Hicri Yılbaşı Ve Muharrem Üzerine

Fahriye Genç
Dünya`da geçerli olan iki çeşit takvim vardır, birisi Miladi takvim (Hz. İsa AS`nın doğumu) diğeri ise Hicri takvim (Müslümanların Mekke`den Medine`ye hicreti)dir. Miladi takvimine göre yılbaşı 1 Ocak`tır. Hicri takvim`e göre ise yılbaşı 1 Muharrem`de başlar.
El-Vedud (İyi kullarını seven, rızasına erdiren ve sevilmeye layık olan) Allah`ın adıyla…

Dünya`da geçerli olan iki çeşit takvim vardır, birisi Miladi takvim (Hz. İsa AS`nın doğumu) diğeri ise Hicri takvim (Müslümanların Mekke`den Medine`ye hicreti)dir. Miladi takvimine göre yılbaşı 1 Ocak`tır. Hicri takvim`e göre ise yılbaşı 1 Muharrem`de başlar.

Bu yıl Hicri yılbaşı yani Kameri olarak 1 Muharrem 1439, miladi olarak 21 Eylül 2017 perşembe gününe denk gelmektedir. Muharrem ayının en önemli günü olan 10 Muharrem Aşure günü de 30 Eylül 2017 Cumartesi gününe denk gelmektedir.

Hicretin resmen takvim başlangıcı sayılması, Hz. Ömer (RA) zamanında gerçekleşmiştir. Hicrî senenin kabulünden beri asırlardır İslâm âleminde 1 Muharrem sene başı olarak kabul edilmiştir.
Hıristiyanlığın aslında bulunmayan, fakat sonradan kabul edilen “yılbaşı günü” biz Müslümanlara değil, onlara ait özel bir gündür...


Neden Hicret?

Hz. Ömer (RA) devrinde Müslümanlar için bir takvim tespit ederken, daha birçok önemli olay arasından Peygamber Efendimiz (SAV)’in Mekke’den Medine’ye hicret ettiği tarihi esas almaları çok büyük bir önem arz etmektedir.

Diğer taraftan hicret, İslâm inkılâbının bir dönüm noktası olmuştur. Hicrete kadar geçen dönem zulüm ve işkence altında yaşanan eşi görülmemiş bir sabır ve metanet devresidir. Hicret, bu sabır ve metanetin İslâm`ın kutsal değerlerine olumsuz etkilerden başka bir şey getirmeyeceğinin anlaşılmasını sağlamış; Allah (CC)`ın izniyle gerçekleşmiştir... Böylece hicret basit bir göç hadisesi değil, İslâm`a ve Müslümanlara nefes aldırma ve İslam`ı daha geniş kitlelere yayma amacından kaynaklanmaktadır.

Gerçekten hicretle hem Müslümanların hayatları kurtulmuş, hem de şahıslarında İslâmiyet kurtulmuştur. Yeni bir çevrede, yeni bir dostluk ve kardeşlik muhitinde yeni müminlerle kısa zamanda güçlenme imkânına kavuşmuştur.

Bunun içindir ki Peygamber Efendimiz (SAV), hicretin sadece Mekke’den Medine’ye göç eden müminlere bağlı bir fazilet olarak kalmaması, daha sonraki insanların da bundan nasiplenmesi için ‘hicret’i önemli bir İslâmî kavram olarak değerlendirmiştir. Bu bağlamda “Gerçek muhacir, Allah’ın yasakladığı şeylerden kaçınan, onları terk eden kimsedir.”(Buhari) hadisi bunu göstermektedir.


Bir seferinde hicretin en faziletlisinin hangisi olduğu sorulduğunda, Resulullah Efendimiz (SAV)`in verdiği cevap şu olmuştur:

“Rabbimin hoşlanmadığı şeyleri terk etmendir.”(Müsned)


Görüldüğü gibi Hicret mü’minlerin hayatında sadece belli bir tarih olayı olarak kalmamış, bir irşad kavramı olarak da varlığını devam ettirmiştir. Şu hadis-i şerif bu gerçeği çok daha açık ifade etmektedir:


“Mekke fethinden sonra hicret yoktur, ancak aynı derecede sevap olan cihad ve iyi niyet var. Cihada çağrıldığınız zaman severek koşun.”(Müslim)

Bu sebepledir ki, ashab tarih tespitinde “hicret” üzerinde görüş birliği içindedirler. Müslümanlar o günden bu güne yılbaşını bu eşsiz olaya dayandırarak gelmişlerdir.

İşte bu mühim günü içerisinde bulunduran ay olan Muharrem; hürmet edilen anlamındadır. Bu ay, Hz. Peygamber (SAV) tarafından "Şehrullahi’l-Muharrem” yani; “Allah`ın ayı” olarak nitelendirilmiştir.(Müslim-Ebu Davud-Tirmizi)

Kameri aylardan Muharremin onuncu günü “Aşure Günü”dür. Bu gün oruç tutmak sünnettir. (Serahsi) Resulullah (SAV) aşure gününde oruç tutmuş ve oruç tutmayı tavsiye etmiştir. (Buhari) Resulullah (SAV) başka bir hadisinde şöyle buyurmuştur:

“Ramazandan sonra en faziletli oruç, Allah`ın ayı olan Muharremde tutulan oruçtur. Farz namazlardan sonra en faziletli namaz da gece namazıdır.”(Müslim-Ebu Davud-Tirmizi)

Hz. Peygamber (SAV) Medine`ye gelince, Yahudilerin aşure gününde oruç tuttuklarını görmüş ve “Bu gün niçin oruç tutuyorsunuz?”diye sormuştu. “Bu, hayırlı bir gündür. Allah, o günde Beni İsrail`i düşmanlarından kurtardı. (Şükür olarak) Hz. Musa o gün oruç tuttu” dediler. Resulullah da (SAV) “Ben Musa`ya sizden daha layığım (yakınım)” buyurup o gün oruç tuttu ve Müslümanlara da tutmalarını emretti.

Ancak, Hz. Peygamber (SAV)`in Yahudilere muhalefet için ertesi sene Aşure orucunu Muharremin dokuzuncu günü de tutacağını söylemesi (Ebu Davud) bu orucun Muharrem ayının dokuzuncu ve
onuncu veya onuncu ve on birinci günlerinde tutulmasının daha doğru olacağına işaret etmektedir.

Biz müminlere düşen bu önemli ve mübarek zaman dilimlerini en iyi şekilde değerlendirmek ve kendi değerlerimize sahip çıkmaktır.

Unutulmamalıdır ki; değer boşluk kabul etmez, biz kendi değerlerimizi tespit edip yerleştirip yaşamaz isek bizden olmayan -yılbaşı gibi batılı- unsurların o boşlukları doldurmaları kaçınılmazdır.

Bize ait, bizden olana sahip çıkma şuuruna ermek duası ile…

Fahriye Genç | Nisanurdergisi | Eylül 2017 | 70. Sayı
 


 
10-09-2017 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.