İhya Ayı

Rümeysa Sülün
İdrak etmekte olduğumuz mübarek Ramazan ayında davetçiler olarak klasiklikten çıkıp önceki zamanlarda yaptığımız çalışmalara yenilik katıp farklı bir şekilde Ramazan’ı geçirme planı yapmalıyız. Her birimiz davetçi olarak mesuliyetlerimizi hatırlamalı, kendi nefisimizin tezkiyesi adına bu ayda yapılabilecek yenilikler düşünmeliyiz.
Bismi hu…

İdrak etmekte olduğumuz mübarek Ramazan ayında davetçiler olarak klasiklikten çıkıp önceki zamanlarda yaptığımız çalışmalara yenilik katıp farklı bir şekilde Ramazan’ı geçirme planı yapmalıyız. Her birimiz davetçi olarak mesuliyetlerimizi hatırlamalı, kendi nefisimizin tezkiyesi adına bu ayda yapılabilecek yenilikler düşünmeliyiz.

Her yıl sadece çevremizdeki insanlarla mukabele yaparken bu yıl farklı olarak ne yapabiliriz?

Ramazanı daha feyizli, daha heyecanlı ve bereketli nasıl geçirebiliriz?


Davetçi; aynı insanlara, gruplara, halkalara her yıl bahsedilen orucu bozan şeyler veya yapılmasından kaçınılması gereken meseleleri anlatma işine girip, işin en kolay kısmına kaçmamalı, insanların ilim seviyesini üst seviyeye taşıma derdinde olmalıdır. İnsanlar ilim meclislerine geldikleri zaman her yıl aynı metotla geçirilen mukabeleden ziyade, Ramazan’ın feyzini daha çok anlamaya ve uygulamaya çalışan bir meclis ve davetçiyle karşılaşmalı…

Davetçi; Ramazanda sabaha kadar oturup, öğlene kadar da yatarak, sonrasında gün boyu iftar ikramları hazırlamakla geçirmemeli zamanını.

İlim halkalarında ve Kur`an meclislerinde geçirmeli. Takati yok ise hiç bir şey yapamayacak durumda olsa dahi dinleyen taraf olmalı.

Nefsini açlıkla, susuzlukla dizginleyen Müslüman, vakti boş geçirerek, saatleri dakikaları sayarak geçirmemeli; insanların Kur’an okumak için mukabele halkası aradığı vakitte gerek evini açarak gerek açılan evlere okuyucu ya da takipçi olarak iştirak etmeli. İnsanların Allah`a ve Kur’an’a yaklaştığı Ramazanı fırsat bilerek, o halkanın ihtiyacına ve isteğine göre gerek nefis terbiyesi adına gerek Ramazanı daha faydalı geçirme adına on beş-yirmi dakikalık bir sohbet vermeli; buna çalışarak ihtimam göstererek gitmelidir.

Davetçi; mukabeleye gelen annelerin çocuklarını davet edip Kur’an öğretme yoluna girmelidir. Tecvit kurallarını öğretmeli, bunları bilen çocuklara/gençlere sahabe hayatlarını anlatmalı, hadis dersi yapmalı, peygamberlerin hayatlarını ve bu hayatlardan, anlattığı konulardan ibret ve öğütler üzerinde durmalıdır. Kardeşlik gibi temel mevzular üzerinde durup, araştırarak gidip, araştırma ödevleri vermek için bir yöntem belirlemelidir.

Hepimiz biliyoruz ki; yaz tatili ve Ramazan, çocuklara dini eğitim vermek için çok büyük fırsatlardan biridir. Davetçi sohbetine veya dersine hazırlanırken iyi hazırlanmalı; insanlara sahih bilgiler vermeli ve her dersin usulünü bilmelidir. Her sohbet anlatan kişi usulü bilme derdinde olmayabilir fakat davetçi işini kaliteli ve talep edilir hale getirmek istiyorsa bilmelidir. Şer`i ilimleri bilmek her Müslümanın üzerine farz olduğu gibi, davetçi; gençken ilme açılan kapılara ön okumalar yaparak ulaşma amacında olmalıdır.

Davetçi; en azından kendisi için “bu Ramazan’da yapılması/okunması gerekenler” diye bir liste oluşturmalı. Sürekli anlattığı hadisi şerif dersi için hadis usulü okuması yapmalı, surelerin ne manalara geldiğini öğrenmek için başvurduğu tefsir kitaplarını tam olarak anlamak için başlangıç olarak tefsir usulü kitabı okumalıdır. Akaid ve bir üst seviye olarak dersini alacağı bir yer varsa kelam dersi almalıdır. (Ufkunu ve düşüncesine daha olgun bir yön vermesi için risale okumaları gibi okumalar yapabilir.)

Dediğimiz gibi davetçi olarak, Ramazan’a fırsat ayı olarak bakmalı; hem ilimde hem de yaşayış ve faaliyet noktasında gelişmeler ve güzel sonuçlar elde etmek için uğraşmalıyız.

Bahsettiğimiz kitap ve derslerde kendisini geliştiren davetçi ise bir üst basamağa çıkma derdinde olmalı ve sahih hadis okuma ve tefsir okuma bölümüne geçmeli. Risale okumuşluğu olan kişi ise onu anlatarak, usulünü daha iyiye taşıma derdinde olmalı. Hitabetinin iyi olamadığını düşünen kardeşler bu konuda eğitim alabilecek müsait ortam aramalı; eğer imkânı yok ise kitaplardan bolca istifade etmelidir. Hitabetinin ve anlatış tarzının ve seviyesinin daha ileriye gitmesini isteyen, çekingenliğini atmak isteyen kardeşler bol bol meclislerdeki ortamları fırsat bilip on dakika da olsa bir şeyler anlatarak seviyesini yükselmek için fırsatları değerlendirmeli.

Öğrenci olup memleketlerine-ailelerinin yanına dönen kardeşlerimiz, davetçi kimliklerini unutmamalı; çevresinde bulunan insanlarla tatili değerlendirerek ilim halkası kurmalı.
Çocuk/genç grupları oluşturup bildiği/okuduğu konuları planlı bir şekilde anlatarak, konuların hem kendisinde daha iyi oturması için, hem çocuklar ve gençlere hakikatleri anlatmak için çabalamalıdır. Eğer ilminin tam olarak anlatacak kadar iyi olmadığını düşünüyorsa; okumalara başlamalı ve okuduklarını zaman kaybetmeden suffa ehli gibi anlatma derdinde olmalı. Velev ki bu konu sadece, `Allah`a imanın gerekliliği` konusu olsa dahi anlatmaktan geri durmamalı.

Öğrenci kardeşler, bölümlerinin ilahiyat olmadığını söyleyerek kenara çekilme gibi bir lükse sahip değillerdir. Veya “medresede/okulda zaten çok yoğunduk biraz dinlenelim, tatil yapalım” gibi bir düşünceye kapılmamalıdırlar. Bölümlerimiz her ne olursa olsun, yılımızı her ne kadar yoğun geçirmiş olsak da okumaktan, ilim almaktan ve anlatmaktan mesulüz.

Rabbim hakkıyla ilim almayı/vermeyi, mübarek Ramazan’ı ve bayramı en güzel şekilde geçirme çabasında olanlardan ve rızası için çalışma aşkıyla yananlardan eylesin. (Âmin)

Rumeysa Sülün / Nisanur Dergisi – Haziran 2016 (55. Sayı)
 
23-06-2016 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.