İnsan Niye Yalan Konuşur?

Nevin Yapıcıoğlu
Yalan konuşmanın birçok sebebi vardır. Bunlardan biri de yalanı insanların baskısından, hedefi olmaktan veya daha başka zararlardan kurtulmak için bir kurtuluş kapısı olarak görmektir. Bütün sebeplerin dizgininin ve dolayısıyla zararın da faydanın da Allah`ın elinde olduğunu bilmemek veya unutmak insanı bu yanlışa götürür.
Yalan konuşmanın birçok sebebi vardır. Bunlardan biri de yalanı insanların baskısından, hedefi olmaktan veya daha başka zararlardan kurtulmak için bir kurtuluş kapısı olarak görmektir. Bütün sebeplerin dizgininin ve dolayısıyla zararın da faydanın da Allah`ın elinde olduğunu bilmemek veya unutmak insanı bu yanlışa götürür. 
 
"Yalanda hayır, iyilik yoktur."(1)Nasıl hayır olsun ki? Özü itibari ile olmayan bir şeyin üzerine bina edilen her şey yıkılmaya mahkûmdur.
 
Diğer şerler gibi yalan da temelde yok hükmündedir. Gerçekliği olmayan, aslı olmayan fakat cezası olan faydasız sözlerdir. Temelinde yalan olan her şey çökmeye mahkûmdur. Yalanla elde edilen bir şeye "fayda" demek ise ancak, büyük fotoğrafı görmemek yani dünyevi ve uhrevi neticelerini bilmemekle mümkün olur.
 
ZARAR GÖRMEMEK İÇİN YALAN KONUŞUR!
 
Seyyid Abdulkadir-i Geylani`nin (Kuddusesırruhu) çocuk yaşta gösterdiği dürüstlüğün neticesi buna bir delildir. İlim öğrenmek için Bağdat`a giden Seyyid`in yolunu eşkıya keser ve onda bir şey olup olmadığını sorarlar. O da kırk altınının olduğu cevabını verir. Eşkıyanın reisi bu cevaba çok şaşırır ve doğru söylemesinin nedenini ondan sorar. O da "Annem ne olursa olsun yalan söylemememi tembih etti. Doğruluktan ayrılmayacağıma söz verdim. Verdiğim sözde durmam lazım" der. Bu cevaptan etkilenen reis ve arkadaşları tevbe ederler.
 
Eşkıyaların hidayeti, dürüstlüğün kerametine bir örnektir. Öyle ki hem Geylani`nin altınlarının muhafazasını, hem o eşkıyaların hidayetini ve daha nice hidayetleri netice veren bir keramet. Nuru asırları aşıp, yol gösteren bir keramet.
 
Seyyid Abdulkadir-i Geylani`ye "Bu işe başladığınızda, bu yola adım attığınızda temeli ne üzerine attınız? Hangi ameli esas aldınız da böyle yüksek dereceye ulaştınız?" diye sormuşlar ve şu cevabı almışlar; "Temeli sıdk ve doğruluk üzerine attım. Asla yalan söylemedim. Yalanı kâğıda bile yazmadım ve hiç yalan düşünmedim. İçim ile dışımı bir yaptım. Bunun için işlerim hep rast gitti."
 
Şimdi sormak lazım zarar görmemek için yalan söyleyenlere; Geylani Hazretleri eşkıyalara doğru söylememiş olsaydı bu kazandıklarından daha mı çok şey kazanacaktı?
 
İNSANLARIN TEVECCÜHÜNÜ KAZANMAK İÇİN YALAN KONUŞUR!
 
İnsanların nazarlarını, sevgisini, teveccühünü kazanmak için yalan söyleyenler, Allah`ın teveccühünü küçük gören cahillerdir. Uzağı görmeyen nefsin emri ile atılan bu yalanlar er ya da geç ortaya çıkar ve onları rezil ve rüsvay eder. Toplumda bir yer edinmek için yalan atan bu insanlar maksatlarının tersi ile ceza görürler. Lokman Hekim`in oğluna şu tavsiyesi bu gibi insanlara bir ikaz niteliğindedir. "Ey oğlum! Yalandan çok sakın! Çünkü yalan dinini bozar ve insanlar yanında mürüvvetini azaltır. Bununla hayânı, değerini ve makamını kaybedersin."
 
HATASINI ÖRTMEK İÇİN YALAN KONUŞUR!
 
Enaniyet asrının fitnesinden etkilenmiş olan günümüz insanı nefsini yüksek yerlere koymuş, ona dokunulmazlık zırhı giydirmiştir. Nefsini temize çıkarmak için, hatalarının üstünü yalanlarla örtmeye çalışıp durur. Fakat önüne geçilemeyen hakikat ortaya çıkınca hem hatası bilinir hem de yalancı damgası yer. Yani çifte zarar görür. Bunun gibi yolunu şaşırmış Müslümanlar, Efendimiz (SAV)`in yıldızlarını takip etmeliler. Kendi kusurlarını rahatlıkla itiraf eden sahabeyi.
 
NEFSİNİ MEMNUN ETMEK İÇİN YALAN KONUŞUR!
 
Yaratılış gayesini unutmuş, dünya hayatını kendine hedef olarak seçmiş olan insanlar için din, örf ve izzet-i nefis gibi kavramlar hiçbir şey ifade etmez. Nefsinin hevasını tatmin için gayri meşru vasıtalara rahatlıkla başvuran bu insanlar için yalan neredeyse kaçınılmazdır. İktisat, nasip, kanaat, sabır ve tevekkül onlar için hiç bir şey ifade etmez. İstediklerini elde etmek için yalan dâhil çok şeyi yaparlar ve belki bir süre başarılı da olurlar.
 
Bu gibi insanların arasında yaşayan Müslüman birey, kitle psikolojisinin oluşturduğu bu kötü baskıya karşı direnç göstermelidir. Gücün, faydanın gerçek sahibine sığınarak gerçek özgüvenin yakalanacağını bilmelidir. Her durumu bir imtihan sorusu olarak bilip gerçek kazancın dürüstlük şıkkını işaretlemede olduğunu unutmamalıdır.
 
1-ibn-i Hazm
 
Nevin Yapıcıoğlu | Nisanur Dergisi | Ağustos 2017 | 69. Sayı
 


 
05-08-2017 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.