İnsanoğlunun En Kıymetli Hazinesi

Zehra Yüksek
Zaman, insanoğlunun en büyük sermayesi ve en kıymetli hazinesidir. Dünya ve ahiret huzurunu sağlayacak kazançlar, fırsatlar ve imkânlar hep zamanla mümkündür.
Zaman, insanoğlunun en büyük sermayesi ve en kıymetli hazinesidir. Dünya ve ahiret huzurunu sağlayacak kazançlar, fırsatlar ve imkânlar hep zamanla mümkündür.

Müslüman tek bir anı bile boş bir işle oyalanarak, boş sözlere dalarak geçirmenin büyük bir kayıp olacağının farkında olmalıdır. Dolayısıyla yaptığı her işte, geçirdiği her saat ve her dakikada Allah’ın rızasını kazanmayı hedeflemelidir.

Bu imtihan dünyasında çabucak geçen ömür dediğimiz sayılı günleri nasıl geçirdiğimize; mesela televizyon karşısında, internet ve telefon başında kaç saat harcadığımıza, lüzumsuz konuşmalara ne kadar daldığımıza, yemeğimize, çayımıza, gezmemize vs. ne kadar vakit ayırdığımıza bir bakalım! Günümüzün kaç saatini dünya için ve kaç saatini hayır, iyilik, güzellik; insanların hidayeti ve kurtuluşu için ayırdığımızı anlamak için kendi kendimize bir hesap yapalım…

Sözler Risalesi’nde geçtiği üzere Üstad Bediüzzaman insan hayatında 24 saatlik bir günün 23 saatinin fâni ve muvakkat dünya işleri için kullanılmasına rağmen tek bir saatinin bile ebedî bir âleme hazırlık maksadıyla kullanılmamasının büyük bir bedbahtlık olduğunu belirtmektedir. Ve bunu padişahın verdiği yirmi dört altının hepsini gereksiz yere harcayıp da saraya ulaşamayan akılsız bir yolcu örneğiyle gayet veciz bir şekilde izah ediyor:

“Bir zaman, bir büyük hâkim, iki hizmetkârını, her birisine yirmi dört altın verip, iki ay uzaklıkta has ve güzel bir çiftliğine ikamet etmek için gönderiyor. Ve onlara emreder ki: ‘Şu para ile yol ve bilet masrafı yapınız. Hem oradaki meskeninize lâzım bazı şeyleri mübâyaa ediniz. Bir günlük mesafede bir istasyon vardır. Hem araba, hem gemi, hem şimendifer, hem tayyare bulunur. Sermayeye göre binilir.’

İki hizmetkâr, ders aldıktan sonra giderler. Birisi bahtiyar idi ki, istasyona kadar bir parça para masraf eder. Fakat o masraf içinde, efendisinin hoşuna gidecek öyle güzel bir ticaret elde eder ki, sermayesi birden bine çıkar.

Öteki hizmetkâr bedbaht, serseri olduğundan, istasyona kadar yirmi üç altınını sarf eder. Kumara mumara verip zayi eder. Bir tek altını kalır. Arkadaşı ona der: ‘Yahu, şu liranı bir bilete ver, ta bu uzun yolda yayan ve aç kalmayasın. Hem bizim efendimiz kerimdir; belki merhamet eder, ettiğin kusuru affeder. Seni de tayyareye bindirirler; bir günde mahall-i ikametimize gideriz. Yoksa iki aylık bir çölde aç, yayan, yalnız gitmeye mecbur olursun.’

Acaba şu adam inat edip, o tek lirasını bir define anahtarı hükmünde olan bir bilete vermeyip muvakkat bir lezzet için sefahate sarf etse, gayet akılsız, zararlı, bedbaht olduğunu en akılsız adam dahi anlamaz mı?”

Evet, bir günümüz yirmi dört altın değerinde bir servettir onu verimli kullanmak! Allah-u Teâlâ’nın bize çizdiği plan doğrultusunda değerlendirmek ise en kazançlı yoldur ve her daim karşımıza güzel ödüller çıkarır. Aksi taktirde zamanımızı rasgele harcarsak bize büyük bir ceza olur.

Başka bir yerde de Üstad, ömrü veya zamanı ağaca, gece ve gündüzü de o ağacın kökünü kemiren iki fareye benzetmektedir. Durmadan, duraklamadan kesmeye devam ediyorlar. Ta ki bitene kadar, demektedir.

Kaldı ki boş vakit, gençlik, sıhhat, zenginlik ve hayat gibi değerli şeylerin kıymetini bilmek, hayırda kullanmak ve istifade etmek, akıllı insanların yapacağı şeylerdir. İslâm büyükleri, Efendimizin (SAV) bu husustaki hassasiyetini örnek alarak zamanlarını tanzim ve değerlendirme hususunda öyle davranışlar geliştirmişlerdir ki; ibret almamak mümkün değildir.

Fahreddin er-Razi, okumaya ara vermemek için yemekle beraber de okuma yapmış ender bir şahsiyettir. Onun binek sırtında iken bile öğrencilerine ders anlattığı rivayet edilir.

İbn Teymiye, okumaya başlamadan evvel uykusuna mâni olmak maksadıyla saçlarını çiviyle duvara bağlayacak kadar hassas ve titiz bir âlimdir ki; ilminin çoğunu bu yöntemle uykusundan feragat ederek kazanmıştır.

Doğrusu insan, boşa harcadığı zamanları bir araya getirse, hayretler içerisinde zamanını nasıl boşa harcadığını anlar. Zaman konusunda insanın bilinçsizliğini İmam Şafii şöyle dile getirir:

“Zamana kusur buluruz, oysa zaman konuşacak olsa utanırız.”

Evet, Allah için bir ömür koşturacağız. İslâm bizden Allah için sürekli bir cehd ü gayret istemektedir. Varlığımızı, zamanımızı imkânlarımızı Allah’a kullukta kullanarak değerlendirmeye çalışacağız. Unutmayalım ki, hayatımızda kaybettiğimiz birçok şeyi geri getirebiliriz. Fakat boşa geçirdiğimiz zamanı asla geri getiremeyiz.

O halde mü’min, elindeki işi bitince; “Boş kaldın mı hemen başka bir işe koyul” (İnşirah / 7) sırrı gereğince yeni bir iş veya ibadetin başlama zamanı geldiğini bilmelidir.

Selam ve dua ile…

Zehra Yüksek / Nisanur Dergisi - Nisan 2016 (53. Sayı)
 
19-04-2016 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.