bir yaşam sürer. O sadece kendinden değil, evinden ve ev halkından da sorumludur.
“Davamız hayata uymak değil, hayatımızı Hakk`a uydurmaktır.” (Nurettin Topçu)

Müslüman bir hanım, görev ve sorumluluklarından haberdardır. Buna göre bir yaşam sürer. O sadece kendinden değil, evinden ve ev halkından da sorumludur. Bir çoban gibidir adeta... İşleri çoktur ve önemlidir. Hepsini yapabilmesi zaman ve emek ister. Dolayısıyla düzenli ve programlı yaşaması zaruridir. Zira yorulma, başaramama, eksik kalma gibi durumların altında düzensiz bir yaşam vardır.

Plan ve programlı olmada öncelik sırası ehemmiyet taşır. Yani programının tamamını dünyevi işlerle sıralaması doğru değildir. Zira Müslüman bir kadın ve anne öncelikle kuldur. Her zaman bu şuurla adım atmalı, işlerini buna göre ayarlamalıdır. Böylece kulluğu önceleyen kadının, diğer yaptığı bütün işler ibadet kapsamında değerlendirilir. Kulluk bilinciyle hareket etmeyen kadına her şey külfet olur. Ayrıca hiçbir işinin hakkını vererek yapamaz. Yorgunluğu da ona kalır...

Hedefsiz insan dünyada yaşayan biçare bir nesne gibidir. Şaşkındır, mutsuzdur, dingin ve tembeldir. Müslüman ise hedefsiz yaşamamalı. Özellikle dünyanın çekiciliğinden, erkeğe nazaran biraz daha etkilenen kadın, bu girdaba kapılmamak için hedef belirlemeli. Zira herhangi bir amaç taşımadan yaşayan; hayatı temizlik, ütü, yemek, çocuğunu yedirmek gibi eylemlerden ibaret gören kadınların sayısı hiç de az değildir.

Böylesi kadınların dünyadan da ahiretten de pek beklentileri yoktur. Çoğu zaman, niçin yaratıldığının farkına varmaz. Kul olarak üzerine düşen vazifeleri ya aşırılık olarak görür ya da gereksiz. Bütün enerjisini şeytanın yönlendirmelerine feda eder. Ondan sonra da, bilinçsiz Müslüman, bir neslin emanetinden habersiz anne ve mutsuz evliliğin sorunlu eşi çıkar ortaya... Bunun içindir ki; öncelikle kul olduğumuzun ve Allah`ın istediği doğrultuda bir yaşam biçimini hedeflemenin önemine vurgu yapmak istedik...

İnzar Dergisi’nin Mart 2016 sayısı başyazısında şu ifadeler yer alıyordu:

“İşini en iyi şekilde yapmak, bilinçli hareket eden sorumluluk sahibi Müslümanların özelliğidir. İslam, her alanda en iyisinin yapılmasını istemektedir. Baştan savma, gayesiz hareketler ve rastgele işler tasvip edilmemiştir. Sağlam bir inanca sahip olmak, hayırlı işleri en güzel şekliyle yerine getirmek, dosdoğru olmak ve en iyiyi yakalamak için çabalamak İslam’ın emrettiği güzelliklerdir.”

Kadın isterse her işine yetişebilir. Her işini en güzel şekilde yapabilir. Zaten Rabbimiz işlerimizi en iyi şekilde yapmamızı istiyor. Hadiste Efendimiz (SAV) buna vurgu yapıyor:

“Yüce Allah, yaptığınız işi sağlam ve iyi yapmanızdan hoşnut olur.”

Sağlam ve iyi yapabilmek için de programlı olmak durumundayız. Özellikle bazı bayanlar, sohbetlerini ve derslerini işlerine kurban edebiliyor. Örneğin haftalık dersimiz var ve ezber yapmamız gerekiyor. Ve ya o hafta içinde kitabımızı bitirmemiz ve dersimize çalışmamız gerekiyor. Ama bahar temizliği, bayram temizliği, haftalık genel temizlik derken beden gece yorgun düşüyor. Böylece hem derslerini ihmal ediyor hem de kendini geliştirmek için verdiği çabaları yetersiz kalıyor. Vesvese vermek için fırsat kollayan şeytanın ve her daim kötülüğü emreden nefsinin eline ise büyük bir koz veriyor.

Evet, dedik ya her işe yetişebiliriz. Yeter ki aklımızı kullanalım... Bulaşık yıkarken ezber yapabiliriz. Evimizde eşimiz ve çocuklarımızla mutlaka bir kitap okuma saati yapıp o saatte kitap okuyabiliriz. Sadece bir saat uykumuzdan feragat edersek, manevi gelişimimiz noktasında birçok mesafe kat edebiliriz... 

Gün içerisinde bizi meşgul eden her ne var ise onları yok edelim ve ayette belirtilen vasıfla vasıflanmaya gayret edelim:

“Onlar ki boş işlerden yüz çevirirler.” (Müminun / 3)

Bir kadın neyin boş ve gereksiz olduğunu iyi bilir. TV`de gereksiz program ve diziler, internette faydasız dakikalar, her gün kendimizi perişan edercesine yaptığımız temizlik vs. Hatta gerekirse işe ihtiyaç dışı, sadece toz almaya yarayan eşyalarımızı yok etmekle başlayabilir, kendimize zaman ayırabiliriz...

Şöyle bir günlük yaşantımıza bakalım, ne kadar boş işler var. Ondan sonra da derslerimize de yetişemeyiz, hayırlı amellere de. Namazı son dakikaya sıkıştırırız. Uykusuz kaldığımız için kitap okuyamayız. Hatta eşimize dahi gereken ilgiyi gösteremeyiz. Çünkü bütün gün beynimiz dünyevi eylem, söylem ve görsellerin etkisiyle dolmuştur. Dolayısıyla artık hayırlı amellere yer kalmamıştır.

Nasıl programlı yaşarız? Derseniz... Öncelikle yapmamız gerekenleri, eğer hafızamızda tutamıyorsak not edip, listelendirelim. Mümkün mertebe bir günün içine çok şey sığdırmayalım. Dakik olalım... Misafirliklerimiz, oturmalarımız akşamı bulmasın. Böylece yemeğimize de yetişir, dinlenme imkânı da bulabiliriz. Her işimizi ölçülü ve dengeli yapalım.

Hiç bir işimize gereğinden fazla vakit harcamayalım. Malumdur ki tersine dönmüş adeta olması gerekenler... Bizi kurtaracak olan amellere az, malayani işlere de çok fazla zaman harcıyoruz.

Tekrar başa dönüp hatırlatalım. Günlük programımızı oluşturan temel öğe kulluk vazifelerimiz olmalıdır. Bu noktadan hareketle yapacağımız her sıradan iş de ibadete dönecektir. Dikkat edelim, hakkın olmadığı yeri batıl meşgul edecektir. Ve bir hafta, iki hafta derken bir de bakmışız ki derslerimizden de olmuşuz, kulluk şuurundan da... Buna yol açmayalım ki, kolaylık ve hayır yolları da bize açılsın...

Hacer Sara Arslan / Nisanur Dergisi - Nisan 2016 (53. Sayı)
 
22-04-2016 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.