Haydi Kardeşim! Gel Dertleşelim…

Rümeysa Sülün
Davetçi kardeşim!.. Gel seninle bir hasbihal edelim… Sen ye’se düşmezsin, her ne olursa olsun kendi kabuğuna çekilemezsin, bilirim… Sen farklısın, diğer insanlar gibi olamazsın, bilirim…
Davetçi kardeşim!
Gel seninle bir hasbihal edelim…
Sen ye’se düşmezsin, her ne olursa olsun kendi kabuğuna çekilemezsin, bilirim…
Sen farklısın, diğer insanlar gibi olamazsın, bilirim…
İstesen de çabalasan da sıradanlaşmak için, yine döneceğin yol davet yolu olacaktır, bilirim…
Sen talip olmadın mı bu kutlu göreve?
Peki ya, söylesene?
Şimdi nedendir bu kaçışın, bu tembelliğe vuruşun?
Anlat!
Gel dertleşelim dostum…
İnsanlarla sorunun mu var?
Ya da sıkıntılı insanlarla yaşamak sana ağır mı geliyor?
Yoksa başını alıp buralardan gidesin mi var?
İnsanların köstek olmadığı bir yerlere mi?
Artık sen pes etmeye mi meylediyorsun yoksa?
Yani bunun imtihan olduğunu bile bile kendini kandırıp, ‘artık yeter’ mi diyorsun?
Hayır!
Ebeden hayır…
Elinin tersiyle hepsine bir ‘la’ deyiver de dinsin içindeki fırtınalar, yeisler, kırılgan duygular.
Gel de şahlansın davet seninle, benimle, bizimle…
Gel de şu ruhları ölümün sessizliğinde içli içli inleyen gençliği uyandıralım...
Yaradılışlarına tohum misali ekilen imanlarını sulayalım…
Azığımız zikirden, aşımız/ekmeğimiz ilim ve taatten bir irfan sofrası kuralım…
Sofranın vazgeçilmeyen tuzu misali; sözümüze, özümüze, davranışlarımıza hikmetle tat verelim…
Biz başkaları gibi vurdumduymaz yaşayamayız şu kısacık ömrü!
Hem nasıl olurda insanların hidayeti için çalışmadan rahat bir hayat yaşayabiliriz…
Hem biz farklı değil miydik?
Kardeşlerimizin hatalarına karşı biraz görmezden gelen, biraz da düzelten taraf olmayacak mıydık?

İşte bizim farkımız burada ortaya çıkıyor değil miydi kardeşim!
İslam ümmetine olan kardeşliğimiz, şefkatimiz, bizi görmezden gelenlere bile, sevgi ve muhabbetimiz bizi asıl biz yapan değil mi?
İnsanlık ve ümmet bizden ümit şemsiyesini uzatmamızı beklerken;
Bıkıp geri dönenlere… 
Sorunlara ve şahıslara takılıp kalanlara…
Üstünlüğü kendinden, fikirlerinden, gurubundan bilenlere…
Ümmete rağmen birlik(!) olanlara meyledemeyiz kardeşim!
Beni anlıyorsun değil mi, davasına sadık dostum?
Benim dava arkadaşım, biz farklıyız değil mi?
İşte biz bunun için rahat olamayız…
Gel de birlik olalım! Bu, ruhumuzu ve benliğimizi sıkan soru(n)lardan çekip kurtaralım birbirimizi…

Ah kardeşim!
Sana nasihat derken kendime de kızmam, kendimi de sorgulamam ve hatalı yönlerimi tamir etmem gerektiğini hatırladım el’an…
Bugün sadece şahsi dertlerimizle dertlenme zamanı olmadığını anımsadım bir an…
‘Din nasihattir’ ya, sana nasihat ederken; aslında kendi nefsime de nasihat etmiş oldum kardeşim…
Çünkü hepimiz Allah’ın huzuruna çıktığımız da “Ey kulum benim için ne yaptın?” sorusuna muhatap olacağız…
Buna dâhil olacak başka şeylerde var:
“Ümmet için, kardeşin için ne yaptın?” gibi…

Yüce Rabbimiz bizi bu sorulara hazırlık yapanlardan eylesin davetçi kardeşim…
Seni en emin olana emanet ediyor, muvaffakiyetler diliyorum…

Rumeysa Sülün / Nisanur Dergisi – Kasım 2015 (48. Sayı)
 
26-11-2015 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.