Hayatın Her Sahası Bir Muharebe Meydanıdır

Başyazı
Kız çocuklarımız, gittikleri okullarda öncelikli olarak tesettürlerine riayet etmeye azami dikkat göstermelidirler. Tesettür, kızlarımız için en koruyucu kalkandır ve işe evvela bir korunakla başlamak gerekir. “Okula mı harbe mi gidiyoruz?” diyenlere diyoruz ki, “Evet, hayatın hemen her sahası aynı zamanda bir muharebe meydanıdır.”
Bismillah

“Allah’ım Senden hidayet üzere olmayı, takva sahibi olmayı, iffetli olmayı ve Senden başkasına muhtaç olmamayı dilerim.”
(Müslim)

“Çocuğunuza bırakacağınız en güzel miras, onu hem dünya hem de ahiret mutluluğuna eriştirecek bir terbiyedir.” (Tirmizi)

Müslüman; Kur’an’ın müteaddid ifadeleri ile sabittir ki salih amel işleyen ve salih amellere teşvik eden olmalıdır. İçinde bulunduğumuz zaman, hayra yöneliş ve hakkı arayışın hayli arttığı bir zaman olmakla beraber şerrin isabet etmesi ve zihni bulandırmasından korunmanın zor olduğu bir zamandır da maalesef. Bu mülahaza ile fert fert, grup grup her bir Müslümanın kendi sahasında azami dikkat göstermek, tehlikelere karşı uyanık olmak, teyakkuzda olmak ve tedbirli olmak zorunda olduğunu defaaten ifade etmişizdir.

İslami faaliyetlerle bereketli bir şekilde geçirdiğinizi umduğumuz uzun sayılabilecek bir tatil dönemi geride kaldı. Gerek öğrenci kızlarımız gerekse ebeveynler, okul dersleri ya da işin maddi boyutu ile ilgili birçok endişeyi taşıyarak bu döneme girdiler. Elbette bunlar bir yere kadar uygun endişelerdir. Ancak biz en çok çocukların ve gençlerin manevi âlemleri, zihin yapıları ve uhrevi istikballerini önemsiyoruz.

Kız çocuklarımız, gittikleri okullarda öncelikli olarak tesettürlerine riayet etmeye azami dikkat göstermelidirler. Tesettür, kızlarımız için en koruyucu kalkandır ve işe evvela bir korunakla başlamak gerekir. “Okula mı harbe mi gidiyoruz?” diyenlere diyoruz ki, “Evet, hayatın hemen her sahası aynı zamanda bir muharebe meydanıdır.”

Şeytan ve nefisle mücadele son nefese kadar devam eder. Hele hele gençlik dönemlerinde ve iki cinsin bir arada karma olarak bulunduğu yerde bu mücadele hiç bitmez. İtinalı ve özenli davranmalısınız. Gözlerinizi harama bakmaktan muhafaza ettiğiniz gibi kendinizi de yabancı gözlerden muhafaza etmelisiniz. İhtilattan kaçınmanın gerekliliği ne yazık ki son zamanlarda sinsice, farklı bahanelerin arkasına sığınılarak hafife alındı, neredeyse yok sayıldı ve gençlerimiz de buna inandırıldı. Başında örtüsüyle genç kız öğrencileri kafelerde, kantinlerde; arkadaşlık, ders çalışma, fikir alışverişi ya da tebliğ adı altında erkeklerle inanılmaz bir rahatlıkla otururken görmek artık çok yaygın bir hal almış durumda. Bunları niyetlerinin kötü olmadığına, içinde bulundukları ortamın bu yaşam tarzını gerektirdiğine bağlayıp günah olduğunu reddederek yapmaları işi daha vahim kılmaktadır. Bu tür münasebetlerde bir süre sonra duygusal ya da bedensel açıdan daha çok kızlar zarar görmekte ve bunun sıkıntısını bazen bir ömür çekmektedirler. Tek çare, Allah’ın koyduğu hudutları iyi tanımak ve aşmamaktır. Neden, niçin, ama… gibi girizgâhlarla başlayan itirazları bir kenara koyup teslim olmak ve amel etmektir. Elbette bunu biliyor olabilir ve bunun yeniden hatırlatılmasını gereksiz görebilirsiniz. Ancak üniversite ortamıyla yeni tanışan gençler çoğu zaman aklıselim davranmaktan çok duygularıyla hareket ettikleri için kendilerini bekleyen tehlike ve tuzaklardan habersiz olarak mevcut akıntıya kapılabilmektedirler.

İyi tanımadığınız kız arkadaşlarınızla da münasebetleriniz mesafeli olmalı. Özellikle tek başınıza evlerine gitmemeli, illa bir araya gelmeniz gerekiyorsa bunu okulda ya da halka açık yerlerde, yanınızda emin olduğunuz ikinci bir arkadaşınız varken yapmalısınız.

Okulda tavrınız ve duruşunuz net olsun. Herkes sizi bilinçli, takva ehli, ilkelerinden taviz vermez ve aldatılamaz biri olarak bilsin. Eğer baştan bu tavrı sergilerseniz, yanınızda kimse çirkin söz ve fiillere cesaret edemeyecektir. Böylece hem kendinizi muhafaza etmiş, hem de bulunduğunuz ortamda münkere engel olmuş olursunuz.

Yine lise ve daha ziyade üniversite düzeyinde, İslam’ın gayri meşru kabul ettiği fikir akımlarının sizi önüne katıp sürükleme emellerine şahitlik edeceksiniz. Bu bazen İslam ile taban tabana zıt Marksizm, Faşizm gibi akımlar, bazen İslami referanslara da dayanmış görünen milliyetçilik, kavmiyetçilik, tekfircilik gibi akımlar, bazen de İslam’ın sosyal hayata müdahalesini kabul etmeyen sekülerizm gibi akımlar olarak karşınıza çıkabilir. Bunlara daha baştan kulağınızı kapatmalı, Kur’an ve sünnete dayalı İslam akidesinden asla ayrılmamalısınız. Bunun için bol bol Kur’an okumalı, sizi hayra davet eden ablalarınızdan, hocalarınızdan uzun süre uzak kalmamalı, haftanın en az bir günü bir derse, sohbete ya da daha farklı İslami bir etkinliğe katılmalı, aynı hassasiyeti taşıyan kardeşlerinizden, ablalarınızdan bağımsız olarak hareket etmemelisiniz.

Üniversite okuyan ya da okuyacak olan kızlarımızın çok hassas, etraflarında olan bitene karşı çok uyanık olmaları gerekir. Özellikle kalacakları yer çok önemlidir. Okuldan yeni tanıştığınız birkaç arkadaşınızla ev tutup kalmanız ya da emin olmadığınız bir ev ortamına dâhil olmanız baştan yanlıştır. Size yol gösteren büyüklerinizin göstereceği evlere ya da yurtlara yerleşmeniz en doğrusudur. Tercihlerinizi yaparken kalacağınız yeri de baştan hesap edip tercihte bulunmalısınız. Her şey, istediğiniz okulu kazanmakla bitmiyor. Orada okuyacağınız yılların tümünün hesabını yapmalısınız. Kaldığınız evde ya da yurtta edebe, ahlaka mugayir bir iş ve davranışla karşılaşırsanız ya da şüphe duyarsanız bunu hoş görme ya da görmezden gelme gibi bir zaafa düşmemelisiniz. Mutlaka ya direkt engel olmalı ya da yine büyüklerinize durumu iletip bunun önünü almalısınız. Yoksa ya siz de farkına varmadan günahlarına ortak olur ya da zan altında kalırsınız. Tek başına zan bile sizin duruşunuzu zedelemeye yetecektir. Böylece ‘ya tutarsa!’ diye yapılan planların birer mağduru olursunuz.

Bu planları kim yapar? Kendisi günah batağında iken etrafındakileri de yanına çekme çabasında olan bir yığın insan olacaktır bulunduğunuz yerde. Yanı sıra, sempati duyduğunuz ya da bağlı olduğunuz camiayı hatta belki de ailenizi tanıyan ve sizin üzerinizden onlara ulaşmaya, zarar vermeye çalışan bazı güçler de bu işin faili olabilir. Uyanık olmalı, Allah’tan basiret dilemelisiniz.

Bu tuzakların en tehlikelilerinden biri de internettir. İnterneti sadece bir araştırma aracı olarak kullanmalı tanımadığınız insanlarla yazışmamalısınız. İslami sitelerde ya da İslam’a taalluk eden bazı tartışmaların yapıldığı ortamlarda dahi iyi niyetle, bazen tebliğ, bazen görüş bildirmek gayesiyle yapılan yazışmaların ne tür kötü neticelere vardığını duyuyor, şahit oluyoruz.

Buraya kadar öğrenci kızlarımıza hitaben yazdık. Ancak yazılanların hepsi aynı zamanda ebeveynlere hassaten annelere yöneliktir. Çocukların, gençlerin salim yetiştirilebilmelerinin asli unsuru annelerdir. Bu bakımdan elbette ki en büyük vazife onlara düşmektedir. Tesettür, toplu yerlerde oturup konuşma ve hareket etme adabı, annenin kızına daha çok küçük yaşlarda vereceği terbiyenin bir parçasıdır.

Ebeveynler, ilköğretimden ta üniversiteye kadar çocuklarının her adımını, her hareketini takip etmeli, bir anını bile boş bırakmamalıdırlar. Arkadaşlarını, hocalarını, telefonlarını dahi takip altına almalı, düşebileceği bir hatanın emarelerini görür görmez müdahalede bulunmalıdırlar. “Ey iman edenler, kendinizi ve ailenizi odunu insanlar ve taşlar olan cehennem ateşinden koruyunuz” emri gereğince evlatlarını nasihat, telkin, takip ile günaha girmekten alıkoyma gayreti içinde olmalıdırlar. Okulda edindiği arkadaşları mutlaka bilmeli, bu arkadaşlarını zararlı görüyorlarsa çocuklarını söz konusu arkadaş çevresinden uzaklaştırmaya çalışmalıdırlar. İşin ucunda ciddi bir zarar görüyorlarsa gerekirse sınıfını ya da okulunu değiştirmelidirler. İster ilköğretim ister lise isterse üniversite düzeyinde olsun çocuklarının not defterlerini, varsa günlüklerini, telefon ya da bilgisayarlarında kayıtlı mesajları zaman zaman kontrol etmeli, tüm ilişkilerinden haberdar olmalı, tehlikeyi sezdiğinde ise anında olayın önünü alabilmelidirler. İnternette mutlaka bir zaman sınırı olmalı, çocuğa gün boyu internetin başında durma fırsatı tanımamalıdırlar.

Anneler kızlarını tanımada ve kollamada daha avantajlıdır. Eğer okul evinize uzak ve kızınız başkalarıyla kalmak durumunda ise arkadaşlarıyla mutlaka tanışmalısınız. Çok uzak bile olsa en azından bir kere mutlaka ortamlarını tanımak amacıyla kaldıkları eve ziyarette bulunmalısınız. Sizin verdiğiniz harçlığın üzerinde harcama yapıyor mu, verilen hediyeler varsa bunları kimler verdi, boş zamanlarını kimlerle geçiriyor… Sorularının cevaplarından mutlaka emin olmalısınız. Daha önemlisi, aynı şehirde bile olsanız kızınızı, kendileriyle ilgilenecek bir ablaya mutlaka emanet etmelisiniz. Haftanın belli günlerinde sohbetlere katılmasını sağlamalı, küçüklükten itibaren kitap okuma alışkanlığı edindirmelisiniz.

Netice itibariyle en mühim meselemiz, kızımıza ekonomik özgürlük ve dünyevi ikbal sağlamak yerine rızay–ı ilahi ve cenneti kazandırmak olsun. Ümmet, kendini yetiştirmiş Müslüman genç kızlar ve bunların temelini atmış Müslüman annelerle kuvvetlenecektir inşallah.

Allah’a emanet olun.

Başyazı / Nisanur Dergisi - Ekim 2015 (47. Sayı)
 
17-10-2015 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.