Kadına Bahşedilmiş İlahi Lütuflar

Hacer Sara Arslan
Ne çok yazıldı, çizildi... Ne çok söylendi... Gündemden hiç düşmedi "kadın". Hakaret edildi, kullanıldı, planlar yapıldı... Kimi taraf alenen sövdü, aşağıladı. Kimi taraf yücelttiğini sandı, aşağıladı. Hiç bir durumda da anlaşılamadı kadın. Ya da anlaşıldı da onun gücünün farkına vardılar ve yapılanlar yapıldı...
Ne çok yazıldı, çizildi... Ne çok söylendi... Gündemden hiç düşmedi "kadın". Hakaret edildi, kullanıldı, planlar yapıldı... Kimi taraf alenen sövdü, aşağıladı. Kimi taraf yücelttiğini sandı, aşağıladı. Hiç bir durumda da anlaşılamadı kadın. Ya da anlaşıldı da onun gücünün farkına vardılar ve yapılanlar yapıldı...

İşin garip tarafı kadını değersiz gibi gören/gösteren bu zümre; lafı döndürüp dolaştırıp İslam`a bağladı. Görmek istediği yerden gördü ve vurdukça vurdu. Hakikati bilmelerine rağmen insaf sınırlarını aştı ve yüce kitabımızdan deliller sundu... Kendisi, eşi, evlatları için fazlasıyla fedakâr olan ve yıpranan kadın, bu söylemlerle daha da yıpratılmaya çalışıldı...

Dergimiz okuyucularının büyük kısmını "kadın"lar oluşturuyor. Ve bir kadın olarak sizleri, bunların hepsini bir kenara atarak, aslında ne ulvi lütuflara mazhar olduğumuzu anlamaya davet ediyorum!

Rabbimiz tarafından öyle güzel özelliklerle donatılmışız ki; bu özellikleri yerli yerince ve istenilen şekilde kullanırsak kullukta zirve noktasına geleceğimizi bilmeliyiz.

Zamanımız, güzel ahlakın güzel örneklerine o kadar hasret ki. Zira bütün "iyi" diyebileceğimiz özellikler fıtratımızdan uzaklaşmış ve arılığını, duruluğunu yitirmiştir. Fedakârlık, yardımlaşma, kardeşlik, kendini diğerinin yerine koyma, sevgi gibi üstün duygular yaşansa da mutlaka içinde bir kirlilik mevcuttur. Mesela birine yardım ederken dahi sonucunu ve karşılığını bekleyerek yapıyoruz. Bütün ilişkilerimiz menfaat odaklı ve saflığını tamamen kaybetmiş. Hatta çıkarsız iyilik yapan kimseleri gördüğümüzde neredeyse melek muamelesi yapacağız.

Bunu niye mi anlattım? Soruyla cevap vereyim... Sizin için "anne"niz nasıl biridir? Eminim ortalama herkesten alacağımız cevap aynı olacak. "Merhametli, sevgi dolu… Çocuklarına çok düşkün… Hastalandığımda geceleri uyuyamaz başımda bekler. Bizim için çabalar durur. Kaç yaşına geldim, hala ayağımdaki terliği kontrol eder." vs... Evet, kimse "anne" gibi gerçekten sevemez. Kimse "anne" gibi riyasız ve karşılıksız iyilik yapamaz. O saf duyguları, hani çağımızda neredeyse kaybolmuş o yüce erdemleri, anneden başkası yüreğinde taşıyamaz.

Annedir, yavrularını doyurduğunda kendisi doymuş gibi olan. Annedir, sevgisinin içinde bir damla yalan olmayan. Annedir, merhametin iliklerine kadar işlediği. Annedir yüreğinde evlatları için hep bir sızı ve endişe taşıyan...

Ondandır ki nesillerin ihyası anneye emanet edilmiştir. Çünkü kız-erkek her çocuk, öncelikle sevgi ve şefkat gibi duygularla beslenmelidir. Çocuk gözünü açtığı andan itibaren karşısında bu iki değerli duygunun; yani sevgi ve şefkatin ete kemiğe bürünmüş şeklini görerek hayata başlar. Zira bundan yoksun bireylerin yaşamlarında hep bir eksiklik ve terslik vardır.

Bunun içindir ki hamilelik, doğum ve sonrası gibi olaylar babanın değil, annenin yani "kadın"ın en mühim özelliği olmuştur.

İşte bu "ilahi bir lütuf" değil de nedir? Bir kadın için "annelikten" daha yüce bir değer var mıdır? Allah`ım bizi böyle ulvi duygularla donattığın için sana sonsuz şükranlar...

Annelik dışında da (veya annelikten doğan) daha başka özelliklerimiz mevcuttur. İncelik, anlayış, ruh güzelliği...

Efendimiz (SAV)`in farklı bir üslup ve benzetmeyle anlattığı gibi kadın; "Kaburga kemiği gibi eğridir."... Doğrultmaya kalkıldığı zaman hemen kırılacak kadar nazik ve ince bir ruha sahiptir. Bu benzetme asla kadının kusurlu ve inatçı olduğu anlamına gelmez... Kadının zarafetine halel getirmez... Efendimiz gibi kadının dilinden anlamak yine hasretini çektiğimiz başka bir mevzu... Öyle değil mi? Bütün olumsuzlukların sebebi, birbirimizin dilinden anlamamak...

Anne olduğu kadar, eştir kadın. Öğretmendir, eğiticidir. Arabulucu, yapıcıdır. Kendisi haklı olsa dahi gururunu hiçe sayar. Çünkü mayasında fedakârlık ve diğerkâmlık vardır. Kendinden geçmeyi "anne" olduktan sonra daha da pekiştirmiştir... Kadın, fıtratı doğrultusunda ömür sürdürse, kaba ve katılığın onu ne kadar çirkinleştirdiğini görebilir.

Kadın, fıtratını koruyabilse Rabbimizin "çiçek gibi, bitki gibi" benzetmesine nail olabilir. Erkek bedenen ne kadar güçlü ise kadın da ruhen o kadar güçlüdür. Çünkü en istenilen ve saf hassalarla yaratılmıştır... Rabbimiz buna dikkat çekerek, erkeklere kadınlar konusunda uyarılarda bulunmuştur...

Ne mutlu kendisine bahşedilen bu ilahi lütuflara sadık olanlara!

Ve ne yazık hala aynı notaları tekrarlayıp kendi değerinin farkına varamayanlara!

Hacer Sara Arslan | Nisanur Dergisi | Ocak 2018 – 74. Sayı

 


 
24-01-2018 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.