“Her Ailenin En Az Bir Yetimi Olmalı”

Röportajlarımız
Kıymetli okurlarımız. Bu ay sizlerle İstanbul’daki iki ayrı derneğin bünyesinde, yetimler yararına aylık olarak düzenlenen kahvaltı programlarını paylaşmak istedik. İki yıla yakın bir süredir yetim (infak) kahvaltıları düzenleyen Başakşehir Erdem-Der’den Hatice Ensar Hanımefendi ve Sefaköy Hayıreli-Der’den Gülbahar Sabaz Hanımefendi ile görüştük ve kendileriyle programın detaylarını konuştuk…
Kıymetli okurlarımız. Bu ay sizlerle İstanbul’daki iki ayrı derneğin bünyesinde, yetimler yararına aylık olarak düzenlenen kahvaltı programlarını paylaşmak istedik. İki yıla yakın bir süredir yetim (infak) kahvaltıları düzenleyen Başakşehir Erdem-Der’den Hatice Ensar Hanımefendi ve Sefaköy Hayıreli-Der’den Gülbahar Sabaz Hanımefendi ile görüştük ve kendileriyle programın detaylarını konuştuk…

Peygamber Sevdalıları Platformu bünyesinde bir araya gelen gönüllü hanımefendilerin bu duyarlılığını takdir ettiğimizi belirterek; böyle güzel bir çalışmaya imza atmalarının altında yatan sebepleri sorduk. Gelirinin tamamının, ülke çapında (ve Avrupa Yetim-Der adıyla Avrupa’da) ciddi çalışmaları olan Yetim-Der aracılığıyla yetim ve muhtaçlara iletildiği bu kahvaltılar, gerçekten de örneklik teşkil edecek türden… Yetim bir peygamberin ümmeti olduğumuz vurgusu yapan iki hanımefendinin de ısrarla üzerinde durdukları nokta; yetimler hususunda ailece duyarlılık gösterilmesi gerektiği…

Buyurun gerisini söyleşimizden okuyun…

Hatice Hanım, öncelikle sizi kısaca tanıyabilir miyiz?

Diyarbakırlıyım. Şu an İstanbul’da ikamet ediyorum. Evliyim ve 3 çocuk annesiyim…

“ŞUAN DERNEK ADINA YİRMİ YETİMİMİZ VAR”

Yetimlerle özellikle ilgilendiğinizi ve bu amaçla kahvaltılar düzenlediğinizi biliyoruz. Derneğiniz çatısı altında böyle bir çalışmaya ilk olarak nasıl başladınız?

En başta, yetim bir Peygamberin ümmeti olduğumuzu ne de çok unuttuğumuzu esefle belirtmek isterim. Oysa yetimlerimizin sayısının her geçen gün arttığı dünyada yetimlerimize sahip çıkmak zorundayız. Bunun bilincinde olmamız münasebetiyle de yetim konusu üzerinde özellikle durmaktayım. Yetim çalışmalarımın ilk dönemlerinde bir yardım kuruluşunda gönüllü olarak her alanda hizmet ediyordum. Bu çalışmalarımızın neticesinde yurt dışında bir yetimhane açılışında bulunmayı Rabbim bana nasip etti. Güzel bir mutluluktu.

Bu seyahatimin sonralarında dernek gönüllüsü bir grup arkadaşlarımla toplanıp ‘Yetimler için ne yapmalı ve nerden başlamalıyız?’ diye konuştuk. Bu konuşmanın ardından o hafta Diyarbakır’a gitmem güzel bir tevafuktu. Orada Yetim-Der’i bizzat ziyaret edip, faaliyetleri hakkında bilgi aldıktan sonra her ay beş (5) yetim sözü vererek oradan ayrıldım. Döndükten hemen sonra derneğimizde (Başakşehir Erdem-Der) ilk yetim kahvaltısını başlattık. Aynı zamanda derneğin biraz daha aktifleşmesini de amaçlıyordu bu kahvaltı. Nitekim öyle de oldu…

Bu kahvaltı (infak) programına her ay düzenli olarak devam ediyoruz. Elhamdülillah şuan dernek adına yirmi (20) yetimimiz var.

“HER AY, BİR GURUP HAZIRLIK YAPIYOR”

Peki, nasıl oluyor bu kahvaltılar? Biraz açar mısınız?

Her ayın ilk Çarşambası kahvaltımızı yapıyoruz. Bunun bir hafta öncesinde gönüllü arkadaşlarla bir araya gelip kahvaltı programının organizesini yapıyoruz. Alınacaklar ve pişirilecekler, ölçüleri belli bir şekilde (kaç kilo, kaç tepsi gibi…) gönüllüler arasında dağıtılıyor. Herkes üzerine düşeni gücü yettiği nispetince üstleniyor.

Derneğimiz gönüllüleri kendi aralarında evlerinin yakınlık durumuna göre şimdilik üç guruptan oluşuyor. Her ay, bir gurup hazırlık yapıyor. Aynı zamanda servis, misafir karşılama ve ilgilenmeyi de onlar yapıyorlar.

Kahvaltı öncesi duyurumuzu yapıyor; komşularımızı, arkadaşlarımızı, akrabalarımızı hayırda ortak olmaları için davet ediyoruz. Gelen misafirlerimiz, açık büfe şeklindeki soframızdan istedikleri şekilde hem kahvaltılarını hem de hayırlarını yapıyorlar.    Kişi başı belirlediğimiz bir ücret var ama isteyen daha fazla verebiliyor… Bu arada ‘açık büfe’ tabiri yanlış anlaşılmalara sebebiyet vermesin. Belirtmek isterim ki; tabağa alınanlar da servis tabaklarında kalanlar da hiçbir şekilde ziyan olmuyor. Buna müsaade etmiyoruz ki genel olarak misafirlerimiz de hassasiyet gösteriyorlar. Öyle ki evine paket yaptırmak isteyenler de azımsanmayacak kadar çok (bu da ayrıca bir katkı oluyor).

Daha sonra ne gibi çalışmalarınız oldu peki?

Derneğimizdeki yetim kahvaltısının bereketini gördükten sonra Ankara’da da kahvaltı çalışmasını başlattık. Bayramlarda yetimlerimizi giydirmeye, okul zamanında kırtasiye masraflarına yardımcı olmaya da gayret ediyoruz.

“HER AİLENİN EN AZ BİR YETİMİNİN OLMASI GEREK”

Günümüz toplumunda yetimlere karşı hassasiyet oluşması için neler yapılmalı sizce?

Doğrusu her ailenin en az bir yetiminin olması gerektiğini düşünüyorum. Bin türlü ihtiyaç(!) ve iş için her ay hatta her gün belli bir bütçe ayırabiliyoruz da söz konusu yetimler/muhtaçlar olunca neden duyarsız kalalım/kalıyoruz ki?

Öte yandan çocuklarımızda da yetim algısını oluşturmalıyız. Onlara kendi arkadaş gruplarıyla, sınıflarında neler yapılabileceği konusunda yol gösterici olmalıyız. Dahası çevremizi, komşularımızı yetimler konusunda bilinçlendirmeli; onların da bir yetime sponsor/destekleyici olmasını sağlamalıyız. Örneğin bina komşularımla ayrıca bir yetime sponsoruz…

Resulallah Efendimiz (SAV), zaman zaman ashabına sorardı; “Bugün bir yetim başı okşayan var mı?” diye. Ve devamla şöyle buyururlardı:

“Sırf Allah rızası için başı okşanan yetimin her teli için sevap vardır.”

Sahabeden Abdullah bin Ömer (RA), sofrasında bir yetim bulunmadan yemek yemezdi. Dinimizin de büyük önem verdiği, yetim konusundaki çalışmalar göz ardı edilmemeli ve en yakın zamanda bu çalışmalara başlanmalı ya da mevcut çalışmalara her türlü destek sağlanmalıdır.

“ANNE, BABA NE DEMEKTİR? BABA NASIL OLUNUR?”

Bizimle paylaşmak istediğiniz anılarınız var mı peki?

Evet, var aslında. Eşimle beraber, çocuklarımızın da birer yetim kardeşi olması gerektiği kararını aldığımız dönemlerdi. Bu karardan sonra bizzat kendim sponsorluk işlemini yapmaya gittim sonrasında eve döndüm. Eşim işten eve döndüğünde yetimleri eve getirdiğimi zannederek onların nerde olduğunu sordu. Ben de gülerek yetimler için sadece maddi yardımda bulunacağımızı, onların ailelerinin yanında olacaklarını söyledim. Güzel bir anıydı…

Diğer bir anımı da sizlerle paylaşmak istiyorum. Komşumla beraber bir arkadaşımızı ziyaret etmeye evlerine gitmiştik. Gittiğimiz evin babası gelince içeriden çocuk ‘baba’ diyerek kapıyı koştu ve muhtemelen babasının boynuna sarıldı. Sesleri ve koşuşturmayı duyan komşumun çocuğu da annesine dönerek ‘Anne, baba ne demektir? Baba nasıl olunur?’ diye sorunca o kadar duygulandım ki, o anı unutamıyorum…

Son olarak ne söylemek istersiniz?

Ne olur, yetimin sevgiye, ilgi ve alakaya ihtiyaç duyduğunu unutmayalım. Peygamberimiz Hz. Muhammed (SAV), yetimleri koruması altına alana cennet müjdesini vermiştir:

“Kim Müslümanların arasında bulunan bir yetimi alarak, onu yedirip içirmek üzere evine götürürse, affedilmeyecek bir günah (şirk) işlemediği taktirde, yüce Allah onu mutlaka cennete koyar.” (Tirmizi)

Vakit ayırdığınız için çok teşekkür ederim. Rabbimiz muvaffakiyetler versin…

Ben teşekkür ederim. Allah’a emanet olunuz.

Gülbahar Hanım, Hatice Hanımın belirtiklerini duydunuz. Sizinle de farklı bir takım yönleri konuşmak istiyorum. Ama öncesinde sizi de okurlarımıza tanıtalım isterseniz. Kısaca tanıtır mısınız kendinizi?

Bismillahirrahmanırrahim. Ben Mardinliyim. Şu an İstanbul’da ikamet ediyorum. Evli ve 4 çocuk annesiyim. Çeşitli okullarda Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi, Arapça öğretmenliği yaptım. Şimdi de Arapça öğretmenliği yapmaktayım…

“İMANIN EN ÖNEMLİ GÖSTERGESİ İNFAK ETMEKTİR”

Siz nasıl karar verdiniz kahvaltı programına? Nerden esti, deriz ya…

Kardeşlikten, uhuvvet bağından esti elhamdülillah…

Bizler Müslüman olarak bizleri yaratana karşı sorumlu olduğumuz gibi Müslüman kardeşlerimize karşı da sorumluluklarımız var. Bir Müslümanın imanının en önemli göstergesi Allah (CC) rızası için infak etmektir. Daha öncelerinde infak eder ve ihtiyaç sahiplerine yardımda bulunurduk. Ancak bunu sistemli bir çalışma haline getirmek; 6-8 Ekim olaylarında Kurban Bayramı’nda Yasin Börü ve arkadaşlarının Diyarbakır’daki ihtiyaç sahiplerine kurban eti dağıtırken şehit olmaları ile başladı…

Kardeşlerimiz inançları uğruna canlarını feda etmelerine karşı bizler de geride bıraktıkları çocuklarına sahip çıkmak için Sefaköy Hayıreli Derneği Kadın Kolları Gönüllüleri olarak ayda bir kahvaltı düzenlemeye karar verdik. Biz Cumartesi günleri yapmayı uygun gördük… O gün için önceden belirlenip bölüştürülen ikramlıkları gönüllü kardeşlerimiz ile bir sofrada toplayıp, herkesin gönlünden kopan bir miktar infak ile ilk olarak dört (4) yetim çocuğumuza sahip çıktık. Kısa bir süre sonra altı (6) yetim, derken şuan Allah’a şükürler olsun on (10) yetim çocuğumuza sahip çıkıyoruz.
  
Genel olarak toplumda ‘ben ancak kendime yetiyorum’ algısı var malumunuz. Hal böyleyken infak hususunda duyarlılık nasıl oluşturabilir, sizce?

Bizler mükâfat olarak Allah ve Resulü’nün rızasını umuyoruz ki; Hz. Ali’nin ihtiyacı olmasına rağmen infak etmesi üzerine Dehr Suresi 8-10 ayeti kerimeleri nazil olur.

“Onlar kendi canı çekmesine rağmen yemeği yoksula, yetime ve esire yedirirler. Biz sizi Allah rızası için doyuruyoruz; sizden ne bir karşılık ne de bir teşekkür bekliyoruz. Biz çetin ve belalı bir günde Rabbimizden, O’nun azabına uğramaktan korkarız.”

Bu ayetlerde belirtildiği üzere ihtiyaç sahibi olsak bile miktarına bakmadan Allah yolunda infak etmeli; yetim çocuklara sahip çıkmalıyız. Allah Resulü’nün şu hadisi ise bu çalışmanın ne kadar önemli olduğunu gözlerimizin önüne serer niteliktedir:

“Kendi yetimini ve başkasına ait bir yetimi himaye eden kimseyle ben, cennette şöyle yan yana bulunacağız (mübarek orta ve işaret parmağını birleştirir).” (Müslim, Zühd 42)

İnancımız gereği geride kalan yetim çocuklara sahip çıkmalıyız ki; Allah ve Resulü’nün rızasına ulaşalım.

Peki, bu gibi çalışmalar ne kattı size?

Yetim çalışması ile Müslümanlar olarak duyarlı olmayı öğrendik, mallarımızdan infak ederek imanımızın ispatını gerçekleştirdik. Ayrıca bu kardeşlik sofrasının etrafında bütünleşerek samimiyetimiz daha da arttı elhamdülillah.

Bu kahvaltılarımız sayesinde sosyal dayanışma bilincini sistemli bir hale getirdiğimizi de belirtmeliyim…
 
“YETİMLERİMİZE AYRI BİR YER AÇMALIYIZ”

Bu vesileyle okurlarımıza neler tavsiye edersiniz?

Müslümanların gündem ve önceliklerinin neredeyse tamamen değiştiği günümüzde öncelikli görevlerimizi unutmamalıyız. Hayatımızı Kur’an ve sünnet çerçevesinde yeniden düzenlemek zorundayız. Özellikle böyle bir çalışma yapma imkânı olan, yapmayı düşünen kardeşlerimiz, hiç zaman kaybetmeden başlamalılar. Bir ya da iki yetim çocuğa sahip çıkabiliriz. Önemli olan rahmet ile çoğalan bu infak çalışmasında bir damla da bizim katkımızın olmasıdır.

Bizler yetim bir peygamberin ümmeti olarak, yetimlerimize ayrı bir yer açmalıyız. Öyle ki her evin en az bir yetim çocuğu olmalıdır. Bu çalışma için acele etmeli ve daha fazla geç kalmamalıyız. Allah (CC), bu çalışmada devam etmeyi ve hayırlarımızı arttırmayı nasip etsin.

“YETİM ÇOCUKLARA YAPTIĞIM YARDIM İLE ALLAH ÇOCUKLARIMI KORUYOR”

Âmin… Hatice Hanıma sordum. Muhtemelen sizin de anılarınız olmuştur. Bizimle paylaşır mısınız?

Elbette. Benim daha ziyade kahvaltı eksenli birkaç anım oldu. Ayda bir yaptığımız yetim kahvaltı etkinliği çok anlamlı geçiyor ki; bazı sahneleri sizinle paylaşmak istiyorum.

Gönüllü bayan kardeşlerimiz kahvaltıdan sonra katkıda bulunacağı miktarı vermek için infak yarışına girerken bir de arada küçük bir çocuk belirdi, minicik avuçlarını açtı ve topladığı beş lirasını bana uzattı. “Ben de bunu yetim kardeşime vermek istiyorum” dedi. O kadar duygulandım ki! Öte yandan bu bilincin, çocuklarımız tarafından da anlaşılması beni çok sevindirdi.

Bir başka anım da yine miniklerle ilgili… Dernek gönüllülerimizden bir kardeşimizin minik çocuğu yanıma yaklaştı ve “Hocam yetim kahvaltısı ne zaman? Ben tüm harçlığımı topladım. Tam beş lira vermek istiyorum” dedi. Ellerini tuttum “Aferin oğlum, haftaya kahvaltımız var getirirsin paranı” dedim.

Allah’a şükürler olsun. Yetim çocuklarımıza sahip çıkan şuurlu bayan kardeşlerimiz olduğu kadar bu bilince sahip çocuklarımız da var. Rabbim bu şuurun artmasını ve bu söyleşiyi okuyan her kardeşimizin de bu tarz bir çalışmaya öyle ya da böyle dâhil olmasını nasip etsin.

Bu kahvaltıda katkıda bulunan kardeşlerimizden birisinin paylaştığı bir anektodu da belirtmek isterim. Aynen şöyle diyordu:

“Çocuklarım çok sık rahatsızlanırdı. Hemen her ay hasta oluyorlardı. Doktora götürünce ilaç, muayene ücreti derken maddi-manevi çok mağdur olurdum. Ancak yetim kahvaltısına katıldığımdan beri Allah’a şükürler olsun ki; çocuklarım hastalanmıyorlar. İnanıyorum ki; yetim çocuklara yaptığım yardım ile Allah benim çocuklarımı koruyor.”

Evet, şuna inanmalıyız ki yapacağımız infaklar ile Allah (CC) dünya ve ahirette bizleri koruyacaktır.

Rabbimiz adımlarınızı hayır üzere sabit kılsın. Vakit ayırdığınız için size de çok teşekkür ederim.

Ben teşekkür ederim. Bana bu hayırlı çalışmayı duyurma imkânı verdiğiniz için Allah (CC) sizlerden razı olsun.

Röportaj: Elif Yüksek / Nisanur Dergisi - Şubat 2016 (51. Sayı)
 
18-02-2016 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.