Hazan Her Zaman Hüzün mü Getirir?

Rana Çeçen
Şiirlere, şarkılara, yazılara konu olan hazan (hüzün) mevsimidir aslında, bunların asıl sebebi. Doğadaki canlılık nasıl solmaya, sararmaya başlıyorsa; insan da bir gün öylece solar ve sararır.
Bismillahirrahmanirrahim.

Güneşin parlak ışıkları ve yakıcılığı yerini yavaş yavaş sönüklüğe bırakıyor…

Çoğu zaman gökyüzünde biriken bulutlar günlerce güneşi görmemizi engeller. O vakit insanların birçoğuna bir hüzün çöker. Neşeli, yerinde duramayan insanların, bir duygusallığa gömüldüğü görülür. İnsan kendisi bile bu durumuna bir anlam veremez bazen. Aslında belli bir derdi ve sıkıntısı yoktur ancak zaman akıp gidiyor; insanı canlandıran, yerinde oturtmayan günler geride kalıyordur artık…

Şiirlere, şarkılara, yazılara konu olan hazan (hüzün) mevsimidir aslında, bunların asıl sebebi. Doğadaki canlılık nasıl solmaya, sararmaya başlıyorsa; insan da bir gün öylece solar ve sararır.

Her mevsim insanın hayat serüveninin kısa bir misali gibidir. Kış mevsimi hem cenini içinde besleyen, büyüten ana rahmine benzer, hem de insanın tekrar dirileceği gün olan kıyametten sonraki zamana kadar içinde bulunacağı kabir hayatına benzer.

Ve ilkbahar! Doğuşun başlangıcı... Küçücük tohumların toprağı yarıp yeryüzüne gülümsedikleri, etrafa mutluluk, neşe ve güzel kokular saçtıkları mevsim. Rahman’ın kudretini tefekkür etmek için en güzel zamanlardan biri. Kupkuru, ölü toprak nasıl da birden bire capcanlı hale gelir. İnsan da doğuşu olan ilkbaharı, gelişip olgunlaşması olan yazı, hayatının son demleri olan sonbaharı yaşadıktan sonra nihayet bu dünya hayatının sonu, ahiretin de başlangıcı olan kışı yaşar.

Adeta şöyle der Rabbimiz; “Biz, nasıl yeryüzünü kupkuru olduğu halde yeşillendirirsek, aynı şekilde topraklar içerisine atılan çürümüş cesetleri de diriltiriz. Allah gökten yağmur yağdırır ve onunla yeryüzünü sular. Bu sırada cesetler yeryüzünde bitki tanelerinin bittiği gibi kabirlerinden biterek çıkarlar.” İşte yeryüzünün diriltilmesi hususu böylece kıyamette insanların da yeniden diriltilmesine benzer olarak birçok ayette anlatılmaktadır. İşte o ayet-i kerimelerden bir tanesi:

“Onun mucizelerinden biri de (şudur): Sen toprağı boynu bükük (kupkuru) görürsün. Onun üzerine suyu döktüğümüz zaman titreşir ve kabarır. Onu dirilten (Allah), elbette ölüleri de diriltir. O, her şeye kadirdir.”
(Fussilet / 39)

Hayatta olduğu her yıl bu döngüye tanık olur insanoğlu. Kimi, bunu normal bir doğa olayı olarak görürken, her şeye hikmet nazarıyla bakan mü’minin ise her yeşeren tohumda imanı artar. Ana rahmine atılan tohum nasıl mükemmel bir varlık olarak bu dünyaya gözlerini açıyorsa; aynı şekilde bu dünyadaki zamanını dolduran mükemmel varlık, yepyeni bir başlangıç için toprağın bağrına gömülür.

İşte bu gerçek ile yaklaşan sonbahar, insana gitme zamanının yaklaştığını haber verir sanki…

Meyvelerle dolu olan yemyeşil ağaçların meyveleri tükenir, yaprakları solmaya, sararmaya başlar. Güzel kokulu çiçeklerin yaprakları dökülür, canlılığını kaybeder. Bu hal insanı hüzne sevk eder. Bir duygusallık kaplar onu. Kendini güçsüz ve yorgun hisseder. Gökyüzünden süzülen her yağmur tanesi, gözünden boşalan yaş gibidir. Gökyüzünün aydınlığı, yerini kara bulutlara bıraktıkça, içinin neşesi de yerini sessizliğe bırakır.

Diğer yandan yazın o uzun günlerinde durmadan çalışan insan için artık oturma zamanıdır…
Kısalan günler, uzamaya başlayan geceler, insan için bir rahatlama, dinlenme zamanı olmalıyken, can sıkıntısı vermeye başlar kişiye. Allah’a kul olmaya talip olanlar bunu daha kolay atlatırlar.

Zaten bu hayat bir misafirlik değil miydi? Artık misafirliğin yavaş yavaş sonuna geliniyor. Memlekete, vatana dönmek için son hazırlıklar yapılmalı. Hayat gözden geçirilmeli, eksiklikler giderilmeli. Asıl vatanda huzur ve mutluluğa erebilmek için, kullanılabilecek son zaman dilimi olarak görülmeli hazan mevsimi.

Ve hüzün, koca bir umudu da içinde gizlemeli! Hazan, hüzne ek ‘umut’ da getirmeli… Ötelere, akıbete dair…

Rana Çeçen / Nisanur Dergisi - Eylül 2016 (58. Sayı)
 
23-09-2016 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.